Felsefede organizma olarak geçen insanoğlunun çevreye uyum faaliyetleri ve uyumun önemi ile ilgili bilgilerin yer almış olduğu yazımız. UYU...
Felsefede organizma olarak geçen insanoğlunun çevreye uyum faaliyetleri ve uyumun önemi ile ilgili bilgilerin yer almış olduğu yazımız.
UYUM VE ÖNEMİ
Her organizma, yaşamını sürdürmek için, bulunmuş olduğu çevreye uyum sağlamak zorundadır. Organizmanın zekâ düzeyi yükseldikçe, çevreye uyumunun yanı sıra, çevreyi değişiklik yapma faaliyetleri de yoğunlaşır, artar.
Organizma, gerek içten, gerek dıştan gelen “uyarım”lara karşı tepki gösterir. Uyarımların az olması, ya da fazla olması organizmanın dengesini bozar; organizmada, bu durumda, idrak bozuklukları, geçici zekâ gerilikleri ve anormal davranışlar görülür.
Organizmalarda kendine emin bir iç çevre sağlama ve koruma gücü vardır, organizma bu gücü kullanarak dengelenme (homeostasis)yi gerçekleştirir.
Dengelenmesini uzun süre sağlayamayan organizma ölür.
AYIRI UYARILMA
Bir dış ya da iç uyarıcının, organizmayı normalin üstünde etkilemesi çok fazla uyarılmaya niçin olur. Mesela; çok fazla güdülenme, açlık, susuzluk, mikrobik hastalıklar, çok fazla bitkinlik vb. durumlar çok fazla uyarılmadır.
Çok fazla uyarılma gerilime, bu nedenle huzursuzluğa neden olur. Bu durumda, organizma, gerilimden kurtulma faaliyeti içine girer. Bu faaliyetin çok fazla oluşu hata yapma olasılığını arttırır.
YETERSİZ UYARILMA
Bir iç ya da dış uyarıcının uyarım meydana getirebilmesi için belirgin bir şiddette olması gerekir. Mesela kulağımız, frekansı 20’nin altında olan sesleri duymaz; gözlerimiz, 400 milimikronun alt kısmındaki elektromanyetik dalgaları ışık olarak göremez.
Belirgin bir şiddetle, belirgin bir ihtiyaca dayanmadan, zayıf bir itilme ile zayıf ve belirsiz şekilde oluşan organizma tepkilerine yetersiz uyarılma denir.
Organizma, yetersiz uyarılma içinde ise huzursuz olur, düzgüsel yaşamını yitirir. Meydana getirilen deneylerde; uyarıcılardan yoksun bırakılmış deneklerde, idrak etme bozuklukları, anormal davranışlar, hayal görme, zekâ kısmında düşmeler saptanmıştır. Demek ki, organizma için elverişsiz ortam, faaliyette bulunmayı engellemekte ve intibakı güçleştirmektedir.
DENGELENME (Homeostasis)
Dengelenme; organizmanın, içinde bulunmuş olduğu uyumlu durumunu kendi faaliyetleriyle korumasıdır. Başka bir deyişle, organizmanın emin bir iç çevre sağlayabilme gücüdür. Mesela, fazla alınmış şekerin depo edilmesi, terleme, soğuk hemen büzülme, iç salgı bezlerinin hormon salgılamalarının vakit ve duruma gore değişmesi… hep, dengelenme çabasının sonuçlarıdır.
İç salgı bezlerinin organizmanın kararlılığı (dengesini) sağlamada mühim bir görevi vardır. Mesela, troit bezi hormon salgılayarak, vücut faaliyetlerini hızlandırmakta ya da yavaşlatmaktadır.
Kendiliğinden olagelen faaliyetlerin (iç salgı bezlerinin faaliyetleri) yanı sıra gereksinimlerimizi gidermeye yarayan faaliyetler de denge sağlamaya destek olurlar. Mesela, susamış birinin su içmesi, yorulan birinin dinlenmesi de denge sağlamaya yönelik faaliyetlerdir.
Netice olarak, organizma iç ve dış çevreden gelen yetersiz ya da çok fazla uyarılma sonucunda kaybetmiş olduğu dengesini tekrardan sağlamaya çalışır. Burnun için de dış dünyadan yararlandığı şeklinde, kendi organlarının sağlamış olduğu maddelerden de yararlanır. Organizma bu yolla, çok fazla ve yetersiz uyarılmanın yarattığı gerilimden kurtulur, çevresine tekrardan uyum sağlar.
YORUMLAR