TAKARRüB a. (ar. kurb'dan takarrüb). Esk. 1. Yaklaşma, yanına gelme: "...hakayıka takarrübden korkuyormuş gibi..." (H....
TAKARRüB a. (ar. kurb'dan takarrüb). Esk.
1. Yaklaşma, yanına gelme: "...hakayıka takarrübden korkuyormuş gibi..." (H. C. Yalçın).
2. Yakınlaşma, vakti gelme: "Günler aylar uçup gittikçe ben de hayat yükünü yokluğa fırlatacak zamanın takarrübüyle sarhoş oluyorum" (H. E. Adıvar).
3. Takarrüp etmek, yaklaşmak; yakınlaşmak: "Güneş ufka takarrüp ettikçe etraftaki bulutlar yükselmeğe başlar" (Samipaşazade Sezai, XIX. yy.).
*Esk; mat. Takarrüb etmek, yakınsamak; yaklaşmak.
*Esk. yerbil. Takarrüb-ile larz, yete yönelme, jeotropizm.
1. Yaklaşma, yanına gelme: "...hakayıka takarrübden korkuyormuş gibi..." (H. C. Yalçın).
2. Yakınlaşma, vakti gelme: "Günler aylar uçup gittikçe ben de hayat yükünü yokluğa fırlatacak zamanın takarrübüyle sarhoş oluyorum" (H. E. Adıvar).
3. Takarrüp etmek, yaklaşmak; yakınlaşmak: "Güneş ufka takarrüp ettikçe etraftaki bulutlar yükselmeğe başlar" (Samipaşazade Sezai, XIX. yy.).
*Esk; mat. Takarrüb etmek, yakınsamak; yaklaşmak.
*Esk. yerbil. Takarrüb-ile larz, yete yönelme, jeotropizm.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR