sıra isim 1 . Yan yana, art arda olan şey ya da kimselerin tümü, dizi: "Kent esnafı şekercisinden tutun da berberine kadar ...
sıra
isim
"Kent esnafı şekercisinden tutun da berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bu biçimdeki topluluğun durumu:
"Sırayı bozmayın."- .
3 . Belirli bir düzene ve niteliğe gore dizilme durumu:
"Boy sırası. Yaş sırası."- .
4 . Bir şeye ayrılan, uygun görülen ya da rastlayan süre:
"Bu sırada yan odadan sesler gelmeye başlamıştı."- İ. O. Anar.
5 . Nöbet:
"Dalış sırası gene gelinceye dek o koca süngerden başka bir mevzudan söz etmedi."- Halikarnas Balıkçısı.
6 . Tahtadan oturak:
"Oturacak bölgeler tahta sıralardan olur."- S. Birsel.
7 . Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak şekilde meydana getirilen mobilya.
8 . Seviye:
"Sıraya girmek. Sıraya dizilmek."- .
9 . Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonrasında gelmiş olarak tamlamalar kuran ve "arkasından, arkasından, önünden, yanından, bununla beraber" anlamlarında kullanılan bir söz:
"Ardı sıra gelmek. Arkası sıra koşmak. Önü sıra gitmek. Yanı sıra yürümek."- .
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
sıra olmak sırası düşmek
sırası gelmek
sırası gelmişken
sırasına getirmek
sırasına gore
sırasını kaybetmek
sıra (ya da sırasını) savmak
sıraya dizmek
sıraya koymak
Birleşik Sözler
sıradağ sıra dayağı
olağan dışı
sıra gecesi
sıra işi
sıra makinesi
sıra malı
sıra saygı
sıra sayı sıfatı
aklı sıra
ara sıra
ardı sıra
arkası sıra
bir sıra
tadı sıra
önü sıra
art arda
sırtı sıra
yanı sıra
o sırada
abece sırası
alfabe sırası
aşama sırası
söz sırası
tam sırası
Kaynak:TDK
'266 sıra sayısı msi.dll dinamik bağlantı kitaplığında bulunamadı' nedir?
Sıra bildiren sayı nedir, neye denir, iyi mi yazılır?
Sıra Gecesi
SIRA a. (yun. seira).
1. Aynı çizgi üstünde yan yana ya da art arda yer alan kişilerin ya da şeylerin oluşturduğu dizi: öğrencileri sıraya dizmek. Sıradakiler, lütfen konuşmayınız. İlk sıra bir adım öne çıksın. Bahçeye iki sıra domates fidesı dikmek. Bir sıra inci gerdanlık.
2. Bir kümede belli bir düzene gore dizilmiş öğelerin yeri, düzeni: Sırayla say. Hepsini söyledim fakat sıralarını şaşırdım. Adayları yaş sırasına gore sınava almak. Küpleri boy sırasına dizmek.
3. Kendisine verilen ehemmiyet ya da değere gore, bir kişinin ya da bir şeyin benzerleri içinde almış olduğu yer: Modern yazarlar içinde ön sıralarda yer alır. Problemler içinde ilk sırayı işsizlik alıyor.
4. Belli bir düzene uyularak yapılacak şeylerde bir kimsenin, ötekilerden ilkin ya da sonrasında, eyleme geçeceği an: Hepimiz sırayla düşündüğünü söyleyecek. Şimdi sıra sizde, konuşabilirsiniz.
5. Belli bir düzene uyularak yapılacak bir şeyin yapılmış anı: Sıra salonda, şimdi orayı boyayacağım.
6. Arkalıklı ya da arkalıksız, birden fazla kişinin oturmasına elverişli uzun oturak; bank: Parktaki sıralardan birine oturmak.
7. Önünde yazı yazmaya yarayan bir bölüm bulunan oturma yeri: Çocuklar, sıralarınıza oturun. Milletvekilleri sıralara vurarak konuşmacıyı protesto ettiler.
8. Ardı, arkası, peşi, yanı sıra, izleyerek: Bir kimsenin art arda gitmek.
9. Bu, şu, o sıra, sıralar, sözkonusu zamanda, tarihte: O sıralar İzmir'deydik.
10. Sıra dayağı, birçok kişiye birbiri ardınca teker teker atılan dayak: Açıklayın, yoksa hepinizi sıra dayağına çekerim. || Sıra olmak, dizilerek tertipli bir sıra oluşturmak: Sıra olun, bekleyin. || Sıra savmak, sırasını savmak, bir işte kendisine düşecek görevi yerine getirmiş olmak: Ben sıramı savdım, başkaları gitsin. || Sırası, bir şeyin uygun anı; zamanı: Gitmenin asla sırası değil. Şimdi bu lafların sırası mı? Tam sırası. Sırası düşmek, bir şeye uygun gelecek süre ve ortam doğmak: Sırası fikir niçin bu şekilde yaptıklarını sorar, öğrenirim. || Sırası gelmek, uygun süre ve ortam doğmak: Sırası erişince ben lüzumlu açıklamayı yaparım; başka birinden sonrasında sıra birinin ya da başka bir şeyin olmak: Saat ona doğru nöbet sırası bizlere geliyor. || Sırası gelmişken, "bu mevzu üstünde konuşurken, fırsat düşmüşken" anlamında söylenir: Sırası gelmişken bunu da söyleyeyim. || Sırasına getirmek, uygun zamanını bulmak. ||... esnasında, olduğu süre: Vaka esnasında ben orada değildim. || Esnasında, yerine gore, gerektiği süre, gerekirse, yerinde ve zamanında: Esnasında insan susmayı da bilmeli. || Sırasını kaybetmek, bir bebekten ya da çocuktan söz ederken, herhangi bir niçin yüzünden uyku ve meme zamanını şaşırmak. || (Bir şeyi) sıraya koymak, sıralamak, düzenlemek. || işleri sıraya koymak, sırayla yapmak. || Sırasıyla, sırası erişince, bir sıra gözeterek: işleri sırasıyla yapmak.
*Ask. Sıra harici batarya, bölük, süvari bölüğü, eskiden, bir birliğin çeşitli hizmetlerini yerine getiren alt birlik (günümüzde hizmet birliği denir). || Kıdem sırası, subay ve astsubayların rütbelerine, nasıp tarihlerine gore kıdem kitabında aldıkları yer.
*Belgi, Sıra numarası, yapıtların ya da belgelerin bir kitaplıkta olmasına ve tasnifine yarayan simge; bu simgeyi taşıyan belge. (Bu, bir numara, bir harf ya da her ikisi olabilir.) Halen kütüphanelerde en çok kullanılan sıra numaraları evrensel onlu tasnife gore yapılmıştır.
*Bilş. Sıra şeması, bir programdaki işlemlerin sırasını gösteren bllgi-işlem düzenleme şeması, | iş sırası, işlenmek suretiyle, birbiri ardına bilgisayara verilen bağımlı ya da bağımsız programlar kümesi.
*Coğ. Birbirine bağlı, aynı yönde dizilmiş fizyolojik engellerin oluşturduğu tüm. || Pusukayalar, kayalıklar sırası, azca ya da çok uzun bir engel oluşturan pusukayalar dizisi.
*Dilbil. Zincirleme işlemiyle bir araya getirilen öğeler dizisi. || Sözcüklerin sırası, sözcüklerin cümle İçinde dilbilgisel işlevleri açısından zamansal (konuşma dili için) ya da uzamsal eksendeki (yazılı dil) diziliş düzeni. (Bk. ansikl. böl.)
*Dilbilg. Sıra noktalar ( ), bir alıntıda,atlanmış bölümler bulunduğunu belirtmek için kullanılan işaret (Sayıları sınırı olan değilse de beş ya da yedi olarak saptanabilir ve parantez içinde de kullanılabilir.)
*Folk. Sıra oyuncuları KELLE
*ic. ifl huk. Sıra cetveli, haczedilen malların satışından elde edilmiş paranın tüm alacaklıların alacaklarını karşılamaması halinde, icra dairesinin alacaklı kişilerin sırasına ilişkin olarak yapmış olduğu cetvel batkı idaresinin, alacak ve istihkak iddialarına ilişkin incelemesinden sonrasında düzenlemiş olduğu, batkı alacaklılarının alacaklarını ve sırasını gösteren cetvel (Bk ansikl böl.)
*inş Aynı yükseklikte yatay ya da eğik olarak yerleştirilmiş taş ya da tuğla dizisi (İki yüzlü bağ taşları duvarla aynı kalınlıkta sıralar oluşturur. Toprak düzeyinde, temel üstündeki ilk sıra çoğu zaman birazcık geriden örülür.) || Sıra taşı, en uzun kenarı du var yüzünden görülecek şekilde yerleş tirilen örgü öğesi. (Eşanl DİZİ TAŞI.) || Etek sırası, dere mahya ya da eğik mahya üze rini örtecek şekilde yerleştirilen düz tuğla dizisi
*istat. Sıra istatistikleri şekilleri, sayı sal değerleri dışlayarak, gözlemlerin yal nız sınıflama sıralarını göz önünde tutan istatistik yöntemler (Klasik örneği, sıralar- arası bağlılaşım katsayısıdır Bu yöntem, iki ayrı düzeltmen tarafınca okunan aynı imtihan kâğıtlarının sıralanmasındaki uygunluğu değerlendirmek için çok kullanılır: düzeltmenlerin sınıflamaları ne denli yakınsa bu katsayı da o denli yüksek çıkar Sıralara gore istatistik şekilleri, gelişmesini, 1907 doğumlu İngiliz istatistikçi Maurice George Kendall'a borçludur.) || Sıralar arası bağlılaşım katsayısı, doğrusal bağlılaşım katsayısında, sayısal değerler yerine, sınıflama sıraları konarak elde edilmiş bağlılaşım katsayısı.
*İşlem. Sıra işleme, aynı işlemi birçok parça üstünde, ara vermeksizin, ardışık olarak gerçekleştirmeye olanak veren işleme yöntemi.
*Mat. çözlm. Sıra değiştirimi teoremi. çok değişkenli bir fonksiyonun türlü kısmi türevlerinin alındıkları sıranın önemi olmadığını, yalnız hesaplanan tüm türevlerin göz önüne alınan noktada ya da böl ge üstünde devamlı olmaları icap ettiğini bildiren teorem.
*Oy. Dama ve satrançta eğik ya da dühane dizisi. Şiş ya da tığ örgüsünde aynı çizgi üzerine art arda atılan ilmik dizisi. || Alma ilmikli örgülerde, tek bir örgü sistemiyle oluşturulan bindirmek ya da atlamalı ilmik sırası. (Birçok sıranın bir araya gelmesi ör günün bağlantısını oluşturur) || Atma il mikli örgülerde aynı tarak tarafınca yön lendirilen ipliklerle düşey bir sıra oluşturan Dindirmek ya da atlamalı ilmik grubu (Çeşitli tarakların oluşturduğu sıralar atma ilmikli öraülerin bağlantısını meydana ge tirir.)
* sıf.
1. Sıra, dizi halinde: Bir sıra ağaç
2. Bayağı: Sıra malı Sıra işi mal.
*Dilbil Bir tüm içindeki bir öğenin sı rasını belirten bir sayı sıfatı için kullanılır (Bk. ansikl. böl.)
*ANSİKL Dilbil. Belli bir dilde sözcüklerin sırasından söz etmek, ilkin gramer kategorilerinin sıralanışını ve bilhassa, bağlam dışı (kaide cümleleri) ele alınan yalın belirtme cümlelerinde gerçekleştiği biçimiyle üstlendikleri işlevleri belirtmeye ve sonrasında da bağlam ve anlatımsallık uyarınca olabilecek değişimleri göstermeye dayanır. Dil dizgelerine gore, sözcüklerin sı rasıyla dilbilgisel işlevler arasındaki ilişki değişim gösterir Mesela, işlevi göste ren soneklerin oluşturduğu durumsal emare dizgeleri içeren ad çekimli dillerdeki sözcüklerin sırası, fransızca ya da İngilizceye gore daha esnektir.
Bununla beraber, durumsal olmayan dillerde, değişiklik olguları cümlenin statüsünü etkileyebilir (örn. yazılı fransızcada, sual cümlelerinde öznenin sırası değişebilir: il vient "geliyor" / Vient-il? "geliyor mu?â€) ya da cümlede üstü kapalı şekil de kabul edilen ya da önvarsayılan bilgi alanına giren olguları izah edebilir. Yalın ya da bileşik sıra sayı sıfatları, aslolan sayı sıfatlarına -inci, -inci, -uncu, -üncü soneklerinin katılmasıyla yapılır (birinci, onaltıncı, yüzüncü vb.) Bu sıfatlar, ya be lirledikleri adın ya da bir ad işlevi üstlen dikleri söylemsel bağlamın gönderme yapmış olduğu varlık ya da nesnelerin sırasını gös terme olanağı verir Soldan birinci sokak Birinci derslik çok zor olsa gerek.
*ic. ifl. huk. Sıra cetveli, haciz yöntemiyle ya pılan icra takibinde; yalnız haczedilen mal ların satış tutarının tüm alacaklıların ala caklarını karşılayamaması halinde seviye lenir batkı yöntemiyle takipte ise heı durum da sıra cetvelinin düzenlenmesi gerekir Haciz yöntemiyle meydana getirilen takipte bu sıra cet veli kesinleşmeden, icra memuru parala rı paylaştıramaz Sıra cetveline dayanarak meydana getirilen paylaştırmada imtiyazlı alacaklılar alacaklarını tam olarak alırlar. Diğeri alacaklılar ise alacaklarının sadece bir bölümünü alabilirler (İc. ifl. k. md. 100, 140, 206). batkı idaresi, alacaklıların kaydı için yasada belirtilen süre (bir ay; md. 219/2) geçtikten sonrasında, İcra batkı k.'nun 206. ve 207 maddelerinde yazılı hükümlere gö re alacaklıların sırasını gösteren bir cetvel düzenler (md 232). batkı idaresi bu cet veli batkı dairesine verir ve durumu alacak lılara duyuru eder.
1. Aynı çizgi üstünde yan yana ya da art arda yer alan kişilerin ya da şeylerin oluşturduğu dizi: öğrencileri sıraya dizmek. Sıradakiler, lütfen konuşmayınız. İlk sıra bir adım öne çıksın. Bahçeye iki sıra domates fidesı dikmek. Bir sıra inci gerdanlık.
2. Bir kümede belli bir düzene gore dizilmiş öğelerin yeri, düzeni: Sırayla say. Hepsini söyledim fakat sıralarını şaşırdım. Adayları yaş sırasına gore sınava almak. Küpleri boy sırasına dizmek.
3. Kendisine verilen ehemmiyet ya da değere gore, bir kişinin ya da bir şeyin benzerleri içinde almış olduğu yer: Modern yazarlar içinde ön sıralarda yer alır. Problemler içinde ilk sırayı işsizlik alıyor.
4. Belli bir düzene uyularak yapılacak şeylerde bir kimsenin, ötekilerden ilkin ya da sonrasında, eyleme geçeceği an: Hepimiz sırayla düşündüğünü söyleyecek. Şimdi sıra sizde, konuşabilirsiniz.
5. Belli bir düzene uyularak yapılacak bir şeyin yapılmış anı: Sıra salonda, şimdi orayı boyayacağım.
6. Arkalıklı ya da arkalıksız, birden fazla kişinin oturmasına elverişli uzun oturak; bank: Parktaki sıralardan birine oturmak.
7. Önünde yazı yazmaya yarayan bir bölüm bulunan oturma yeri: Çocuklar, sıralarınıza oturun. Milletvekilleri sıralara vurarak konuşmacıyı protesto ettiler.
8. Ardı, arkası, peşi, yanı sıra, izleyerek: Bir kimsenin art arda gitmek.
9. Bu, şu, o sıra, sıralar, sözkonusu zamanda, tarihte: O sıralar İzmir'deydik.
10. Sıra dayağı, birçok kişiye birbiri ardınca teker teker atılan dayak: Açıklayın, yoksa hepinizi sıra dayağına çekerim. || Sıra olmak, dizilerek tertipli bir sıra oluşturmak: Sıra olun, bekleyin. || Sıra savmak, sırasını savmak, bir işte kendisine düşecek görevi yerine getirmiş olmak: Ben sıramı savdım, başkaları gitsin. || Sırası, bir şeyin uygun anı; zamanı: Gitmenin asla sırası değil. Şimdi bu lafların sırası mı? Tam sırası. Sırası düşmek, bir şeye uygun gelecek süre ve ortam doğmak: Sırası fikir niçin bu şekilde yaptıklarını sorar, öğrenirim. || Sırası gelmek, uygun süre ve ortam doğmak: Sırası erişince ben lüzumlu açıklamayı yaparım; başka birinden sonrasında sıra birinin ya da başka bir şeyin olmak: Saat ona doğru nöbet sırası bizlere geliyor. || Sırası gelmişken, "bu mevzu üstünde konuşurken, fırsat düşmüşken" anlamında söylenir: Sırası gelmişken bunu da söyleyeyim. || Sırasına getirmek, uygun zamanını bulmak. ||... esnasında, olduğu süre: Vaka esnasında ben orada değildim. || Esnasında, yerine gore, gerektiği süre, gerekirse, yerinde ve zamanında: Esnasında insan susmayı da bilmeli. || Sırasını kaybetmek, bir bebekten ya da çocuktan söz ederken, herhangi bir niçin yüzünden uyku ve meme zamanını şaşırmak. || (Bir şeyi) sıraya koymak, sıralamak, düzenlemek. || işleri sıraya koymak, sırayla yapmak. || Sırasıyla, sırası erişince, bir sıra gözeterek: işleri sırasıyla yapmak.
*Ask. Sıra harici batarya, bölük, süvari bölüğü, eskiden, bir birliğin çeşitli hizmetlerini yerine getiren alt birlik (günümüzde hizmet birliği denir). || Kıdem sırası, subay ve astsubayların rütbelerine, nasıp tarihlerine gore kıdem kitabında aldıkları yer.
*Belgi, Sıra numarası, yapıtların ya da belgelerin bir kitaplıkta olmasına ve tasnifine yarayan simge; bu simgeyi taşıyan belge. (Bu, bir numara, bir harf ya da her ikisi olabilir.) Halen kütüphanelerde en çok kullanılan sıra numaraları evrensel onlu tasnife gore yapılmıştır.
*Bilş. Sıra şeması, bir programdaki işlemlerin sırasını gösteren bllgi-işlem düzenleme şeması, | iş sırası, işlenmek suretiyle, birbiri ardına bilgisayara verilen bağımlı ya da bağımsız programlar kümesi.
*Coğ. Birbirine bağlı, aynı yönde dizilmiş fizyolojik engellerin oluşturduğu tüm. || Pusukayalar, kayalıklar sırası, azca ya da çok uzun bir engel oluşturan pusukayalar dizisi.
*Dilbil. Zincirleme işlemiyle bir araya getirilen öğeler dizisi. || Sözcüklerin sırası, sözcüklerin cümle İçinde dilbilgisel işlevleri açısından zamansal (konuşma dili için) ya da uzamsal eksendeki (yazılı dil) diziliş düzeni. (Bk. ansikl. böl.)
*Dilbilg. Sıra noktalar ( ), bir alıntıda,atlanmış bölümler bulunduğunu belirtmek için kullanılan işaret (Sayıları sınırı olan değilse de beş ya da yedi olarak saptanabilir ve parantez içinde de kullanılabilir.)
*Folk. Sıra oyuncuları KELLE
*ic. ifl huk. Sıra cetveli, haczedilen malların satışından elde edilmiş paranın tüm alacaklıların alacaklarını karşılamaması halinde, icra dairesinin alacaklı kişilerin sırasına ilişkin olarak yapmış olduğu cetvel batkı idaresinin, alacak ve istihkak iddialarına ilişkin incelemesinden sonrasında düzenlemiş olduğu, batkı alacaklılarının alacaklarını ve sırasını gösteren cetvel (Bk ansikl böl.)
*inş Aynı yükseklikte yatay ya da eğik olarak yerleştirilmiş taş ya da tuğla dizisi (İki yüzlü bağ taşları duvarla aynı kalınlıkta sıralar oluşturur. Toprak düzeyinde, temel üstündeki ilk sıra çoğu zaman birazcık geriden örülür.) || Sıra taşı, en uzun kenarı du var yüzünden görülecek şekilde yerleş tirilen örgü öğesi. (Eşanl DİZİ TAŞI.) || Etek sırası, dere mahya ya da eğik mahya üze rini örtecek şekilde yerleştirilen düz tuğla dizisi
*istat. Sıra istatistikleri şekilleri, sayı sal değerleri dışlayarak, gözlemlerin yal nız sınıflama sıralarını göz önünde tutan istatistik yöntemler (Klasik örneği, sıralar- arası bağlılaşım katsayısıdır Bu yöntem, iki ayrı düzeltmen tarafınca okunan aynı imtihan kâğıtlarının sıralanmasındaki uygunluğu değerlendirmek için çok kullanılır: düzeltmenlerin sınıflamaları ne denli yakınsa bu katsayı da o denli yüksek çıkar Sıralara gore istatistik şekilleri, gelişmesini, 1907 doğumlu İngiliz istatistikçi Maurice George Kendall'a borçludur.) || Sıralar arası bağlılaşım katsayısı, doğrusal bağlılaşım katsayısında, sayısal değerler yerine, sınıflama sıraları konarak elde edilmiş bağlılaşım katsayısı.
*İşlem. Sıra işleme, aynı işlemi birçok parça üstünde, ara vermeksizin, ardışık olarak gerçekleştirmeye olanak veren işleme yöntemi.
*Mat. çözlm. Sıra değiştirimi teoremi. çok değişkenli bir fonksiyonun türlü kısmi türevlerinin alındıkları sıranın önemi olmadığını, yalnız hesaplanan tüm türevlerin göz önüne alınan noktada ya da böl ge üstünde devamlı olmaları icap ettiğini bildiren teorem.
*Oy. Dama ve satrançta eğik ya da dühane dizisi. Şiş ya da tığ örgüsünde aynı çizgi üzerine art arda atılan ilmik dizisi. || Alma ilmikli örgülerde, tek bir örgü sistemiyle oluşturulan bindirmek ya da atlamalı ilmik sırası. (Birçok sıranın bir araya gelmesi ör günün bağlantısını oluşturur) || Atma il mikli örgülerde aynı tarak tarafınca yön lendirilen ipliklerle düşey bir sıra oluşturan Dindirmek ya da atlamalı ilmik grubu (Çeşitli tarakların oluşturduğu sıralar atma ilmikli öraülerin bağlantısını meydana ge tirir.)
* sıf.
1. Sıra, dizi halinde: Bir sıra ağaç
2. Bayağı: Sıra malı Sıra işi mal.
*Dilbil Bir tüm içindeki bir öğenin sı rasını belirten bir sayı sıfatı için kullanılır (Bk. ansikl. böl.)
*ANSİKL Dilbil. Belli bir dilde sözcüklerin sırasından söz etmek, ilkin gramer kategorilerinin sıralanışını ve bilhassa, bağlam dışı (kaide cümleleri) ele alınan yalın belirtme cümlelerinde gerçekleştiği biçimiyle üstlendikleri işlevleri belirtmeye ve sonrasında da bağlam ve anlatımsallık uyarınca olabilecek değişimleri göstermeye dayanır. Dil dizgelerine gore, sözcüklerin sı rasıyla dilbilgisel işlevler arasındaki ilişki değişim gösterir Mesela, işlevi göste ren soneklerin oluşturduğu durumsal emare dizgeleri içeren ad çekimli dillerdeki sözcüklerin sırası, fransızca ya da İngilizceye gore daha esnektir.
Bununla beraber, durumsal olmayan dillerde, değişiklik olguları cümlenin statüsünü etkileyebilir (örn. yazılı fransızcada, sual cümlelerinde öznenin sırası değişebilir: il vient "geliyor" / Vient-il? "geliyor mu?â€) ya da cümlede üstü kapalı şekil de kabul edilen ya da önvarsayılan bilgi alanına giren olguları izah edebilir. Yalın ya da bileşik sıra sayı sıfatları, aslolan sayı sıfatlarına -inci, -inci, -uncu, -üncü soneklerinin katılmasıyla yapılır (birinci, onaltıncı, yüzüncü vb.) Bu sıfatlar, ya be lirledikleri adın ya da bir ad işlevi üstlen dikleri söylemsel bağlamın gönderme yapmış olduğu varlık ya da nesnelerin sırasını gös terme olanağı verir Soldan birinci sokak Birinci derslik çok zor olsa gerek.
*ic. ifl. huk. Sıra cetveli, haciz yöntemiyle ya pılan icra takibinde; yalnız haczedilen mal ların satış tutarının tüm alacaklıların ala caklarını karşılayamaması halinde seviye lenir batkı yöntemiyle takipte ise heı durum da sıra cetvelinin düzenlenmesi gerekir Haciz yöntemiyle meydana getirilen takipte bu sıra cet veli kesinleşmeden, icra memuru parala rı paylaştıramaz Sıra cetveline dayanarak meydana getirilen paylaştırmada imtiyazlı alacaklılar alacaklarını tam olarak alırlar. Diğeri alacaklılar ise alacaklarının sadece bir bölümünü alabilirler (İc. ifl. k. md. 100, 140, 206). batkı idaresi, alacaklıların kaydı için yasada belirtilen süre (bir ay; md. 219/2) geçtikten sonrasında, İcra batkı k.'nun 206. ve 207 maddelerinde yazılı hükümlere gö re alacaklıların sırasını gösteren bir cetvel düzenler (md 232). batkı idaresi bu cet veli batkı dairesine verir ve durumu alacak lılara duyuru eder.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR