MÖ 4500 dolaylarında Yağ kandili: Yağ kandili buluş edilir. MÖ 3000 dolaylarında Mum: Mumlar buluş edilir. 1300 yıllarda meşale 1780 ...
MÖ 4500 dolaylarında Yağ kandili: Yağ kandili buluş edilir.
MÖ 3000 dolaylarında Mum: Mumlar buluş edilir.
1300 yıllarda meşale
1780 Yağ lambası: Aimé Argand, merkezi hava akımı ile ayarlanabilir yağ lambasını buluş eder.
1784 Aimé Argand, merkezi hava akımı yağ lambasına cam bacasını ekler.
1792 Gaz lambası: William Murdoch, gaz aydınlatmasıyla gözlem halletmeye adım atar, ve muhtemelen bu yılda ilk gaz ışığını üretti.
1802 William Murdoch, gazla Soho dökümhanesinin dışını aydınlattı.
1802 Ark (yay) aydınlatma: Humphry Davy, açık havada ark (yay)-aydınlatmayı denedi.
1805 Phillips ve Lee's Cotton Mill, Manchester, gaz ile tam olarak aydınlatılan ilk endüstriyel fabrikaydı.
1813 National Heat ve Light Company şirketi, Fredrich Winzer tarafınca oluşturuldu (Winsor).
1815 Madenci lambası:Humphry Davy, madencinin, madenci lambasını buluş eder.
1825 Hidrojen/oksijen/kalsiyum lambası:
1835 Ampul: James Bowman Lindsay, Dundee' nin vatandaşları' na ampul' un elektrik aydınlatma sisteminin temeli bulunduğunu gösterir.
1840 Parafin (gaz) lambası: Petrol' den elde edilmiş yakıtı yakan lamba.
1841 Ark lambası: Paris'te deneysel olarak genel aydınlatma olarak kullandı.
1853 Petrol lambası: Ignacy Lukasiewicz, petrol lambasını buluş eder.
1854 Bambu telli lamba: Heinrich Göbel, Bir cam ampulü' nün içine yerleştirilen karbona dönüştürülmüş bir bambu teli süresince bir elektrik akımını geçirerek ilk olarak parlak lambayı buluş etti.
1856 Heinrich Geissler, Elektrik arkını bir tüp içinde denedi.
1867 Flüoresan lamba: A.E. Becquerel, ilk olarak flüoresan lambayı buluş eder.
1875 Henry Woodward, elektrik ampulüne patent alır.
1876 Ergonomik karbon ark lambası: Pavel Yablochkov, Yablochkov kandili adında olan ergonomik karbon ark lambası ile ilk kez Paris' in ana caddelerini aydınlattı.
1879 Thomas Edison ve Joseph Wilson Swan, karbon-telli parlak lambanın patentini alırlar.
1880 16 Watt'lık ampul: Thomas Edison, 1500 saat sürekli yanabilen 16 watt'lık ampulünü üretti.
1889 Parlak gaz pelerini: İcat edilen parlak gaz pelerini, gaz aydınlatmasında devrim yapar.
1893 Telsiz Flüoresan ve Neon lambaları: Nikola Tesla, yüksek frekanslı elektrik tarafınca sağlamış olduğu enerjiyi, telsiz alçak basınçlı içi boşaltılmış gaz lambalarını laboratuvarını aydınlatmakta kullanır.
1894 Moore Tüpü: D.Mc Farlane Moore, Moore tüpünü yaratır, elektrik gaz-boşaltma lambalarının habercisi.
1896 Karpit lambası:
1897 Akkor lamba: Walther Nernst, buluş etmiş olduğu akkor lambanın patentini aldı.
1901 Civa-buhar lambası: Peter Cooper Hewitt, civa-buhar lambasını yapar.
1909 Tantaliyum telli lamba
1911 Georges Claude, neon lambasını geliştirdi.
1926 Edmund Germer, Flüoresan lambasının patentini aldı.
1962 Diyot lambası: Nick Holonyak Jr., İlk olarak ergonomik tayf görünümlü ışık yürüyerek diyod lambasını geliştirir.
1985 Reflektör lamba
1986 Sodyum /sodyumoksit lambası:
1991 Philips, 60,000 saat devam eden bir flüoresan lamba buluş eder. Ampul, manyetik indüksiyon kullanır.
İçinde tel bulunan lamba iyi mi ışık yayar ve telli lambaların sakıncaları var mıdır?
Floresan Lamba
Lamba parlaklığı ile ilgili çözümlü sual örnekleri verir misiniz?
Lamba
TDK, Türk Dil Kurumu
a.(la'mba, l ince okunması mümkün)
1. Petrol şeklinde yanıcı bir madde yakarak ya da elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet:
2. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış ya da içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik ya da çelikten ampul.
3. Kapı, pencere kenarlarına oluşturulan, çoğu zaman dik açılı girinti.
TDK, Türk Dil Kurumu
a.(la'mba, l ince okunması mümkün)
1. Petrol şeklinde yanıcı bir madde yakarak ya da elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet:
“Saat firar etti bilmiyorum, lambalar söndü / Anladım ki davetliler evlere döndü†-E. B. Koryürek.
2. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış ya da içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik ya da çelikten ampul.
3. Kapı, pencere kenarlarına oluşturulan, çoğu zaman dik açılı girinti.
ESKİDEN KULLANILAN AYDINLATMA ARAÇLARI :
Dünyanın, başlangıcından beri, insanoğlu, ışık ana membaı olarak güneşi kullandı.Geceleri ise odun ve benzeri katı yakıtları yakarak hem ısındı hem de aydınlandı.
MÖ 70000 Sonradan tutuşturulacak olan yosun ya da benzer bir malzemenin, içi hayvansal yağla dolu olan delik bir kayanın, kabuğun ya da öteki naturel bulunan nesnelerin içine doldurulmuş olduğu bir sistem.
MÖ 4500 dolaylarında Yağ kandili: Yağ kandili buluş edilir.
MÖ 3000 dolaylarında Mum: Mumlar buluş edilir.
1300 yıllarda meşale:
1780 Yağ lambası: Aimé Argand, merkezi hava akımı ile ayarlanabilir yağ lambasını buluş eder.
1784 Aimé Argand, merkezi hava akımı yağ lambasına cam bacasını ekler.
1792 Gaz lambası: William Murdoch, gaz aydınlatmasıyla gözlem halletmeye adım atar, ve muhtemelen bu yılda ilk gaz ışığını üretti.
1802 William Murdoch, gazla Soho dökümhanesinin dışını aydınlattı.
1802 Ark (yay) aydınlatma: Humphry Davy, açık havada ark (yay)-aydınlatmayı denedi.
1805 Phillips ve Lee's Cotton Mill, Manchester, gaz ile tam olarak aydınlatılan ilk endüstriyel fabrikaydı.
1813 National Heat ve Light Company şirketi, Fredrich Winzer tarafınca oluşturuldu (Winsor).
1815 Madenci lambası:Humphry Davy, madencinin, madenci lambasını buluş eder.
1825 Hidrojen/oksijen/kalsiyum lambası:
1835 Ampul: James Bowman Lindsay, Dundee' nin vatandaşları' na ampul' un elektrik aydınlatma sisteminin temeli bulunduğunu gösterir.
1840 Parafin (gaz) lambası: Petrol' den elde edilmiş yakıtı yakan lamba.
1841 Ark lambası: Paris'te deneysel olarak genel aydınlatma olarak kullandı.
1853 Petrol lambası: Ignacy Lukasiewicz, petrol lambasını buluş eder.
1854 Bambu telli lamba: Heinrich Göbel, Bir cam ampulü' nün içine yerleştirilen karbona dönüştürülmüş bir bambu teli süresince bir elektrik akımını geçirerek ilk olarak parlak lambayı buluş etti.
1856 Heinrich Geissler, Elektrik arkını bir tüp içinde denedi.
1867 Flüoresan lamba: A.E. Becquerel, ilk olarak flüoresan lambayı buluş eder.
1875 Henry Woodward, elektrik ampulüne patent alır.
1876 Ergonomik karbon ark lambası: Pavel Yablochkov, Yablochkov kandili adı verilen ergonomik karbon ark lambası ile ilk kez Paris' in ana caddelerini aydınlattı.
1879 Thomas Edison ve Joseph Wilson Swan, karbon-telli parlak lambanın patentini alırlar.
1880 16 Watt'lık ampul: Thomas Edison, 1500 saat sürekli yanabilen 16 watt'lık ampulünü üretti.
1889 Parlak gaz pelerini: İcat edilen parlak gaz pelerini, gaz aydınlatmasında devrim yapar.
1893 Telsiz Flüoresan ve Neon lambaları: Nikola Tesla, yüksek frekanslı elektrik tarafınca sağlamış olduğu enerjiyi, telsiz alçak basınçlı içi boşaltılmış gaz lambalarını laboratuvarını aydınlatmakta kullanır.
1894 Moore Tüpü: D.Mc Farlane Moore, Moore tüpünü yaratır, elektrik gaz-boşaltma lambalarının habercisi.
1896 Karpit lambası:
1897 Akkor lamba: Walther Nernst, buluş etmiş olduğu akkor lambanın patentini aldı.
1901 Civa-buhar lambası: Peter Cooper Hewitt, civa-buhar lambasını yapar.
1909 Tantaliyum telli lamba
1911 Georges Claude, neon lambasını geliştirdi.
1926 Edmund Germer, Flüoresan lambasının patentini aldı.
1962 Diyot lambası: Nick Holonyak Jr., İlk olarak ergonomik tayf görünümlü ışık yürüyerek diyod lambasını geliştirir.
1985 Reflektör lamba
1986 Sodyum /sodyumoksit lambası:
1991 Philips, 60,000 saat devam eden bir flüoresan lamba buluş eder. Ampul, manyetik indüksiyon kullanır.
LAMBA a. (klasik lat. ve yun. lampas' tan).
1. Görünür ışık ya da kızılaltı, morötesi ışımalar üretmek amacıyla yapılmış ışıma membaı. (Bk. ansikl. böl. Aydınlt.)
2. Ampul ve bunun takıldığı armatürden oluşan aydınlatma aygıtı; ışıklık.
3. Işıklığın, ışık üreten kısmı; ampul: Bir lambayı yakmak.
4. Bir alev ya da bir ışıma üreten aygıt, düzenek: Alkol lambası, kızılaltı lambası.
5. Lamba kontrolü, yumurtaları lamba ışığına tutarak meydana getirilen araştırma. (Bu incelemeyle yumurtanın tazeliği, kalitesi ya da embriyonun ölü olup olmadığı anlaşılır.) || Lambadan geçirmek, lamba kontrolü uygulamak. || Lambayı açmak, fitilini yükselterek lambanın ışığını çoğaltmak. || Lambayı kısmak, fitilini indirerek ışığını azaltmak. || Cep lambası, el feneri.
—Aydınlt. Asetilen lambası, kalsiyum karbür içeren bir kaptan oluşan lamba; içine su konduğunda açığa çıkan asetilen tutuşturularak ışık elde edilir. || Cıva buharlı lamba, cıva buharı içinde oluşan bir elektrik boşalmasıyla ışık üreten lamba. (Bk.ansikl. böl.) || Halojen lambası, gaz atmosferi, argon ya da kriptonun yanı sıra belli oranda halojen ya da halojenli organik bir bileşik içeren, tungsten filamanlı akkor lamba. (Bk. ansikl. böl.) || Halojenür lambası, bir metal (mesela cıva) buharı ve halojenür (talyum, indiyum, sodyum, skandiyum, lantanitler kalay vb.) ayrışma ürünleri karışımının ışımasıyla ışık üreten boşalmalı lamba. || ispirto lambası, ispirto emdirilmiş pamuk ya da keçeyle dolu bir kap ve bunun içinde yakıta kılcal boru görevi meydana getiren pamuk bir fitilden oluşan ve alevinin hava akımına karşı korunması ihtiyaç duyulan lamba. || iyot lambası, iyot içeren nalojen lambası. (Halojen lambasının ilk gelişmiş biçimi olan iyot lambası ilk olarak otomobil farlarında kullanılmıştır.) || Petrol lambası, petrol içeren bir kap ve bunu kılcallık yöntemiyle emen bir fitilden oluşan lamba; fitilin içinde yükselen petrol, yanmayı hızlandırmak için üstüne delikler açılmış boş bir odanın üstünde yanar. || Sokak lambası - SOKAK. || Yağ lambası, yağ içeren bir kap ve kılcallık yöntemiyle yağı emen bir fitilden oluşan lamba.
—Aydınlt. ve Elektrotekn. Akkor lamba, ışık yayımının, bir elektirk akımının geçişiyle akkor hale gelen bir cisim yardımıyla üretildiği lamba. || Ark lambası, ark boşalmasıyla ya da kömür elektrotlarla ışık üreten lamba. || Elektrik boşalmalı lamba, bir gaz, bir metal buharı ya da birçok gaz ve buhardan oluşan bir karışım içindeki elektrik boşalmasıyla ışık üreten lamba (cıva ya da sodyum buharlı lamba, metal halojenür lambaları). || Flüorışıl lamba, ışığın bilhassa, boşalmadan lanan morötesi ışımanın uyardığı flüorışıl bir katman tarafınca yayınlandığı boşalmalı lamba. || Flüorışıl balonlu lamba, ışığın bilhassa, yüksek tazyik altındaki cıva buharının ve buna ek olarak, flüorışıl bir katmanın ışımasıyla yayımlandığı boşalmalı lamba. || Karma ışıklı lamba, ampulünde, boşalma tüpüne seri bağlı bir akkor lamba filamanı taşıyan flüorışıl balonlu lamba.
—Balıkç. Işıkla meydana getirilen balıkçılıkta kullanılan fener, far, vb. şeklinde ışık larının genel adı. (Teknenin önüne ya da yanına yerleştirilen lamba, balıkları yüzeye çeker. Gözleri kamaşan balıklar yüzer ağlarla ya da oltayla yakalanır.)
—Denize. Pusula lambası, gece seyirlerinde, eski tip pusulaları aydınlatmada kullanılan lamba.
—Elektron, ve TV. TüP'ün eşanlamlısı.
—Ev. ikt. Berger lambası, 1888'de bulunan ve fena kokuları gidermek amacıyla nört ya da güzel kokulu bir maddenin kataliz yöntemiyle yakılması olanağını elde eden lamba.
—inş. Çift lamba, kasa lambasının kafi olmaması durumunda bir kapı dikmesine oluşturulan ek lamba.
—Kim. Alevsiz lamba, etanolün asetik aside yükseltgenmesini katalizleyen, platin telden bir sarmalı olan deneysel düzenek. (Platin sarmal, hava ve alkol buharından oluşan bir karışım içine yerleştirildiğinde, açığa çıkan ısı etkisiyle kızıl dereceye ulaşır ve alkolün yükseltgenmesinde bir katalizör görevi oynar.)
—Kozmet. Bronzlaşma lambası ya da güneş lambası, kapalı yerlerde kullanılan ve morötesi ışın üreterek güneş olmadan bronzlaşmayı elde eden lamba.
—Mad. oc. Akûmülatörlû lamba, madencilerin baretlerine takılan ve belde taşınan bir akümülatörle beslenen elektrikli güvenlik lambası. || Güvenlik lambası, grizulu bir ortamda kullanılabilen lamba. (Bk. ansikl. böl.)
—Marangl. Ahşap bir bölüme boydan boya oluşturulan oyuk. (Bk. ansikl. böl.) || Lamba açmak, bir ahşapta, freze makinesiyle daire testere makinesiyle ya da düzta- banla elde boydan boya oluşturulan oyuk.
—Oto Karayolu taşıtlarında aydınlatmada, işaretlemede ve işaretleşmede kullanılan çeşitli ışıklı aygıtlara verilen genel ad. (Bk. ansikl. böl.) || Geri vites lambası, geceleri geri gidiş manevralarını kolaylaştırmak için bir arabanın arkasına takılan beyaz ışıklı far. (Bu lamba yalnız geri gidişte yanar.) || Park lambaları, bir taşıtın konumunu belirten lambalar. || Sis lambası, sisli havalarda taşıtların görüş alanını iyileştirmek için kullanılan farlar, lambalar.
—Sine Işık lambası, bir ışık kaynağıyla bu ışığı film üstünde toplayan bir aynadan oluşan, gösterici parçası.
—ANSİKL. Aydınlt. Önceleri, bir sıvının (yağ lambası, petrol lambası) ya da bir buğu ya da gazın (benzin buharı, aydınlatma gazı, asetilen) yanmasıyla ışık veren lambalar günümüzde elektrik enerjisiyle iş koşturmacasındadır. Bu enerji refrakter bir maddenin akkor hale gelmesiyle bir metal buharının ışıldama'sıyla, katı bir maddenin ışılışıldama'sıya ışığa dönüştürülebilir.
Konutların aydınlatılmasında, ilk olarak akkor lambalar'dan yararlanılır. Bu lambalar armut, mantar, yumurta, küre, alev ve boru şeklinde değişik biçimlerde olabilir ve alt ya da üst yüzeylerinde bir iç yansıtıcı taşıyabilir; lambanın ampulü saydam, perdahlı (camın matlaştırılmasıyla) ya da opalleştirilmiş (iç yüzeyi toz halinde bir maddeyle kaplanarak) olabilir. Akkor lambalar ışıklı işaretlemede, araçların aydınlatma düzeneklerinde, taşınabilir larda (mesela madencilerin baret lambası), projeksiyonda (büyük alanların aydınlatılması, fotoğraf çekimi, beyaz perde ve tv, film ve diyapozitiflerin projeksiyonu) çok kullanılır.
İşyerlerini aydınlatmada, kuvvetli ışık ve rimleri ve renkleri bozmaması sebebiyle, bilhassa flüorışıl tüp lambalar kullanılır. Bu lambalar bir balast ve gerektiğinde bir starterin kullanımını gerektirir. Flüorışıl lambalar bir çok kez mağazaları, hastaneleri, spor salonlarını aydınlatmada da kullanılır.
Kompakt flüorışıl lamba (düşük hacimli), direkt (tümleşik tıkız lamba) ya da bir destek unsur vasıtasıyla (tümleşik olmayan tıkız lamba), akkor lambaların yerine kullanılabilir ve bu da mühim seviyede enerji tasarrufu sağlar.
1950-1975 süreci süresince, karayollarını ve ağır sanayileri aydınlatmada, çoğunlukla flüorışıl balonlu lambalardan yararlanıldı, fakat günümüzde bu lambalar yerine ışık verimi daha iyi olan yüksek basınçlı, sodyum buharlı lambalar kullanılmaktadır.
Yolları aydınlatmada, çoğu zaman, daha ekonomik olan düşük basınçlı sodyum lambaları kullanılır.
Günümüze dek statların aydınlatılması için projektörlerde kullanılmış olan metal halojenür lambalarının kuşkusuz büyük bir geleceği vardır. Bu lambalar, kompakt biçiminde, beyaz perde filmi çekimlerinde, akkor lambalarının yerine kullanılabilir.
* Ova buharlı lamba. Alçak basınçta cıva buharlı lambanın ışığı zayıftır, fakat ışıl- ışıldamayla (flüorışıl lambalar) güçlendiri- lebilir; yüksek basınçta ışık güçlüdür ve yeşile lâçan rengi ışılışıldamayla (flüorışıl balonlu lambalar) çözülebilir. Cıva buharına metal halojenürler (sodyum halojenür, talyum halojenür, indiyum halojenür, skandiyüm halojenür, disprosyum halojenür vb.) katılarak ışığa çeşitli renkler verilebilir (halojenür lambaları).
* Halojen lambası. Halojen ya da halojenli bir bileşik yardımıyla, lamba içinde, Flamandan buharlaşan tungstenin, tekrardan filamana dönmesine olanak veren yenile- yici bir çevrim oluşur ve bu da, ampulün, tungsten birikimiyle kararmasını önler. Çevrimin uygun halde gerçekleşmesi için, emek harcama esnasında ampulün, lamba içinde halojen ve tungstenden oluşan bir gaz bileşiğinin oluşumuna olanak verecek kafi bir sıcaklığa erişmesi gerekir. Bu yüzden çoğu zaman kuvarstan yapılmış ampuller kullanılır. Eşit güçte halojen lambalar, klasik akkor lambalardan çok daha ufak boyutlu ve çok daha yetkindir (ışık verimi, kullanım ömrü).
—Mad. oc. Güvenlik lambası. Benzinli bir lamba olan alevli güvenlik lambası alevi sakınan kalınca bir cam, üstünde iki çift metal kafes ve kafesleri sakınan bir sac kılıftan oluşur. Manyetik bir kilitleme düzeneği lambanın ocak içinde açılmasını önler. Alev söndüğünde, fosforlu ya dafosfoseryumlu pastillerden oluşan otomatik bir ateşleyiciyle lamba tekrardan yakılır. Alevli güvenlik lambası grizugözler olarak devamlı kullanılmaktadır. Bununla beraber, 1945'ten bu yana yerini, gerek elde, gerek barete takılı olarak taşınan elektrikli güvenlik lambasına bırakmıştır. Bu lamba ufak bir projektörün içinde bulunan bir akkor ampulden oluşur ve kalınca bir camla korunur. Günümüzde bireysel aydınlatma kolektif aydınlatmayla takviye edilmiştir; bu şekilde bir aydınlatma, patlama önleyici bir kılıfla donatılan ve durağan(durgun) olarak ocağın belli başlı bölümlerine yerleştirilen ya da hareketli makineler üstüne monte edilen flüorışıl aydınlatma araçlarıyla gerçekleştirilir.
—Marangl. Kapılara ve kapaklara oluşturulan lambalar bunların tam olarak.kapanma- sını sağlar. Pencere kasalarına ve telarolara oluşturulan iombalar ise, kanatlarda ve kapılarda yuva görevi görür. Lambrilerdeki lambalar eşit genişlikte ve derinliktedir; bunlar bilhassa güzel bir görünüm elde etmek ve alıştırma kolaylığı sağlamak için belli bir aralık bırakılarak da düzenlenebilir.
—Oto. Her kategoriye özgü biçimlere gore, taşıtlara takılması mecburi olan lambalar Viyana (Avusturya) trafik anlaşmasıyla tanımlanan internasyonal bir düzenlemenin yapılmasına niçin oldu (8 kasım 1968).
Bu yasal düzenlemeler aşağıdaki otomobil lambalarını sınıflandırır:
1. park lambaları, önde beyaz, arkada kırmızı ışık veren bu lambalar taşıtın gabarisini belirtir ve karanlıle yerlerde taşıtların yerini belirtmeye yarar;
2. stop lambaları, çift olarak monte edilir ve ayak frenine basıldığında çalışır;
3. sis lambaları, sisli havalarda taşıtın arkaya doğru işaret vermesini iyileştirir;
4. sinyal lambaları, taşıtın sağa ya da sola dönüşünü bildirmede kullanılır;
5. gabari lambaları, bir ağır taşıtın (kamyon, yarı-römorklu çekici, otobüs, yol makinesi) geniş bölümünün en dış noktalarına yerleştirilir ve taşıtın gece trafiğinde, bir yolda ya da bir sokakta kapladığı hacmi belirtmeye yarar. Bu lambalarda, önde beyaz ya da yeşil, arkada ise mecburi olarak kırmızı ışık kullanılır.
1. Görünür ışık ya da kızılaltı, morötesi ışımalar üretmek amacıyla yapılmış ışıma membaı. (Bk. ansikl. böl. Aydınlt.)
2. Ampul ve bunun takıldığı armatürden oluşan aydınlatma aygıtı; ışıklık.
3. Işıklığın, ışık üreten kısmı; ampul: Bir lambayı yakmak.
4. Bir alev ya da bir ışıma üreten aygıt, düzenek: Alkol lambası, kızılaltı lambası.
5. Lamba kontrolü, yumurtaları lamba ışığına tutarak meydana getirilen araştırma. (Bu incelemeyle yumurtanın tazeliği, kalitesi ya da embriyonun ölü olup olmadığı anlaşılır.) || Lambadan geçirmek, lamba kontrolü uygulamak. || Lambayı açmak, fitilini yükselterek lambanın ışığını çoğaltmak. || Lambayı kısmak, fitilini indirerek ışığını azaltmak. || Cep lambası, el feneri.
—Aydınlt. Asetilen lambası, kalsiyum karbür içeren bir kaptan oluşan lamba; içine su konduğunda açığa çıkan asetilen tutuşturularak ışık elde edilir. || Cıva buharlı lamba, cıva buharı içinde oluşan bir elektrik boşalmasıyla ışık üreten lamba. (Bk.ansikl. böl.) || Halojen lambası, gaz atmosferi, argon ya da kriptonun yanı sıra belli oranda halojen ya da halojenli organik bir bileşik içeren, tungsten filamanlı akkor lamba. (Bk. ansikl. böl.) || Halojenür lambası, bir metal (mesela cıva) buharı ve halojenür (talyum, indiyum, sodyum, skandiyum, lantanitler kalay vb.) ayrışma ürünleri karışımının ışımasıyla ışık üreten boşalmalı lamba. || ispirto lambası, ispirto emdirilmiş pamuk ya da keçeyle dolu bir kap ve bunun içinde yakıta kılcal boru görevi meydana getiren pamuk bir fitilden oluşan ve alevinin hava akımına karşı korunması ihtiyaç duyulan lamba. || iyot lambası, iyot içeren nalojen lambası. (Halojen lambasının ilk gelişmiş biçimi olan iyot lambası ilk olarak otomobil farlarında kullanılmıştır.) || Petrol lambası, petrol içeren bir kap ve bunu kılcallık yöntemiyle emen bir fitilden oluşan lamba; fitilin içinde yükselen petrol, yanmayı hızlandırmak için üstüne delikler açılmış boş bir odanın üstünde yanar. || Sokak lambası - SOKAK. || Yağ lambası, yağ içeren bir kap ve kılcallık yöntemiyle yağı emen bir fitilden oluşan lamba.
—Aydınlt. ve Elektrotekn. Akkor lamba, ışık yayımının, bir elektirk akımının geçişiyle akkor hale gelen bir cisim yardımıyla üretildiği lamba. || Ark lambası, ark boşalmasıyla ya da kömür elektrotlarla ışık üreten lamba. || Elektrik boşalmalı lamba, bir gaz, bir metal buharı ya da birçok gaz ve buhardan oluşan bir karışım içindeki elektrik boşalmasıyla ışık üreten lamba (cıva ya da sodyum buharlı lamba, metal halojenür lambaları). || Flüorışıl lamba, ışığın bilhassa, boşalmadan lanan morötesi ışımanın uyardığı flüorışıl bir katman tarafınca yayınlandığı boşalmalı lamba. || Flüorışıl balonlu lamba, ışığın bilhassa, yüksek tazyik altındaki cıva buharının ve buna ek olarak, flüorışıl bir katmanın ışımasıyla yayımlandığı boşalmalı lamba. || Karma ışıklı lamba, ampulünde, boşalma tüpüne seri bağlı bir akkor lamba filamanı taşıyan flüorışıl balonlu lamba.
—Balıkç. Işıkla meydana getirilen balıkçılıkta kullanılan fener, far, vb. şeklinde ışık larının genel adı. (Teknenin önüne ya da yanına yerleştirilen lamba, balıkları yüzeye çeker. Gözleri kamaşan balıklar yüzer ağlarla ya da oltayla yakalanır.)
—Denize. Pusula lambası, gece seyirlerinde, eski tip pusulaları aydınlatmada kullanılan lamba.
—Elektron, ve TV. TüP'ün eşanlamlısı.
—Ev. ikt. Berger lambası, 1888'de bulunan ve fena kokuları gidermek amacıyla nört ya da güzel kokulu bir maddenin kataliz yöntemiyle yakılması olanağını elde eden lamba.
—inş. Çift lamba, kasa lambasının kafi olmaması durumunda bir kapı dikmesine oluşturulan ek lamba.
—Kim. Alevsiz lamba, etanolün asetik aside yükseltgenmesini katalizleyen, platin telden bir sarmalı olan deneysel düzenek. (Platin sarmal, hava ve alkol buharından oluşan bir karışım içine yerleştirildiğinde, açığa çıkan ısı etkisiyle kızıl dereceye ulaşır ve alkolün yükseltgenmesinde bir katalizör görevi oynar.)
—Kozmet. Bronzlaşma lambası ya da güneş lambası, kapalı yerlerde kullanılan ve morötesi ışın üreterek güneş olmadan bronzlaşmayı elde eden lamba.
—Mad. oc. Akûmülatörlû lamba, madencilerin baretlerine takılan ve belde taşınan bir akümülatörle beslenen elektrikli güvenlik lambası. || Güvenlik lambası, grizulu bir ortamda kullanılabilen lamba. (Bk. ansikl. böl.)
—Marangl. Ahşap bir bölüme boydan boya oluşturulan oyuk. (Bk. ansikl. böl.) || Lamba açmak, bir ahşapta, freze makinesiyle daire testere makinesiyle ya da düzta- banla elde boydan boya oluşturulan oyuk.
—Oto Karayolu taşıtlarında aydınlatmada, işaretlemede ve işaretleşmede kullanılan çeşitli ışıklı aygıtlara verilen genel ad. (Bk. ansikl. böl.) || Geri vites lambası, geceleri geri gidiş manevralarını kolaylaştırmak için bir arabanın arkasına takılan beyaz ışıklı far. (Bu lamba yalnız geri gidişte yanar.) || Park lambaları, bir taşıtın konumunu belirten lambalar. || Sis lambası, sisli havalarda taşıtların görüş alanını iyileştirmek için kullanılan farlar, lambalar.
—Sine Işık lambası, bir ışık kaynağıyla bu ışığı film üstünde toplayan bir aynadan oluşan, gösterici parçası.
—ANSİKL. Aydınlt. Önceleri, bir sıvının (yağ lambası, petrol lambası) ya da bir buğu ya da gazın (benzin buharı, aydınlatma gazı, asetilen) yanmasıyla ışık veren lambalar günümüzde elektrik enerjisiyle iş koşturmacasındadır. Bu enerji refrakter bir maddenin akkor hale gelmesiyle bir metal buharının ışıldama'sıyla, katı bir maddenin ışılışıldama'sıya ışığa dönüştürülebilir.
Konutların aydınlatılmasında, ilk olarak akkor lambalar'dan yararlanılır. Bu lambalar armut, mantar, yumurta, küre, alev ve boru şeklinde değişik biçimlerde olabilir ve alt ya da üst yüzeylerinde bir iç yansıtıcı taşıyabilir; lambanın ampulü saydam, perdahlı (camın matlaştırılmasıyla) ya da opalleştirilmiş (iç yüzeyi toz halinde bir maddeyle kaplanarak) olabilir. Akkor lambalar ışıklı işaretlemede, araçların aydınlatma düzeneklerinde, taşınabilir larda (mesela madencilerin baret lambası), projeksiyonda (büyük alanların aydınlatılması, fotoğraf çekimi, beyaz perde ve tv, film ve diyapozitiflerin projeksiyonu) çok kullanılır.
İşyerlerini aydınlatmada, kuvvetli ışık ve rimleri ve renkleri bozmaması sebebiyle, bilhassa flüorışıl tüp lambalar kullanılır. Bu lambalar bir balast ve gerektiğinde bir starterin kullanımını gerektirir. Flüorışıl lambalar bir çok kez mağazaları, hastaneleri, spor salonlarını aydınlatmada da kullanılır.
Kompakt flüorışıl lamba (düşük hacimli), direkt (tümleşik tıkız lamba) ya da bir destek unsur vasıtasıyla (tümleşik olmayan tıkız lamba), akkor lambaların yerine kullanılabilir ve bu da mühim seviyede enerji tasarrufu sağlar.
1950-1975 süreci süresince, karayollarını ve ağır sanayileri aydınlatmada, çoğunlukla flüorışıl balonlu lambalardan yararlanıldı, fakat günümüzde bu lambalar yerine ışık verimi daha iyi olan yüksek basınçlı, sodyum buharlı lambalar kullanılmaktadır.
Yolları aydınlatmada, çoğu zaman, daha ekonomik olan düşük basınçlı sodyum lambaları kullanılır.
Günümüze dek statların aydınlatılması için projektörlerde kullanılmış olan metal halojenür lambalarının kuşkusuz büyük bir geleceği vardır. Bu lambalar, kompakt biçiminde, beyaz perde filmi çekimlerinde, akkor lambalarının yerine kullanılabilir.
* Ova buharlı lamba. Alçak basınçta cıva buharlı lambanın ışığı zayıftır, fakat ışıl- ışıldamayla (flüorışıl lambalar) güçlendiri- lebilir; yüksek basınçta ışık güçlüdür ve yeşile lâçan rengi ışılışıldamayla (flüorışıl balonlu lambalar) çözülebilir. Cıva buharına metal halojenürler (sodyum halojenür, talyum halojenür, indiyum halojenür, skandiyüm halojenür, disprosyum halojenür vb.) katılarak ışığa çeşitli renkler verilebilir (halojenür lambaları).
* Halojen lambası. Halojen ya da halojenli bir bileşik yardımıyla, lamba içinde, Flamandan buharlaşan tungstenin, tekrardan filamana dönmesine olanak veren yenile- yici bir çevrim oluşur ve bu da, ampulün, tungsten birikimiyle kararmasını önler. Çevrimin uygun halde gerçekleşmesi için, emek harcama esnasında ampulün, lamba içinde halojen ve tungstenden oluşan bir gaz bileşiğinin oluşumuna olanak verecek kafi bir sıcaklığa erişmesi gerekir. Bu yüzden çoğu zaman kuvarstan yapılmış ampuller kullanılır. Eşit güçte halojen lambalar, klasik akkor lambalardan çok daha ufak boyutlu ve çok daha yetkindir (ışık verimi, kullanım ömrü).
—Mad. oc. Güvenlik lambası. Benzinli bir lamba olan alevli güvenlik lambası alevi sakınan kalınca bir cam, üstünde iki çift metal kafes ve kafesleri sakınan bir sac kılıftan oluşur. Manyetik bir kilitleme düzeneği lambanın ocak içinde açılmasını önler. Alev söndüğünde, fosforlu ya dafosfoseryumlu pastillerden oluşan otomatik bir ateşleyiciyle lamba tekrardan yakılır. Alevli güvenlik lambası grizugözler olarak devamlı kullanılmaktadır. Bununla beraber, 1945'ten bu yana yerini, gerek elde, gerek barete takılı olarak taşınan elektrikli güvenlik lambasına bırakmıştır. Bu lamba ufak bir projektörün içinde bulunan bir akkor ampulden oluşur ve kalınca bir camla korunur. Günümüzde bireysel aydınlatma kolektif aydınlatmayla takviye edilmiştir; bu şekilde bir aydınlatma, patlama önleyici bir kılıfla donatılan ve durağan(durgun) olarak ocağın belli başlı bölümlerine yerleştirilen ya da hareketli makineler üstüne monte edilen flüorışıl aydınlatma araçlarıyla gerçekleştirilir.
—Marangl. Kapılara ve kapaklara oluşturulan lambalar bunların tam olarak.kapanma- sını sağlar. Pencere kasalarına ve telarolara oluşturulan iombalar ise, kanatlarda ve kapılarda yuva görevi görür. Lambrilerdeki lambalar eşit genişlikte ve derinliktedir; bunlar bilhassa güzel bir görünüm elde etmek ve alıştırma kolaylığı sağlamak için belli bir aralık bırakılarak da düzenlenebilir.
—Oto. Her kategoriye özgü biçimlere gore, taşıtlara takılması mecburi olan lambalar Viyana (Avusturya) trafik anlaşmasıyla tanımlanan internasyonal bir düzenlemenin yapılmasına niçin oldu (8 kasım 1968).
Bu yasal düzenlemeler aşağıdaki otomobil lambalarını sınıflandırır:
1. park lambaları, önde beyaz, arkada kırmızı ışık veren bu lambalar taşıtın gabarisini belirtir ve karanlıle yerlerde taşıtların yerini belirtmeye yarar;
2. stop lambaları, çift olarak monte edilir ve ayak frenine basıldığında çalışır;
3. sis lambaları, sisli havalarda taşıtın arkaya doğru işaret vermesini iyileştirir;
4. sinyal lambaları, taşıtın sağa ya da sola dönüşünü bildirmede kullanılır;
5. gabari lambaları, bir ağır taşıtın (kamyon, yarı-römorklu çekici, otobüs, yol makinesi) geniş bölümünün en dış noktalarına yerleştirilir ve taşıtın gece trafiğinde, bir yolda ya da bir sokakta kapladığı hacmi belirtmeye yarar. Bu lambalarda, önde beyaz ya da yeşil, arkada ise mecburi olarak kırmızı ışık kullanılır.
Kaynak: Büyük Larousse
lamba ingilizcesi
1. lamp.
2. (electron) tube.
3. rabbet (groove); mortise.
-yý açmak to turn up the wick (of a lamp).
- gömleði (incandescent) mantle.
- karpuzu globe of a lamp.
- þiþesi chimney of a lamp.
1. lamp.
2. (electron) tube.
3. rabbet (groove); mortise.
-yý açmak to turn up the wick (of a lamp).
- gömleði (incandescent) mantle.
- karpuzu globe of a lamp.
- þiþesi chimney of a lamp.
İçinde tel bulunan lamba iyi mi ışık yayar ve telli lambaların sakıncaları var mıdır?
Floresan Lamba
Lamba parlaklığı ile ilgili çözümlü sual örnekleri verir misiniz?
YORUMLAR