VUKUF a. (ar. vakf'tan vukuf). Esk. 1. Anlama, kavrama, biliş: "Bu öyle bir vukuftur ki zaruridir" (H. C. Yalçın). 2....
VUKUF a. (ar. vakf'tan vukuf). Esk.
1. Anlama, kavrama, biliş: "Bu öyle bir vukuftur ki zaruridir" (H. C. Yalçın).
2. Durma, duruş.
3. Durumunu değiştirmeme, aynı durumda kalma.
4. Vukufı beşeri, insanlığın kavrayışı, anlayışı: "...bir kaç sene sonra bütün vukufı beşeri bu fikri ihata edecek" (Baha Tevfik).
*isi. huk. Ehlik vukuf ya da erbabı vukuf, bilirkişiler.
*Tasav. Vukufı adedi, zikri, tarikatta öngörülen sayıda yapmak. || Vukufı kalbi, kalbin her an Allah ile olması, uyanık bulunması. || Vukufı zamanı, salikin her an durumunun bilincinde olması. (Bu üç deyim, nakşibendilik tarikatının on bir ilkesi arasında yer alır.)
1. Anlama, kavrama, biliş: "Bu öyle bir vukuftur ki zaruridir" (H. C. Yalçın).
2. Durma, duruş.
3. Durumunu değiştirmeme, aynı durumda kalma.
4. Vukufı beşeri, insanlığın kavrayışı, anlayışı: "...bir kaç sene sonra bütün vukufı beşeri bu fikri ihata edecek" (Baha Tevfik).
*isi. huk. Ehlik vukuf ya da erbabı vukuf, bilirkişiler.
*Tasav. Vukufı adedi, zikri, tarikatta öngörülen sayıda yapmak. || Vukufı kalbi, kalbin her an Allah ile olması, uyanık bulunması. || Vukufı zamanı, salikin her an durumunun bilincinde olması. (Bu üç deyim, nakşibendilik tarikatının on bir ilkesi arasında yer alır.)
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR