vesile isim (vesi:le) Arapça ves³le 1 . Sebep, bahane: "Arkadaşlar birer vesile ile dağıldılar ve beni Besim Bey'le ...
vesile
isim (vesi:le) Arapça ves³le
1 . Sebep, bahane:
2 . Elverişli durum, fırsat:
"Muhasebeci, yerden temennalar, gevrek kahkahalar arasında bir vesile ile, kuru üzümden iki çekilmiş yirmi iki grado sert rakısını methetti."- R. H. Karay.
VESİLE a. (ar. vesile).
1. Neden, sebep, bahane: Ne vesileyle beni aradığını size söylemedi mi?
2. Elverişli durum, fırsat: Sular kesildi, bu vesileden yararlanıp musluğu değiştirebiliriz.
*Esk. Vesilecu, bahane arayan. || Vesiledar, nedeni olan, bahanesi bulunan. || Vesilehan, bahane isteyen. || Vesilei cemile, vesilei hasene, güzel bahane, güzel neden. || Vesilei say, çalışma bahanesi.
1. Neden, sebep, bahane: Ne vesileyle beni aradığını size söylemedi mi?
2. Elverişli durum, fırsat: Sular kesildi, bu vesileden yararlanıp musluğu değiştirebiliriz.
*Esk. Vesilecu, bahane arayan. || Vesiledar, nedeni olan, bahanesi bulunan. || Vesilehan, bahane isteyen. || Vesilei cemile, vesilei hasene, güzel bahane, güzel neden. || Vesilei say, çalışma bahanesi.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR