Özümlemek TDK, Türk Dil Kurumu (-i), biyoloji 1 . Canlı varlıklar, dışarıdan aldıkları gıdaları, değişikliğe uğratarak yeni bir...
Özümlemek
TDK, Türk Dil Kurumu
(-i), biyoloji
1 . Canlı varlıklar, dışarıdan aldıkları gıdaları, değişikliğe uğratarak yeni bir birleşimle, organizmanın gereksinim duyduğu maddeler durumuna getirmek, temsil etmek.
2 . (mecaz) Edinilmiş olan detayları-bilgileri ferdin öz malı durumuna getirmek, özümsemek:
TDK, Türk Dil Kurumu
1 . Canlı varlıklar, dışarıdan aldıkları gıdaları, değişikliğe uğratarak yeni bir birleşimle, organizmanın gereksinim duyduğu maddeler durumuna getirmek, temsil etmek.
2 . (mecaz) Edinilmiş olan detayları-bilgileri ferdin öz malı durumuna getirmek, özümsemek:
"Toprakları üstünde gelmiş geçmiş eski insancıl kalıtını özümlemişti."- N. Cumalı.
ÖZüMLEMEK g. f.
1. Biyol. Gıdaları özümlemek, gıdaları parçalayarak organizmaya özgü maddeler yapmak suretiyle değişikliğe uğratmak.
2. Bir topluluğu (bir başka topluluk içinde) özümlemek, onları o topluluk içinde eritmek, o topluluğa katmak: Azınlıkları kendi kültürü içinde özümlemeye çalışmak.
3. Detayları-bilgileri özümlemek, onları idrak etmek, belleğinde tutmak, kendinin kılmak; sindirmek: Okuduklarını özümleyip bunlardan bir netice çıkarıyor.
* özümlenmek edilg. f.
1. Gıdalardan söz ederken, organizmaya lüzumlu hususi maddelere dönüşmek: Nişastalı bitkiler oldukça kolay özümlenir.
2. Bilgilerden söz ederken bir kimse tarafınca kavranmak, onun belleğine yerleşmiş olmak: Özümlenmeyen bilgilerin ne yararı olabilir.
3. Bir başka topluluk tarafınca eritilmek, o toplumun içine katılmış olmak: Ana devletçe özümlenen azınlıklar.
1. Biyol. Gıdaları özümlemek, gıdaları parçalayarak organizmaya özgü maddeler yapmak suretiyle değişikliğe uğratmak.
2. Bir topluluğu (bir başka topluluk içinde) özümlemek, onları o topluluk içinde eritmek, o topluluğa katmak: Azınlıkları kendi kültürü içinde özümlemeye çalışmak.
3. Detayları-bilgileri özümlemek, onları idrak etmek, belleğinde tutmak, kendinin kılmak; sindirmek: Okuduklarını özümleyip bunlardan bir netice çıkarıyor.
* özümlenmek edilg. f.
1. Gıdalardan söz ederken, organizmaya lüzumlu hususi maddelere dönüşmek: Nişastalı bitkiler oldukça kolay özümlenir.
2. Bilgilerden söz ederken bir kimse tarafınca kavranmak, onun belleğine yerleşmiş olmak: Özümlenmeyen bilgilerin ne yararı olabilir.
3. Bir başka topluluk tarafınca eritilmek, o toplumun içine katılmış olmak: Ana devletçe özümlenen azınlıklar.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR