Hususi ödat 1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait ya da ilişkin olan. 2 . Diğerlerinden ayrılmasını elde eden bir özelliği olan, ...
Hususi
ödat
1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait ya da ilişkin olan.
2 . Diğerlerinden ayrılmasını elde eden bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî:
4 . Devlete değildir, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate kıymet:
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Daima görülenden, olağandan değişik:
ödat
1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait ya da ilişkin olan.
2 . Diğerlerinden ayrılmasını elde eden bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî:
"Hususi bir diyeceği varmış benzer biçimde koluma girdi sokakta."- N. Cumalı.
4 . Devlete değildir, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate kıymet:
"Hususi bir ilgi gösterdi."- .
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Daima görülenden, olağandan değişik:
"Hususi durumları da göz önüne alalım."- .
Birleşik Sözler
- hususi isim
- hususi af
- hususi dikiş
- hususi dil
- hususi girişim
- hususi yaşam
- hususi isim
- hususi kalem
- hususi kesim
- hususi iyelik
- hususi okul
- hususi radyo
- hususi sayı
- hususi tv
- hususi girişim
- hususi tiyatro
- hususi ulak
- hususi yaşam
- hizmete hususi
- kişiye hususi
Hususi bütçe nedir?
İzmir'e hususi yemekler nedir?
Kişiye Hususi Nedir?
ÖZEL sıf.
1. Bir kimsenin kendisini, şahsi yaşamını ilgilendiren şey için kullanılır; şahsi: Bir kimsenin hususi yaşamı, hususi mektupları.
2. Bilhassa bir hiç kimseye, bir şeye ait olan, ona ayrılmış bulunan bir şey için kullanılır; hususi: Firmanın otomobilini değildir, kendi hususi otomobilini kullanır.
3. Herkesi ilgilendirmeyen, tanıksız, her türlü resmi ortam haricinde meydana getirilen bir şey için kullanılır: Hususi bir görüşme.
4. Her insana açık olmayan, bir çok kişiye ya da bir gruba özgü şey için kullanılır: Hususi bir toplantı yapmak. Bir filmin hususi vizyonu.
5. Bilhassa bir hiç kimseye, bir gruba ait olan, onları ilgilendiren bir şey için kullanılır: Hususi mülk. Hususi yol. Hususi giriş.
6. Direkt devlete, devlet yönetimine, bütçesine bağlı olmayan bir şey için, KAMUSAL ya da RESMİ ye karşıt olarak kullanılır: Hususi sektörde analiz etmek. Hususi okul, hususi klinik.
7. Topluluk ve devlete karşıt olarak bireye ilişkin olan şey için kullanılır: Hususi çıkarları korumak.
8. Kamu sektörü haricinde ya da ona karşıt olarak, kişilerce sürdürülen ve özgür meslekler etrafında yer edinen bir etkinlik, bir iş; bu etkinliğe bağlı şey için kullanılır: Bir doktorun hususi hastaları. Hususi dedektif.
9. Herhangi bir özelliğiyle ayırt edilen, kendine özgü bazı özellikleri bulunan bir şey, bir kimse için kullanılır: Bu çok hususi bir vaziyet.
10. En üst dereceye vardırılan bir uğraş için kullanılır: Bir ayrıntıya hususi bir dikkat göstermek.
11. GENEL'e karşıt olarak, belirlenmiş, kesinlik kazanmış, sınırları çizilmiş bir şey için kullanılır: Hususi anlamlı sözcükler.
12. Bir hiç kimseye, bir şeye özgü, bilhassa o kimsede, o şeyde görülen, gözlenen bir şey için kullanılır: Bu çiçeğin hususi bir kokusu var.
13. Belirgin bir kategoriye özgü, belli başlı bir amaca, sonuca yönelik şey için kullanılır: Hususi bir eğitim gerektiren emekler.
14. Apayrı bir kalite taşıyan, olağandışı koşullara uygun olan şey için kullanılır: Hususi yetkiler islemek. Hususi bir lütuf görmek.
15. Ortak olmayan, ölçülerin dışına çıkan, basit sayılmayan şey için kullanılır: Çok hususi bir izleyici topluluğuna seslenen bir tiyatro.
16. Hususi ders, öğretmen tarafınca tek bir öğrenciye ya da minik bir gruba verilen ders. || Hususi sayı, bir süreli yayının herhangi bir mevzuya ayrılan sayısı: Türk dili dergisi halk edebiyatı hususi sayısı.
*Anayas. huk. Hususi yaşamın gizliliği, her insanoğlunun hususi yaşamını gizli saklı tutma mevzusunda gerçek sahibi olması. (Bk. ansikl. böl.)
*Ask. Hususi davet, hususi harekât planlarına dahil birlik ve kurumların sefer kadrolarını bütünlemek suretiyle yedek personelin hizmete alınması amacıyla meydana getirilen davet. || Hususi komut, yalnızca bir kişiyi ya da bir birliği ilgilendiren komut. || Hususi vazife, silahlı kuvvetlerde hususi olarak oluşturulmuş birlik ve kuruluşlarca yapılabilecek taktik ve teknik görevler için kullanılan deyim. || Hususi vazife birliği, Birinci Dünya savaşı'n- da ve ikinci Dünya savaşı'nın başlangıcında, çoğu zaman özgür birlikler olarak toplanan ve bir süre sonra komandolara verilen çok tehlikeli ya da hususi görevleri üstüne alan hafifçe cenk birlikleri. || hususi vazife kuvveti, belli başlı bir taktik görevin yerine getirilmesi amacıyla tek bir komutanın emri altına giren, değişik müfreze, birlik ya da sınıflara mensup elemanların bir araya gelmesiyle oluşan kuvvet. (Bk. ansıkl. böl.) || Hususi hal lerde muharebe, harekât bölgesi koşulla rina (tabii ya da suni) nazaran uygulanacak hususi yöntemler ve birlikler kullanılarak girişilen harekât. (Yerleşim bölgelerinde, tahkimli yerlerde, dere boylarında, ormanlık bölgelerde, çöllerde, dağlık yerlerde, karla kaplı bölgelerde yürütülen muharebeler söz konusu harekâta örnektir. Bu harekâtın yürütülmesinde hususi olarak donatılmış ve eğitilmiş birliklere gereksinim duyulur.) || Hususi harekât, bölgenin koşullarına uygun olarak donatılmış birlikler tarafınca yapılacak harekâta verilen isim. || Özet harp, gayri nizami harp de dahil olmak suretiyle, ruhsal harp ve ayaklanmaya karşı koyma (istikrar harekâtı) ile ilgili askeri ya da askeri olmayan türlü etkinliklerin tümüne verilen isim. || Hususi-karargâh, bir komutanlık karargâhının, genel karargâh emekleri dışındaki hizmetleri yürütmek amacıyla göreve getirilmiş hususi kısmına verilen isim.
*Bank. Hususi kredi, bankaların hususi kişilere (gerçek ya da tüzel) açtıkları kredi.
*Basın. Gösterim hakkı, belirgin bir süre için tek bir gösterim organına ait olan bir haber, bir metin için söylenir. || Hususi muhabir, hesabına çalışmış olduğu gazete tarafınca, mühim bir olayın meydana geldiği yere gönderilerek, yerinde haber toplamakla göreve getirilmiş gazeteci. || Hususi sayı, bir derginin belli başlı bir konudaki yazıların derlendiği sayısı. Mühim vakalar (Çanakkale savaşı), yıl- dönümleri (Namık Kemal'in ölümünün 100. yıldönümü), çabalama alanları (eğitim), kurumlar, kuruluşlar (ordu) vb., hususi sayıların içeriğini oluşturur. (Eskiden nüshai mümlaze denirdi.)
*Dilbil. Hususi isim, tür adının tersine, bir tek varlık ya da nesneyi belirten adın alt- kategorisi (örn. Ali, Ankara). || Özet dil, ferdin içinde bulunmuş olduğu derslik, yaş, meslek tarafınca belirlenen dil. (Örn.; gemici dili [alabanda, siya, baştan kara vb. sözcükleri], basın dili [kadrat, kolon, prova, basıla vb. sözcükleri].) [Eşanl. GRUP DİLİ ]
*Eğit. Hususi eğitim - EĞİTİM || Hususi eğitim sınıfı - EĞİTİM. || Hususi okul, hususi olarak tahsil icra eden okul. (Bk. ansikl. böl.)
*Hematol. Hususi antijen, bir takım ailelerde bulunan ve malum alyuvar kan grupları sisteminden tamamen bağımsız olan alyuvar antijeni. (Hususi antijenler pek çoktur)
*Huk. Özet af * AF. || Hususi hukuk - HUKUK. || Hususi yönetim * İL ÖZEL İDARESİ. || Hususi kalem müdürlüğü, bir bakanlıkta, bakanın resmi ve hususi yazışmalarını her türlü protokol ve merasim işlerini düzenleyen ve diğeri kuruluşlarla işbirliğini elde eden müdürlük. || Hususi mahkeme, belli başlı dava ve uyuşmazlıkların çözümü için hususi yasayla kurulmuş mahkeme. (Hususi mahkemelerin baktıkları işler, kişiler ya da mevzular bakımından sınırlandırılmıştır. Çocuk mahkemeleri, iş mahkemeleri, tapulama mahkemeleri benzer biçimde.) || Hususi iyelik, hususi hukuk kişilerinin (tüzel ya da gerçek şahıs) bir eşya üstündeki mülkiyeti. ( MüLKİYET.)
*ikt. Hususi dış kredi, hükümetlerin, gerçek ve tüzel kişilerin kısa ya da uzun vadeli ana para gereksinimlerini karşılamak amacıyla internasyonal ana para piyasalarından sağladıkları ticari nitelikli kredi. (Bu şekilde borçlanmalar, çoğu zaman hükümetlere yardım durumunda verilen az faizli, uzun vadeli kredilerden değişik olarak düzgüsel faiz oranları üstünden yapılmakta ve geri ödeme süreleri sıkı bir plana bağlanmaktadır.) || Hususi girişim, hususi kesim tarafınca mal ya da hizmet üretmek ve kâr sağlamak amacıyla emek ve ana para benzer biçimde üretim etmenlerini bir araya getirerek örgütleyen ekonomik amaçlı kuruluşlara verilen isim. ( İŞLETME) || * ÖZEL KESİM || Hususi tecim, iç tüketime yönelik dışalımla yabancı ülkelere meydana getirilen ulusal kökenli dışsatımın tümü. (Böylelikle, transit mallar, hususi ticaretin haricinde kalır. Gümrükler, yalnızca hususi tecim üstünde çalışırlar, ama bir sürü ülkenin mevzuatı, hususi tecim ile genel tecim içinde fark yapılmasını pek çok vakit güçleştirir.) || Hususi yatırım, belli başlı bir ülkede ve dönemde, hususi mülkiyete ait üretim araçlarına, konut ve endüstri yapılarına, mal stokuna, meydana getirilen ilaveler.
*Kamu mal. Hususi bütçe, Muhasebe! umumiye k.'na nazaran, mahalli gider ve gelirleri kapsayan bütçe. (Mahalli yönetimleri oluşturan belediyelerin, il hususi idarelerinin ve köylerin bütçeleri hususi bütçe kapsamına girmektedir. Ama, uygulamada bu bütçelerdeki giderler büyük seviyede mahalli kalmış olduğu halde, gelirlerin mühim kısımı devlet gelirlerinden karşılanmaktadır. Hususi bütçeler, ilk olarak kendi hususi yasalarındaki [il özel idaresi kanunu, Belediye kanunu] hususi hükümlere nazaran, bu şekilde bir yargı yoksa, Muhasebei umumiye k. hükümlerine nazaran düzenlenir.)
*Postc. Hususi damga, anma pulu çıkarılmamış bir takım mühim vakalar için belli başlı günlerde ve vakalarla ilgili yerlerde geçerlikte bulunan herhangi bir posta pulunu ya da anma blokunu iptal etmek için yaptırılan tarih damgası. (Bu damgaların üstünde vakayla ilgili yazı ve motifler bulunmaktadır.) || Hususi gün zarfı, üstüne yapıştırılan pula hususi bir flatelik damga basılan, damgayla ilgili yazı ve motifler taşıyan hususi zarf. || Özet ulak, dağıtıcıların, posta gönderilerini (mektup, koli, havale, tebligat) genel dağıtımı beklemeden alıcıya adresinde teslim etmelerine ilişkin posta hizmeti. (Bu hizmet bir kere yapılır. Adresinde bulunamayan alıcı, PTT işyerine çağrılarak gönderisi teslim edilir. Acil posta servisi [APS], bir hususi ulaktır.)
*Telekom. Hususi dönem, KİRALIK DEVRE' nin eşanlamlısı. || Özet hat, tek ve hususi bir abone numarasıyla erişilebilen abone hattı.
*Uluslarar. ikt. Hususi çekiş hakları, ödeme dengelerindeki açığı kapatabilmeleri için, Internasyonal para fonu (İMFj tarafınca devletlere, kotalarıyla orantılı olarak verilen krediler.
*Verg. huk. Hususi bildirge, Kurumlar vergisi k.'na nazaran, dar yükümlülüğe giren yabancı kurumların, vergiye doğal olarak kazançlarının, kıymet artışı kazancı ile arızi kazançlardan ibaret bulunmuş olduğu durumlarda vergi dairelerine vermek zorunda oldukları bildirge. (Yabancı kurum ya da Türkiye'de onun adına hareket eden kimse, söz konusu kazançları elde ediliş tarihinden başlayarak 15 gün içinde vergi dairesine bildirmekle yükümlüdür.) || Özet indirim, Türk gelir vergisi k.'na nazaran, gelir vergisi yükümlülerinin tümüne uygulanan genel indirimden başka, ücret kanalıyla gelir elde edenlere bununla birlikte uygulanan indirim. (Hususi indirim günde 200, ayda 6 000, yılda 72 000 TL'dir. Bakanlar kurulu hususi in
dirim tutarlarını 15 katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu yetki, kalkınma planı ve senelik programlarca hususi ehemmiyet taşımış olduğu belirtilen kesimlerle kalkınmada öncelikli bölgelerde fiilen çalışanların ücretleri için değişik hususi indirim tutarları saptamak şeklinde de kullanılabilir.)
* a.
1. Bir bütünün tek bir öğesini oluşturan şey: Bu problem özelden genele gidilerek çözülebilir.
2. Hususi olarak, yüzyüze, başka kimse olmadan: Sizinle hususi olarak görüşmeliyim; bilhassa, özellikle: Bu mevzuya hususi olarak değindi; bununla birlikte: Hususi olarak belirtmem gerekirse.
*ANSİKL. Anayas. huk. Hepimiz, hususi hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına haizdir. Adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar haricinde, hususi yaşamın ve aile yaşamının gizliliğine dokunulamaz. Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, usulüne nazaran verilmiş bir egemen sonucu olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda da yasayla yetkili kılınan bir makamın emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, hususi kâğıtları ve eşyası aranamaz, bunlara elkonulamaz (Anayasa md..20).
*Ask. Daha birinci Dünya savaşı'nda, büyük taktik birliklerin (tümen ya da tugay) bünyesinde, vazife ve koşulların büyük bir çeşitlilik göstermesine bağlı olarak, daha esnek birlikler ortaya çıktı. Geçici olarak oluşturulan, kendi olanaklarının yanı sıra diğeri birliklerin olanaklarından da yararlanan ve pek çok vakit değişik sınıflara mensup birliklerden meydana gelen bu kuvvetin komutası albay rütbesinde bir komutana veriliyordu, ikinci Dünya savaşı nda Amerikalılar, zırhlıların (combat command) ya da piyadenin (combat team) ağırlıkta olduğu hususi vazife kuvvetleri kurdular.
*Eğit. 1925'te çıkarılan Maarifi umumiye yasası'nda hususi okullarla ilgili hükümlere yer verildi. 1965 tarih ve 625 sayılı Hususi öğretim kurumlan yasası'yla söz konusu okullar yeni bir yönetmeliğe bağlandı. Bununla birlikte, hususi yüksekokullar da açılmaya başladı. 1965-1970 arası Türkiye'de 37 hususi yüksekokul kuruldu. Ama, Anayasa mahkemesi hususi yüksekokul açılmasının Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verince hususi okullar İzmir'de Ege üniversitesine, diğeri illerde de tutumsal ve ticari ilimler akademileri ile Mimarlık akademilerine bağlandı (1971). 1982 Anayasası, vakıfların yükseköğretim okulları açabilmelerine izin verdi. Yükseköğretim kurulu tarafınca hazırlanan Vakıf yükseköğretim kurumla- rı yönetmeliği (1985) uyarınca hususi Bilkenf üniversitesi öğretime açıldı (1986). 1983 tarih ve 2843 sayılı yasa ile 625 sayılı yasanın bir takım maddeleri değiştirildi ve hususi okullar "TC uyruklu gerçek kişiler, hususi hukuk tüzel kişileri ya da hususi hukuk hükümlerine nazaran yönetilen tüzel kişiler tarafınca açılan okulöncesi eğitimi; ilköğretim, ortaöğretim kurumlan, bu düzeyde iletişim ile öğretim icra eden kuruluşlar vb. ile yabancılar tarafınca evvel açılmış olan hususi öğretim kurumlan" olarak tanımlandı. Yasada bununla birlikte hususi öğretim kurumlarının eğitim, öğretim, yönetim, kontrol ve nezarete ile ilgili hükümlere de yer verildi. Hususi okul açmak için ihtiyaç duyulan izin Ulusal eğitim gençlik ve spor bakanlığı'ndan alınır. Kalkınmada öncelikli yörelerde hususi mesleki teknik okullara öncelik tanınır. Resmi benzeri bulunmayan, resmi benzeri tecrübe etme aşamasında olan okullar, askeri ve dinsel eğitim-öğretim icra eden ve güven örgütüne bağlı okulların benzeri hususi öğretim kurumlan açılamaz. Yeni yasaya nazaran yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişiler Türkiye'de kendi adlarına ya da TC uyruklu gerçek ve tüzel kişiler adına yeni hususi öğretim kurumu açamazlar.
1992'de Türkiye'de, 749 hususi türk okulunda 142 287,83 azınlık okulunda6 005, 35 hususi yabancı okulda 10 759 ve 2 hususi internasyonal okulda 470 talebe tahsil görmekteydi. Hususi türk liselerinin büyük kısımı ile hususi yabancı liseler, merkezi sistemle meydana getirilen giriş imtihanı ile talebe alır, 1993'te hususi okullara alınacak 8 260 talebe için meydana getirilen kolejlere giriş sınavına yakş. 18 000 talebe başvurmuştur.
1. Bir kimsenin kendisini, şahsi yaşamını ilgilendiren şey için kullanılır; şahsi: Bir kimsenin hususi yaşamı, hususi mektupları.
2. Bilhassa bir hiç kimseye, bir şeye ait olan, ona ayrılmış bulunan bir şey için kullanılır; hususi: Firmanın otomobilini değildir, kendi hususi otomobilini kullanır.
3. Herkesi ilgilendirmeyen, tanıksız, her türlü resmi ortam haricinde meydana getirilen bir şey için kullanılır: Hususi bir görüşme.
4. Her insana açık olmayan, bir çok kişiye ya da bir gruba özgü şey için kullanılır: Hususi bir toplantı yapmak. Bir filmin hususi vizyonu.
5. Bilhassa bir hiç kimseye, bir gruba ait olan, onları ilgilendiren bir şey için kullanılır: Hususi mülk. Hususi yol. Hususi giriş.
6. Direkt devlete, devlet yönetimine, bütçesine bağlı olmayan bir şey için, KAMUSAL ya da RESMİ ye karşıt olarak kullanılır: Hususi sektörde analiz etmek. Hususi okul, hususi klinik.
7. Topluluk ve devlete karşıt olarak bireye ilişkin olan şey için kullanılır: Hususi çıkarları korumak.
8. Kamu sektörü haricinde ya da ona karşıt olarak, kişilerce sürdürülen ve özgür meslekler etrafında yer edinen bir etkinlik, bir iş; bu etkinliğe bağlı şey için kullanılır: Bir doktorun hususi hastaları. Hususi dedektif.
9. Herhangi bir özelliğiyle ayırt edilen, kendine özgü bazı özellikleri bulunan bir şey, bir kimse için kullanılır: Bu çok hususi bir vaziyet.
10. En üst dereceye vardırılan bir uğraş için kullanılır: Bir ayrıntıya hususi bir dikkat göstermek.
11. GENEL'e karşıt olarak, belirlenmiş, kesinlik kazanmış, sınırları çizilmiş bir şey için kullanılır: Hususi anlamlı sözcükler.
12. Bir hiç kimseye, bir şeye özgü, bilhassa o kimsede, o şeyde görülen, gözlenen bir şey için kullanılır: Bu çiçeğin hususi bir kokusu var.
13. Belirgin bir kategoriye özgü, belli başlı bir amaca, sonuca yönelik şey için kullanılır: Hususi bir eğitim gerektiren emekler.
14. Apayrı bir kalite taşıyan, olağandışı koşullara uygun olan şey için kullanılır: Hususi yetkiler islemek. Hususi bir lütuf görmek.
15. Ortak olmayan, ölçülerin dışına çıkan, basit sayılmayan şey için kullanılır: Çok hususi bir izleyici topluluğuna seslenen bir tiyatro.
16. Hususi ders, öğretmen tarafınca tek bir öğrenciye ya da minik bir gruba verilen ders. || Hususi sayı, bir süreli yayının herhangi bir mevzuya ayrılan sayısı: Türk dili dergisi halk edebiyatı hususi sayısı.
*Anayas. huk. Hususi yaşamın gizliliği, her insanoğlunun hususi yaşamını gizli saklı tutma mevzusunda gerçek sahibi olması. (Bk. ansikl. böl.)
*Ask. Hususi davet, hususi harekât planlarına dahil birlik ve kurumların sefer kadrolarını bütünlemek suretiyle yedek personelin hizmete alınması amacıyla meydana getirilen davet. || Hususi komut, yalnızca bir kişiyi ya da bir birliği ilgilendiren komut. || Hususi vazife, silahlı kuvvetlerde hususi olarak oluşturulmuş birlik ve kuruluşlarca yapılabilecek taktik ve teknik görevler için kullanılan deyim. || Hususi vazife birliği, Birinci Dünya savaşı'n- da ve ikinci Dünya savaşı'nın başlangıcında, çoğu zaman özgür birlikler olarak toplanan ve bir süre sonra komandolara verilen çok tehlikeli ya da hususi görevleri üstüne alan hafifçe cenk birlikleri. || hususi vazife kuvveti, belli başlı bir taktik görevin yerine getirilmesi amacıyla tek bir komutanın emri altına giren, değişik müfreze, birlik ya da sınıflara mensup elemanların bir araya gelmesiyle oluşan kuvvet. (Bk. ansıkl. böl.) || Hususi hal lerde muharebe, harekât bölgesi koşulla rina (tabii ya da suni) nazaran uygulanacak hususi yöntemler ve birlikler kullanılarak girişilen harekât. (Yerleşim bölgelerinde, tahkimli yerlerde, dere boylarında, ormanlık bölgelerde, çöllerde, dağlık yerlerde, karla kaplı bölgelerde yürütülen muharebeler söz konusu harekâta örnektir. Bu harekâtın yürütülmesinde hususi olarak donatılmış ve eğitilmiş birliklere gereksinim duyulur.) || Hususi harekât, bölgenin koşullarına uygun olarak donatılmış birlikler tarafınca yapılacak harekâta verilen isim. || Özet harp, gayri nizami harp de dahil olmak suretiyle, ruhsal harp ve ayaklanmaya karşı koyma (istikrar harekâtı) ile ilgili askeri ya da askeri olmayan türlü etkinliklerin tümüne verilen isim. || Hususi-karargâh, bir komutanlık karargâhının, genel karargâh emekleri dışındaki hizmetleri yürütmek amacıyla göreve getirilmiş hususi kısmına verilen isim.
*Bank. Hususi kredi, bankaların hususi kişilere (gerçek ya da tüzel) açtıkları kredi.
*Basın. Gösterim hakkı, belirgin bir süre için tek bir gösterim organına ait olan bir haber, bir metin için söylenir. || Hususi muhabir, hesabına çalışmış olduğu gazete tarafınca, mühim bir olayın meydana geldiği yere gönderilerek, yerinde haber toplamakla göreve getirilmiş gazeteci. || Hususi sayı, bir derginin belli başlı bir konudaki yazıların derlendiği sayısı. Mühim vakalar (Çanakkale savaşı), yıl- dönümleri (Namık Kemal'in ölümünün 100. yıldönümü), çabalama alanları (eğitim), kurumlar, kuruluşlar (ordu) vb., hususi sayıların içeriğini oluşturur. (Eskiden nüshai mümlaze denirdi.)
*Dilbil. Hususi isim, tür adının tersine, bir tek varlık ya da nesneyi belirten adın alt- kategorisi (örn. Ali, Ankara). || Özet dil, ferdin içinde bulunmuş olduğu derslik, yaş, meslek tarafınca belirlenen dil. (Örn.; gemici dili [alabanda, siya, baştan kara vb. sözcükleri], basın dili [kadrat, kolon, prova, basıla vb. sözcükleri].) [Eşanl. GRUP DİLİ ]
*Eğit. Hususi eğitim - EĞİTİM || Hususi eğitim sınıfı - EĞİTİM. || Hususi okul, hususi olarak tahsil icra eden okul. (Bk. ansikl. böl.)
*Hematol. Hususi antijen, bir takım ailelerde bulunan ve malum alyuvar kan grupları sisteminden tamamen bağımsız olan alyuvar antijeni. (Hususi antijenler pek çoktur)
*Huk. Özet af * AF. || Hususi hukuk - HUKUK. || Hususi yönetim * İL ÖZEL İDARESİ. || Hususi kalem müdürlüğü, bir bakanlıkta, bakanın resmi ve hususi yazışmalarını her türlü protokol ve merasim işlerini düzenleyen ve diğeri kuruluşlarla işbirliğini elde eden müdürlük. || Hususi mahkeme, belli başlı dava ve uyuşmazlıkların çözümü için hususi yasayla kurulmuş mahkeme. (Hususi mahkemelerin baktıkları işler, kişiler ya da mevzular bakımından sınırlandırılmıştır. Çocuk mahkemeleri, iş mahkemeleri, tapulama mahkemeleri benzer biçimde.) || Hususi iyelik, hususi hukuk kişilerinin (tüzel ya da gerçek şahıs) bir eşya üstündeki mülkiyeti. ( MüLKİYET.)
*ikt. Hususi dış kredi, hükümetlerin, gerçek ve tüzel kişilerin kısa ya da uzun vadeli ana para gereksinimlerini karşılamak amacıyla internasyonal ana para piyasalarından sağladıkları ticari nitelikli kredi. (Bu şekilde borçlanmalar, çoğu zaman hükümetlere yardım durumunda verilen az faizli, uzun vadeli kredilerden değişik olarak düzgüsel faiz oranları üstünden yapılmakta ve geri ödeme süreleri sıkı bir plana bağlanmaktadır.) || Hususi girişim, hususi kesim tarafınca mal ya da hizmet üretmek ve kâr sağlamak amacıyla emek ve ana para benzer biçimde üretim etmenlerini bir araya getirerek örgütleyen ekonomik amaçlı kuruluşlara verilen isim. ( İŞLETME) || * ÖZEL KESİM || Hususi tecim, iç tüketime yönelik dışalımla yabancı ülkelere meydana getirilen ulusal kökenli dışsatımın tümü. (Böylelikle, transit mallar, hususi ticaretin haricinde kalır. Gümrükler, yalnızca hususi tecim üstünde çalışırlar, ama bir sürü ülkenin mevzuatı, hususi tecim ile genel tecim içinde fark yapılmasını pek çok vakit güçleştirir.) || Hususi yatırım, belli başlı bir ülkede ve dönemde, hususi mülkiyete ait üretim araçlarına, konut ve endüstri yapılarına, mal stokuna, meydana getirilen ilaveler.
*Kamu mal. Hususi bütçe, Muhasebe! umumiye k.'na nazaran, mahalli gider ve gelirleri kapsayan bütçe. (Mahalli yönetimleri oluşturan belediyelerin, il hususi idarelerinin ve köylerin bütçeleri hususi bütçe kapsamına girmektedir. Ama, uygulamada bu bütçelerdeki giderler büyük seviyede mahalli kalmış olduğu halde, gelirlerin mühim kısımı devlet gelirlerinden karşılanmaktadır. Hususi bütçeler, ilk olarak kendi hususi yasalarındaki [il özel idaresi kanunu, Belediye kanunu] hususi hükümlere nazaran, bu şekilde bir yargı yoksa, Muhasebei umumiye k. hükümlerine nazaran düzenlenir.)
*Postc. Hususi damga, anma pulu çıkarılmamış bir takım mühim vakalar için belli başlı günlerde ve vakalarla ilgili yerlerde geçerlikte bulunan herhangi bir posta pulunu ya da anma blokunu iptal etmek için yaptırılan tarih damgası. (Bu damgaların üstünde vakayla ilgili yazı ve motifler bulunmaktadır.) || Hususi gün zarfı, üstüne yapıştırılan pula hususi bir flatelik damga basılan, damgayla ilgili yazı ve motifler taşıyan hususi zarf. || Özet ulak, dağıtıcıların, posta gönderilerini (mektup, koli, havale, tebligat) genel dağıtımı beklemeden alıcıya adresinde teslim etmelerine ilişkin posta hizmeti. (Bu hizmet bir kere yapılır. Adresinde bulunamayan alıcı, PTT işyerine çağrılarak gönderisi teslim edilir. Acil posta servisi [APS], bir hususi ulaktır.)
*Telekom. Hususi dönem, KİRALIK DEVRE' nin eşanlamlısı. || Özet hat, tek ve hususi bir abone numarasıyla erişilebilen abone hattı.
*Uluslarar. ikt. Hususi çekiş hakları, ödeme dengelerindeki açığı kapatabilmeleri için, Internasyonal para fonu (İMFj tarafınca devletlere, kotalarıyla orantılı olarak verilen krediler.
*Verg. huk. Hususi bildirge, Kurumlar vergisi k.'na nazaran, dar yükümlülüğe giren yabancı kurumların, vergiye doğal olarak kazançlarının, kıymet artışı kazancı ile arızi kazançlardan ibaret bulunmuş olduğu durumlarda vergi dairelerine vermek zorunda oldukları bildirge. (Yabancı kurum ya da Türkiye'de onun adına hareket eden kimse, söz konusu kazançları elde ediliş tarihinden başlayarak 15 gün içinde vergi dairesine bildirmekle yükümlüdür.) || Özet indirim, Türk gelir vergisi k.'na nazaran, gelir vergisi yükümlülerinin tümüne uygulanan genel indirimden başka, ücret kanalıyla gelir elde edenlere bununla birlikte uygulanan indirim. (Hususi indirim günde 200, ayda 6 000, yılda 72 000 TL'dir. Bakanlar kurulu hususi in
dirim tutarlarını 15 katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu yetki, kalkınma planı ve senelik programlarca hususi ehemmiyet taşımış olduğu belirtilen kesimlerle kalkınmada öncelikli bölgelerde fiilen çalışanların ücretleri için değişik hususi indirim tutarları saptamak şeklinde de kullanılabilir.)
* a.
1. Bir bütünün tek bir öğesini oluşturan şey: Bu problem özelden genele gidilerek çözülebilir.
2. Hususi olarak, yüzyüze, başka kimse olmadan: Sizinle hususi olarak görüşmeliyim; bilhassa, özellikle: Bu mevzuya hususi olarak değindi; bununla birlikte: Hususi olarak belirtmem gerekirse.
*ANSİKL. Anayas. huk. Hepimiz, hususi hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına haizdir. Adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar haricinde, hususi yaşamın ve aile yaşamının gizliliğine dokunulamaz. Yasanın açıkça gösterdiği durumlarda, usulüne nazaran verilmiş bir egemen sonucu olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda da yasayla yetkili kılınan bir makamın emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, hususi kâğıtları ve eşyası aranamaz, bunlara elkonulamaz (Anayasa md..20).
*Ask. Daha birinci Dünya savaşı'nda, büyük taktik birliklerin (tümen ya da tugay) bünyesinde, vazife ve koşulların büyük bir çeşitlilik göstermesine bağlı olarak, daha esnek birlikler ortaya çıktı. Geçici olarak oluşturulan, kendi olanaklarının yanı sıra diğeri birliklerin olanaklarından da yararlanan ve pek çok vakit değişik sınıflara mensup birliklerden meydana gelen bu kuvvetin komutası albay rütbesinde bir komutana veriliyordu, ikinci Dünya savaşı nda Amerikalılar, zırhlıların (combat command) ya da piyadenin (combat team) ağırlıkta olduğu hususi vazife kuvvetleri kurdular.
*Eğit. 1925'te çıkarılan Maarifi umumiye yasası'nda hususi okullarla ilgili hükümlere yer verildi. 1965 tarih ve 625 sayılı Hususi öğretim kurumlan yasası'yla söz konusu okullar yeni bir yönetmeliğe bağlandı. Bununla birlikte, hususi yüksekokullar da açılmaya başladı. 1965-1970 arası Türkiye'de 37 hususi yüksekokul kuruldu. Ama, Anayasa mahkemesi hususi yüksekokul açılmasının Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verince hususi okullar İzmir'de Ege üniversitesine, diğeri illerde de tutumsal ve ticari ilimler akademileri ile Mimarlık akademilerine bağlandı (1971). 1982 Anayasası, vakıfların yükseköğretim okulları açabilmelerine izin verdi. Yükseköğretim kurulu tarafınca hazırlanan Vakıf yükseköğretim kurumla- rı yönetmeliği (1985) uyarınca hususi Bilkenf üniversitesi öğretime açıldı (1986). 1983 tarih ve 2843 sayılı yasa ile 625 sayılı yasanın bir takım maddeleri değiştirildi ve hususi okullar "TC uyruklu gerçek kişiler, hususi hukuk tüzel kişileri ya da hususi hukuk hükümlerine nazaran yönetilen tüzel kişiler tarafınca açılan okulöncesi eğitimi; ilköğretim, ortaöğretim kurumlan, bu düzeyde iletişim ile öğretim icra eden kuruluşlar vb. ile yabancılar tarafınca evvel açılmış olan hususi öğretim kurumlan" olarak tanımlandı. Yasada bununla birlikte hususi öğretim kurumlarının eğitim, öğretim, yönetim, kontrol ve nezarete ile ilgili hükümlere de yer verildi. Hususi okul açmak için ihtiyaç duyulan izin Ulusal eğitim gençlik ve spor bakanlığı'ndan alınır. Kalkınmada öncelikli yörelerde hususi mesleki teknik okullara öncelik tanınır. Resmi benzeri bulunmayan, resmi benzeri tecrübe etme aşamasında olan okullar, askeri ve dinsel eğitim-öğretim icra eden ve güven örgütüne bağlı okulların benzeri hususi öğretim kurumlan açılamaz. Yeni yasaya nazaran yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişiler Türkiye'de kendi adlarına ya da TC uyruklu gerçek ve tüzel kişiler adına yeni hususi öğretim kurumu açamazlar.
1992'de Türkiye'de, 749 hususi türk okulunda 142 287,83 azınlık okulunda6 005, 35 hususi yabancı okulda 10 759 ve 2 hususi internasyonal okulda 470 talebe tahsil görmekteydi. Hususi türk liselerinin büyük kısımı ile hususi yabancı liseler, merkezi sistemle meydana getirilen giriş imtihanı ile talebe alır, 1993'te hususi okullara alınacak 8 260 talebe için meydana getirilen kolejlere giriş sınavına yakş. 18 000 talebe başvurmuştur.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR