Net TDK, Türk Dil Kurumu ödat Fransızca net 1 . Tüm çizgileri belirgin olan, gözün tüm ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. ...
Net
TDK, Türk Dil Kurumu
ödat Fransızca net
1 . Tüm çizgileri belirgin olan, gözün tüm ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen.
2 . İyi duyulan (ses).
3 . Kesintilerden sonrasında geri kalan oranda olan, safi:
4 . (mecaz) Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan:
TDK, Türk Dil Kurumu
1 . Tüm çizgileri belirgin olan, gözün tüm ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen.
2 . İyi duyulan (ses).
3 . Kesintilerden sonrasında geri kalan oranda olan, safi:
"Bin beş yüz net veriyorlardı, vergi, sigorta çıktıktan sonrasında."- H. Taner.
4 . (mecaz) Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan:
"Yaşamını didik didik etmek, son beş altı senelik çizgisini net olarak ortaya çıkarmak istiyordu."- T. Buğra.
Birleşik Sözler
- net fotoğraf
- net ücret
Net kütle nedir, nerelerde kullanılır?
Microsoft .NET Framework
Murat Net
NET, -tl sıf. (fr. net).
1. Bulanık olmayan, çizgileri açık seçik, belirgin olan bir görüntü, bir fotoğraf vb. için kullanılır; Televizyonunuzun görüntüsü çok net. Net bir fotoğraf değildir.
2. üstünde bundan böyle hiçbir kesinti yapılmayan; kesintiler çıktıktan sonrasında elde kalan meblağ için kullanılır: Aylık net gelir. Bu yılkı net kârınız ne kadar? Net maaşınızı söyler misiniz? (Karşt. BRüT.)
3. Hiçbir kuşkuya yer vermeyecek kadar açık, kati olan şey için kullanılır; açık: Mevzu üstünde net bir düşüncesi yok. Sorulara net yanıtlar vermek.
4. Gizli saklı kapaklı işleri olmayan bir kimse onun dürüstlükle ortaya koyduğu tutumu için kullanılır: Net bir insan değildir. Bu işteki tutumu pek net değildir.
5. Belirgin, hissedilebi- lir, mühim bir şey için kullanılır: Durumunda net bir iyileşme görülmüyor.
6. Bir kimsenin ya da bir şeyin pürüzsüz, anlaşılır, iyi duyulabilen sesi için kullanılır: Net bir ses.
7. Net ağırlık, bir şeyin kendi ağırlığı, darası çıkarıldıktan sonraki ağırlığı. || Net fiyat, üstünde ne indirim ne de artış yapılmayan fiyat. || Net olarak, açıkça: Net olarak göremiyorum; hiçbir şey saklamadan: Soruları net olarak yanıtlamak.
*-*ikt. Net hâsıla, üretim kapasitesinde ya da mevcud servetler kitlesinde herhangi bir azalışa yol açmaksızın, üretimden çıkarıp alınabilecek şey.
*-*işi. ikt. Net yatırım, belirgin bir dönem içinde kullanılan ana para donanımındaki eskime ve aşınmayı karşılayan bir tutarın üstündeki yatırımlar.
*-*Muhs. Net etken, üçüncü kişiler bakımından aktifin pasife oranla fazlalığı. || Net defter kıymeti, amortismana doğal olarak bir varlığın defter kıymeti (muhasebe kayıtlarında görülen maliyeti) ile birikmiş amortismanı arasındaki fark. || Net kâr, işlemlerin tüm gider kategorileri çıktıktan sonrasında elde edilmiş nihai sonucu. (Karşt. GAYRİ SAFİ KÂR") || Net durağan varlıklar, durağan varlıkların amortismanlar çıkarıldıktan sonraki kıymeti. || Bir faturanın net tutarı, türlü indirimlerden sonrasında elde edilmiş satmaca tutarı.
*-*Tic. ve Bank. Net faiz, gayri safi faiz tutarından komisyonlar, vergiler ve diğeri giderler çıkarıldıktan sonrasında kalan bölüm.
♦ be
1. Net olarak; açık seçik: Vakası son aşama net ortaya koydu. Ses çok net geliyor.
2. Açık seçik, tüm çizgileriyle: Gözü çok bozuk, bu uzaklıktan tahtadaki yazıyı net göremiyor.
1. Bulanık olmayan, çizgileri açık seçik, belirgin olan bir görüntü, bir fotoğraf vb. için kullanılır; Televizyonunuzun görüntüsü çok net. Net bir fotoğraf değildir.
2. üstünde bundan böyle hiçbir kesinti yapılmayan; kesintiler çıktıktan sonrasında elde kalan meblağ için kullanılır: Aylık net gelir. Bu yılkı net kârınız ne kadar? Net maaşınızı söyler misiniz? (Karşt. BRüT.)
3. Hiçbir kuşkuya yer vermeyecek kadar açık, kati olan şey için kullanılır; açık: Mevzu üstünde net bir düşüncesi yok. Sorulara net yanıtlar vermek.
4. Gizli saklı kapaklı işleri olmayan bir kimse onun dürüstlükle ortaya koyduğu tutumu için kullanılır: Net bir insan değildir. Bu işteki tutumu pek net değildir.
5. Belirgin, hissedilebi- lir, mühim bir şey için kullanılır: Durumunda net bir iyileşme görülmüyor.
6. Bir kimsenin ya da bir şeyin pürüzsüz, anlaşılır, iyi duyulabilen sesi için kullanılır: Net bir ses.
7. Net ağırlık, bir şeyin kendi ağırlığı, darası çıkarıldıktan sonraki ağırlığı. || Net fiyat, üstünde ne indirim ne de artış yapılmayan fiyat. || Net olarak, açıkça: Net olarak göremiyorum; hiçbir şey saklamadan: Soruları net olarak yanıtlamak.
*-*ikt. Net hâsıla, üretim kapasitesinde ya da mevcud servetler kitlesinde herhangi bir azalışa yol açmaksızın, üretimden çıkarıp alınabilecek şey.
*-*işi. ikt. Net yatırım, belirgin bir dönem içinde kullanılan ana para donanımındaki eskime ve aşınmayı karşılayan bir tutarın üstündeki yatırımlar.
*-*Muhs. Net etken, üçüncü kişiler bakımından aktifin pasife oranla fazlalığı. || Net defter kıymeti, amortismana doğal olarak bir varlığın defter kıymeti (muhasebe kayıtlarında görülen maliyeti) ile birikmiş amortismanı arasındaki fark. || Net kâr, işlemlerin tüm gider kategorileri çıktıktan sonrasında elde edilmiş nihai sonucu. (Karşt. GAYRİ SAFİ KÂR") || Net durağan varlıklar, durağan varlıkların amortismanlar çıkarıldıktan sonraki kıymeti. || Bir faturanın net tutarı, türlü indirimlerden sonrasında elde edilmiş satmaca tutarı.
*-*Tic. ve Bank. Net faiz, gayri safi faiz tutarından komisyonlar, vergiler ve diğeri giderler çıkarıldıktan sonrasında kalan bölüm.
♦ be
1. Net olarak; açık seçik: Vakası son aşama net ortaya koydu. Ses çok net geliyor.
2. Açık seçik, tüm çizgileriyle: Gözü çok bozuk, bu uzaklıktan tahtadaki yazıyı net göremiyor.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR