PüSKüRME a Püskürmek eylemi. *Uz. havc. Bir roket-motorun lülesinde oluşan gazların yüksek bir hızla dışarı atılması. *Yerbil. Yan...
PüSKüRME a Püskürmek eylemi.
*Uz. havc. Bir roket-motorun lülesinde oluşan gazların yüksek bir hızla dışarı atılması.
* sıf. Sık ve tek tek benekler halinde: Püskürme ben.
*ANSİKL. Yerbil. Yanardağ püskürmelerinin dağılımını Yer tektoniği yönlendirir (taşküre levhalarının devinimleri). Püskürme olaylarına en çok denizaltında, okyanus sırtları düzeyinde ve bunların bazı dönüşüm kırıklarında rastlanır. Püskürme ürünleri okyanus kabuğunu oluşturan temel malzemedir. Rahatça gözlemlenebilen yeryüzü püskürmeleri, kimi zaman okyanus sırtlarına bağlanabilen genişleme bölgelerinde (Doğu Afrika oluğu) ya da bir levhanın başka bir levhanın altına dalıp batmasından doğan sıkışma bölgelerinde görülebilir (Andlar, Japonya ve Polinezya'nın ada yayları vb.).
Püskürmelerin özellikleri ve volkanik yapıların geometrisi, derin volkanik haznelerde ve yeryüzüne çıkışı sırasında magmayı etkileyen fiziksel koşullara (özellikle basınç ve sıcaklık) ve magmanın kendi kimyasal bileşimine (çözünmüş gazlar ve silis oranlan) bağlıdır.
•Denizaltı püskürmeleri. Bunların türü, derinliğe, yani çıkan magmayı etkileyen dış basınca bağlıdır. Çok derin yerlerde magma gazları basıncından büyük olan dış basınç, bu gazların genleşmesini ve patlamaları engeller. Çatlaklardan ya da kraterlerden çıkan magma, suyla temas edince hemen soğur ve yastık görünümü alır; bunlara yastıklav denir. Sözkonusu lavların temel bileşeni bazalttır ve bunlar yaygın olarak MORB diye adlandırılır (İngilizce deyim Mid Oceanic Rıdge Basalts' dan). Yer yüzeyine daha yakın yerlerde (500 m'den az) çözünmüş gazlar genleşir ve patlamalı püskürmeler görülür; bu püskürmelerin ürünleri olan az ya da çok sertleşmiş magma parçalan çökellerle kanşır Denizaltında meydana gelen bu püskürmeler tsunamilerin oluşmasına neden olur.
* Yüzey püskürmeleri. Daha iyi bilinen bu püskürmeler meydana getirdikleri ve magmanın fiziksel davranışına sıkı sıkıya bağlı olan yapı tipleriyle ayırt edilir. Bu sınıflamada bir yanardağın yalnızca baskın özelliği dikkate alınır ve art arda gelen püskürmelerde, aynı ağzın birbirinden çok farklı ürünler çıkardığı göz önünde bulundurulmalıdır.
Patlamasız püskürmeler Çatlak (İzlanda'da Laki örneği) ya da Hawaii tipindeki (Hawaii adalarında Mauna Loa ve Kilau- ea örnekleri) bu püskürmelerin ayırtedici özelliği, kimi kez kilometrelerce uzunlukta çatlaklardan ya da merkezi bir kraterin yanındaki daha küçük kraterlerden, çok büyük miktarda akkor ve akışkan bazalt püskürmesidir. Günümüzde çatlaklarda oluşan volkanik etkinliğin, başka çağlardaki etkinliklerle karşılaştırıldığında zayıf olduğu görülür; geçmiş zamanlardantşu örnekleri verebiliriz: 660 000 km2'yi kaplayan Dekkan frappları, ABD'de 520 000 km2'yi kaplayan Snake River ve Columbia bazalt platoları, Brezilya'da rekor düzeye ulaşarak 780 000 km2'yi kaplayan Paranâ bazalt bölgesi. Hawaii tipinde patlamalı olaylara çok az rastlanır ve bunların en belirgin biçimi 30-40 m yüksekliğindeki lav fıskiyeleridir. Erimiş geçici bazalt gölleri bu tip püskürmenin belirgin özelliklerinden biridir.
Tıkaç püskürmeleri. Pelöe ya da Döme tipindedir; genellikle silis bakımından zengin çok kıvamlı lavlardan oluşur ve en belirgin özelliği soğan (Puy de Döme örneği) ya da iğne (Pelöe dağı örneği) biçiminde çıkan magma tıkacıdır. Bu olay genellikle magma bacasının tıkanmasına neden olur. Yanardağ tıkacının alt bölümüne magmanın birikmesi, basıncın artması çok şiddetli ve binlerce insanın .ölümüyle sonuçlanan patlamalara yol açar (Martinique'te, Pelöe dağının 1902'de patlaması 34 000 kişinin ölümüne yol açmıştı). Patlamalara kızgın bulutlar eşlik eder; bu bulutlar, sıcak gazların içindeki, toz, kum ve akkor parçalardan oluşan bir emülsiyondur ve yeni jüvenil gazlann bu katı parçacıklar içinde açığa çıkması kızgın bulutun, bir anlamda kendi kendine genleşmesine neden olur ve böylelikle, yalnızca büyük hızlara ulaşmakla kalmaz (A. Lacroix, Pelöe dağında hızın 600 km/sa'e yaklaştığını gözlemledi), yarıntı ya da tepe gibi engelleri aşabilir, vadilere tırmanabilir. Gerçek asitli volkanik köpükler olan ignimbrit püskürmeleri kızgın bulutlara benzer olayların ortaya çıkmasına neden olur.
Patlamalı püskürmeler. Vulcano tipinde (Eolie adalarında Vulcano adacığı) ya da, paroksizma gösterenleri Plinius tipindedir (79'da Vezüv'ün püskürmesini anlatan Plinius'un adından); bu püskürmelerin en belirgin özelliği genellikle çok kıvamlı ve asit olmalarıdır (andezitler, riyolitler). Hızla püsküren gazlar bol miktarda külle yüklenir (tozumuş lavlar) ve havaya yayılarak, tepeleri çam kozalağı, mantar, karnabahar gibi şaşırtıcı biçimler alır. Yüzyılımızın en şiddetli püskürmesi olan, 1956'da Kamçatka'da meydana gelen Bezıymyan- nıy püskürmesi de bu püskürme tipindedir ve en tehlikeli olanıdır. Püskürme sonu gaz çıkışları da (bunlara ultra-Vulcano püskürmeleri denir) bu sınıfa girer; bu tür püskürmeler, meteorik suların magma haznesi yakınında buharlaşmasından doğar ve içinde kayaç artıkları bulunan su buharı fışkırmaları biçimindedir.
Karma püskürmeler. Stromboli tipindedir (Eolie adalarında Stromboli adası), çeşitli ürünler verir (lav akıntıları, püskürtüler, kimi zaman baca tıkaçları). Bu püskürmelere eşlik eden patlamalar, gayzerlerde olduğu gibi bazen az ya da çok düzgün bir dönemlilik gösterir.
Kaynak: Büyük Larousse
Püskürme Şekilleri
YORUMLAR