sipahi isim, tarih (sipa:hi Farsça sipÂ¥h³ Osmanlılarda tımar sahibi bir derslik atlı asker: "Bazı sipahi ağası benzer bi...
sipahi
isim, tarih (sipa:hi Farsça sipÂ¥h³
"Bazı sipahi ağası benzer biçimde mağrurdu, kimi cengâver tavırlı ve sakindi."- Y. K. Beyatlı.
Nesrin Sipahi
Tımarlı Sipahi
Tımarlı Sipahi Amiri - Alaybeyi
SİPAHİ a. (fars. sipah'tan sipahi).
1. OsmanlI imparatorluğu'nda iki derslik atlı askere verilen ad. (Bk. ansikl. böl.)
2. XVIII. ve XIX. yy.'larda Fransızlar'ın, Portekizliler'in ve Ingilizler'in hizmetine giren hintli askerlere verilen ad.
*ikt. tar. Sipahi senedi, sipahilerin tımarları içinde bulunan devlete ilişkin toprakları çiftçilere dağıtırken verdikleri belgenin adı. (Tapu temessükü de denirdi.)
*Kur. tar. Sipahi ağası, kapıkulu süvarilerinin birinci bölüğünün komutanına verilen ad. || Sipahi bölüğü ya da sipah bölüğü, kapıkulu süvarilerinin birinci bölüğüne verilen ad.
*ANSİKL. Osmanlı imparatorluğu'nda kendine özgü bir askeri soyluluğu temsil eden tımarlı sipahiler, tasarruflarına verilen arazinin (tımar) bazı gelirlerine karşılık, kanunun öngördüğü sayıda atlı asker (cebeli) beslemek, donatmak ve sefer esnasında cebelileriyle beraber orduya katılmak zorundaydılar.
Sulh döneminde tımar topraklarını işletmekle yükümlü olan sipahi, reaya çiftliklerine bölünmüş tımar toprağını tapu resmi karşılığında reayaya kiraya verirdi. Ek olarak sipahiye kendi geçimini sağlamak suretiyle işleyebileceği ya da kiraya verebileceği "hassa çiftlik" isminde olan, çoğu zaman bir çift öküzün işleyebileceği büyüklükte bir toprak ayrılmıştı. Sipahi, tımar toprağı üstündeki reayanın kanun tarafınca türleri ve miktarları belirlenen vergilerini toplar, bununla askeri yükümlülüklerini yerine getirirdi. Ne arazinin ne de üstündeki köylünün sahibi olmadığı halde sipahiye “sahib-i arz", "sahib-i raiyet" de denirdi.
Askeri yükümlülüklerini yerine getirmeyen ya da tımar arazisiyle ilişkisini kesen sipahinin tımarı geri alınırdı. Sadece bu seyrek görülen bir durumdu. Sipahi, tımarını kaybetse de derhal reaya statüsüne geçirilmez, bir s "re açıkta kaldıktan sonrasında yeni bir tımar için başvurabilirdi. Ölen sipahilerin tımarları oğullarına verilirdi.
Flem savaşlarda yararlık gösteren kullar hem de reaya kökenli askerler kendi lerine tımar verilmesi sonucu sipahi sınıfına geçebilirlerdi. Sadece reayanın sipahi yazılması azca görülen bir durumdu.
XVI. yy.'da osmanlı ordusunun çoğunluğunu oluşturan tımarlı sipahiler XVII. yy.'dan başlayarak önemlerini kaybetmeye başladılar. XVIII. yy.'da sayıları ve önemleri iyice azalmıştı. 1847'de Abdülmecit bir fermanla kalan sipahileri emekli etti. (TIMAR.)
Timarlı sipahilerin yanı sıra kapıkulu ordusunun atlı sınıfına da "sipahi" deniliyordu. (KAPIKULU SüVARİLERİ.)
1. OsmanlI imparatorluğu'nda iki derslik atlı askere verilen ad. (Bk. ansikl. böl.)
2. XVIII. ve XIX. yy.'larda Fransızlar'ın, Portekizliler'in ve Ingilizler'in hizmetine giren hintli askerlere verilen ad.
*ikt. tar. Sipahi senedi, sipahilerin tımarları içinde bulunan devlete ilişkin toprakları çiftçilere dağıtırken verdikleri belgenin adı. (Tapu temessükü de denirdi.)
*Kur. tar. Sipahi ağası, kapıkulu süvarilerinin birinci bölüğünün komutanına verilen ad. || Sipahi bölüğü ya da sipah bölüğü, kapıkulu süvarilerinin birinci bölüğüne verilen ad.
*ANSİKL. Osmanlı imparatorluğu'nda kendine özgü bir askeri soyluluğu temsil eden tımarlı sipahiler, tasarruflarına verilen arazinin (tımar) bazı gelirlerine karşılık, kanunun öngördüğü sayıda atlı asker (cebeli) beslemek, donatmak ve sefer esnasında cebelileriyle beraber orduya katılmak zorundaydılar.
Sulh döneminde tımar topraklarını işletmekle yükümlü olan sipahi, reaya çiftliklerine bölünmüş tımar toprağını tapu resmi karşılığında reayaya kiraya verirdi. Ek olarak sipahiye kendi geçimini sağlamak suretiyle işleyebileceği ya da kiraya verebileceği "hassa çiftlik" isminde olan, çoğu zaman bir çift öküzün işleyebileceği büyüklükte bir toprak ayrılmıştı. Sipahi, tımar toprağı üstündeki reayanın kanun tarafınca türleri ve miktarları belirlenen vergilerini toplar, bununla askeri yükümlülüklerini yerine getirirdi. Ne arazinin ne de üstündeki köylünün sahibi olmadığı halde sipahiye “sahib-i arz", "sahib-i raiyet" de denirdi.
Askeri yükümlülüklerini yerine getirmeyen ya da tımar arazisiyle ilişkisini kesen sipahinin tımarı geri alınırdı. Sadece bu seyrek görülen bir durumdu. Sipahi, tımarını kaybetse de derhal reaya statüsüne geçirilmez, bir s "re açıkta kaldıktan sonrasında yeni bir tımar için başvurabilirdi. Ölen sipahilerin tımarları oğullarına verilirdi.
Flem savaşlarda yararlık gösteren kullar hem de reaya kökenli askerler kendi lerine tımar verilmesi sonucu sipahi sınıfına geçebilirlerdi. Sadece reayanın sipahi yazılması azca görülen bir durumdu.
XVI. yy.'da osmanlı ordusunun çoğunluğunu oluşturan tımarlı sipahiler XVII. yy.'dan başlayarak önemlerini kaybetmeye başladılar. XVIII. yy.'da sayıları ve önemleri iyice azalmıştı. 1847'de Abdülmecit bir fermanla kalan sipahileri emekli etti. (TIMAR.)
Timarlı sipahilerin yanı sıra kapıkulu ordusunun atlı sınıfına da "sipahi" deniliyordu. (KAPIKULU SüVARİLERİ.)
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR