nal isim Arapça na¤l At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası: "Atları...
nal
isim Arapça na¤l
"Atların nal tıkırtıları, demir tekerlek gürültüleri işitildi."- Ö. Seyfettin.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
nal çakmak nal deyip mıh dememek nalları dikmek nal toplamak
Birleşik Sözler
nalbant naldöken dörtnal dörtnala
Kaynak:
Rüyada Nal Görmek
NAL a. (ar. nacf).
1. At ve öküz şeklinde hizmet hayvanlarına, tırnağın aşınmasını ve bozulmasını önlemek için çakılan, demirden ya da çeşitli alaşımlardan yapılmış oluklu, yassı çubuk. (Bunun yanı sıra nal, ayakların kaymasını engelleyerek ayak kusurlarını düzeltecek, ayak hastalıklarını iyileştirmeye destek olacak biçimlerde de yapılmaktadır.) [Bk. ansikl. böl.]
2. Esk. Ayakkabı.
3. Sabanın vb. ucundaki demir kısım.
4. Nal döken - NALDÖKEN. || Nal dövmek, derinin üstüne dövme yapmak. || Nal toplamak, sözkonusu atsa, yarışta en geriye kalmak, sonuncu olmak. || Nalını sökmek için ölmüş eşek aramak, çaba ve emek harcamaksızın bir çıkar ardında koşmak. || Nalları dikmek, sözkonusu hayvan ya da hayvana benzetilen kişiyse, ölmek (arg.).
*Ask. tar. Nal çantası, hayvanların binek ya da taşıma hizmetlerinde kullanıldıkları dönemlerde, bu tarz şeyleri kullananların yanlarında taşıdıkları ve içinde yedek nal, mıh vb. bulunan çanta.
*Folk. Bazı inanışlara gore, yolda tesadüf sonucu bulunan bir nal uğur getirir; bu uğurun nalın üstünde kalan mıhların sayısıyla orantılı olduğu kabul edilir. Yüzük haline getirilen nal mıhının ya da yüzük taşı olarak kullanılan bu mıhın başının, nazara, kaza ve cinayetlere karşı koruyucu olduğuna inanılır.
*Nalbantl. Nal çakma ya da nal vurma, NALLAMA'nın eşanlamlısı. || Dövme nal - DÖVME. || Nal kesmek, nal yapmak, dövme nal yapmak: || Nal tokmağı, - TOKMAK. || Birleşmiş kollu nal, kolları bir kirişle birleştirilmiş nal. || Buz nalı, hayvanın buzda kaymasını engellemek suretiyle buz mıhlarıyla donatılmış nal. || Florantin nal, mıh kullanılmaksızın ayağa penslerle tutturulan nal. || İngiliz nalı, hayvanın tırnağını bir miktar kaplayan nal. || Kapalı nal, kolları çok geniş olan nal. || Terlik nal, iç kısmı dışından daha kalınca ve tırnağa doğru incelen nal.
*Patol. At nalı böbrek, iki böbreğin alt uçlarının orta çizgide birleşmesiyle belirgin at nalı görünümünde şekil bozukluğu.
*'Yet. Ortopedik nal, kusurlu ayakları tedavi etmek için kullanılan hususi nal. (Birleşik uçlu nal, dar ökçeli nal şeklinde çeşitleri vardır.)
♦ sıf. Denize. Nal kasa, FALAKALI* KASA' nın eşanlamlısı.
*ANSİKL. Romalılar çivili nalı bilmediklerinden, solea'yı buluş ettiler; bu, bir tür at sandalıydı, ayağından yaralanmış atlara tedavi amacıyla giydiriliyordu. Çivili nallar ilk kez IX. yy.'da resimli bizans ve latin belgelerinde bununla birlikte görüldü. IX.-XII. yy.'lar içinde pek azca kullanıldı; XII. yy.'da çivili nal kullanımı kaide haline geldi; XIV. yy.'da çakılan nallar hafifçe, dar, olukluydu, mıh delikleri uzunca ve mıhlar da keman anahtarı biçimindeydi; sonrasında mıh delikleri kare, mıhlar da kesik piramit biçimini aldı; tırnağa yatırılan bu nallar içbükeydi ve tırnağın ön ucunun aşınmasını önlemek için alın yapılıyordu; oluklu sac yerine daha geniş ve daha ağır levhalar kullanılıyordu.
Hindistan'da, Çin'de, Japonya'da XVIII. yy.'a kadar çivili nal bilinmiyordu.
Nal. hayvanların ayağına uygun bir biçimdedir. Tırnağı korur, hayvanın hareket etmek için harcamış olduğu kuvveti mühim seviyede destek sunar ve ayağın yeri daha iyi kavramasını sağlar. At nalı, eğilmiş bir metal lamadır ve üstünde mıhların çakılması için açılmış delikler vardır (mıh delikleri). Şu bölümlerden oluşur: sünbük. kollar (meme [terbi] ve ökçe), kol uçları. Kol uçları kaldırılmışsa, buna mahmuz adı verilir. Çoğu zaman nalların ön bölümünde tırnağa doğru kıvrılan bir alırı vardır.
NAL a. (fars. nal). Esk.
1. Kamış, saz.
2. Şekerkamışı.
3. Kamış düdük.
4. Kamış kalem içindeki ince tel.
5. inleme sesi, inilti.
♦ sıf. inleyen, inleyici.
1. At ve öküz şeklinde hizmet hayvanlarına, tırnağın aşınmasını ve bozulmasını önlemek için çakılan, demirden ya da çeşitli alaşımlardan yapılmış oluklu, yassı çubuk. (Bunun yanı sıra nal, ayakların kaymasını engelleyerek ayak kusurlarını düzeltecek, ayak hastalıklarını iyileştirmeye destek olacak biçimlerde de yapılmaktadır.) [Bk. ansikl. böl.]
2. Esk. Ayakkabı.
3. Sabanın vb. ucundaki demir kısım.
4. Nal döken - NALDÖKEN. || Nal dövmek, derinin üstüne dövme yapmak. || Nal toplamak, sözkonusu atsa, yarışta en geriye kalmak, sonuncu olmak. || Nalını sökmek için ölmüş eşek aramak, çaba ve emek harcamaksızın bir çıkar ardında koşmak. || Nalları dikmek, sözkonusu hayvan ya da hayvana benzetilen kişiyse, ölmek (arg.).
*Ask. tar. Nal çantası, hayvanların binek ya da taşıma hizmetlerinde kullanıldıkları dönemlerde, bu tarz şeyleri kullananların yanlarında taşıdıkları ve içinde yedek nal, mıh vb. bulunan çanta.
*Folk. Bazı inanışlara gore, yolda tesadüf sonucu bulunan bir nal uğur getirir; bu uğurun nalın üstünde kalan mıhların sayısıyla orantılı olduğu kabul edilir. Yüzük haline getirilen nal mıhının ya da yüzük taşı olarak kullanılan bu mıhın başının, nazara, kaza ve cinayetlere karşı koruyucu olduğuna inanılır.
*Nalbantl. Nal çakma ya da nal vurma, NALLAMA'nın eşanlamlısı. || Dövme nal - DÖVME. || Nal kesmek, nal yapmak, dövme nal yapmak: || Nal tokmağı, - TOKMAK. || Birleşmiş kollu nal, kolları bir kirişle birleştirilmiş nal. || Buz nalı, hayvanın buzda kaymasını engellemek suretiyle buz mıhlarıyla donatılmış nal. || Florantin nal, mıh kullanılmaksızın ayağa penslerle tutturulan nal. || İngiliz nalı, hayvanın tırnağını bir miktar kaplayan nal. || Kapalı nal, kolları çok geniş olan nal. || Terlik nal, iç kısmı dışından daha kalınca ve tırnağa doğru incelen nal.
*Patol. At nalı böbrek, iki böbreğin alt uçlarının orta çizgide birleşmesiyle belirgin at nalı görünümünde şekil bozukluğu.
*'Yet. Ortopedik nal, kusurlu ayakları tedavi etmek için kullanılan hususi nal. (Birleşik uçlu nal, dar ökçeli nal şeklinde çeşitleri vardır.)
♦ sıf. Denize. Nal kasa, FALAKALI* KASA' nın eşanlamlısı.
*ANSİKL. Romalılar çivili nalı bilmediklerinden, solea'yı buluş ettiler; bu, bir tür at sandalıydı, ayağından yaralanmış atlara tedavi amacıyla giydiriliyordu. Çivili nallar ilk kez IX. yy.'da resimli bizans ve latin belgelerinde bununla birlikte görüldü. IX.-XII. yy.'lar içinde pek azca kullanıldı; XII. yy.'da çivili nal kullanımı kaide haline geldi; XIV. yy.'da çakılan nallar hafifçe, dar, olukluydu, mıh delikleri uzunca ve mıhlar da keman anahtarı biçimindeydi; sonrasında mıh delikleri kare, mıhlar da kesik piramit biçimini aldı; tırnağa yatırılan bu nallar içbükeydi ve tırnağın ön ucunun aşınmasını önlemek için alın yapılıyordu; oluklu sac yerine daha geniş ve daha ağır levhalar kullanılıyordu.
Hindistan'da, Çin'de, Japonya'da XVIII. yy.'a kadar çivili nal bilinmiyordu.
Nal. hayvanların ayağına uygun bir biçimdedir. Tırnağı korur, hayvanın hareket etmek için harcamış olduğu kuvveti mühim seviyede destek sunar ve ayağın yeri daha iyi kavramasını sağlar. At nalı, eğilmiş bir metal lamadır ve üstünde mıhların çakılması için açılmış delikler vardır (mıh delikleri). Şu bölümlerden oluşur: sünbük. kollar (meme [terbi] ve ökçe), kol uçları. Kol uçları kaldırılmışsa, buna mahmuz adı verilir. Çoğu zaman nalların ön bölümünde tırnağa doğru kıvrılan bir alırı vardır.
NAL a. (fars. nal). Esk.
1. Kamış, saz.
2. Şekerkamışı.
3. Kamış düdük.
4. Kamış kalem içindeki ince tel.
5. inleme sesi, inilti.
♦ sıf. inleyen, inleyici.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR