yalın (ı) isim, halk ağzında Alev. yalın (II) ödat 1 . Gösterişsiz, süssüz, mütevazi (söz, yazı). 2 . halk ağzında Çıplak,...
yalın (ı)
isim, halk ağzında
yalın (II)
2 . halk ağzında Çıplak, kınından çıkmış:
"Dışarıdan içeriye ellerinde yalın kasaturalarla polisler daldı."- E. E. Talu.
Birleşik Sözler
yalın ad ayakkabısız yalın cümle yalın durum yalıngöz yalın hâl yalın isim yalın kat yalın kelimeyalın kılıç yalın ödat yalın tümce yalın üslup yalın yapıldak yalın vakit yalın zarfKaynak:TDK
Yalın
Yalın Ayak Nedir?
Yalın Tolga
YALIN sıf.
1. Süsü, fazlalığı olmayan, yapmacıksız, özentisiz olan, öze indirgenmiş bir şey için kullanlır; mütevazi: Yalın bir beyaz perde dili. Yalın bir ifade. Yalın bir şiirsellik.
2. Esk. Çıplak: "irü duttular bağladılar elin / Tonun soyduler eylediler yalın." (Süheyl ü Nevbahar XIV. yy.).
—Akust. Yalın yankı, sesi yalnız bir kez yineleyen yankı.
—Bot. Yalın çiçek, taçyaprak sayısı türdeki düzgüsel sayıya uygun olan çiçek. || Yalın yaprak, azca ya da çok bölünmüş olsa bile bir tek ayası olan yaprak. (BİLEŞİK* YAPRAK karşıtı.) || Yalın meyve, tek yumurtalıktan olan meyve.
—Ceb. Yalın grup (e) ye indirgenmeyen ve seçkin altgruplar olarak yalnızca (e) yi ve kendini kabul eden grup. (Her n ^ 5 naturel sayısı için, [1,n] aralığının almaşık gruplan yalın altgruplardır, bunlar tarihsel bir rol oynamıştır, bu sebeple 5. dereceden bir denklemin köklerle çözüm olanağının tanıtlanması, bunların bulunuşuna dayanır.)
Yalın kök, katillik basamağı 1 olan kök. Yalın kutup, katillik basamağı 1 olan kutup.
—Dilbil. Bükünlü dillerde öznenin dilbilgisel işlevini belirten durum. (Sözlüklerde ki madde girişlerinde çoğu zaman yalın şekil kullanılır) || Yalın cümle karmaşık cümlenin tersine, bir tek tümce içeren cümle. || Yalın sözcük, türevlerin ya da bileşik sözcüklerin tersine, bir kökü oluşturan DiçımDirım. || raiın vakit, çekimde destek eylem kullanılmayan eylem biçimi (karşıtı: BİLEŞİK* ZAMAN).
—Eczc. Yalın ilaç bir tek maddeden ya da bir tek etkin madde ile sıvağından oluşan ilaç.
—Fels. ve Mant. Olumlama ya da olum- suzlamanın doğru olmakla beraber mecburi olmadığı bir önermeye denir. (Bk. an- sikl. böl.)
—Fizs. kim. Yalın bağ, bir bileşikte elektron ortaklaşmasından doğan ve bir çizgiyle (—) gösterilen iki atomun oluşturduğu bağ. (C—H bağları yalın bir bağdır.) || Yalın madde yalnız bir elementin atomlarından oluşan madde (BİLEŞİK* CİSİM'in karşıtı.) [Eşanl. BASİT.]
—Geom. Parametrelenmiş bir gösterim bir görüntü eğrisinin, parametrenin sadece bir tek kıymeti için erişilen bir noktası için kullanılır. (Nokta yalın değilse katlıdır.) || Görüntü eğrinin tüm noktalarının yalın olduğu bir (t,t) parametrelenmiş yayı için kullanılır, doğrusu (birebir olacak biçimdedir.
—Krist. Yalın şekil, bir kristalin, ilkel gözün biçimini çağrıştıran kolay biçimi. (Bu biçimden, gerek köşeler gerekse ayrıtlar üstünde meydana gelen aşınmalarla, öteki tüm biçimler oluşabilir.)
—Mant. Hangi yasa ve kurallara nazaran hazırlandığı açıklanmayan bir kuram, bir önerme ve bir varsayım için kullanılır.
—Metalürj. Yalın karbon çeliği, bileşiminde karbondan başka alaşım elementi bulunmayan çelik.
—Topol. Yalın tıkız, sonlu sayıda ikişer ikişer |i-ayrık temel tıkızlardan oluşan bağlantılı birleşim.
—ANSİKL. Fels. Kant'a nazaran yargı kiplikleri, sorunsal yargılar, yalın önerme yargıları ve mecburi önerme yargıları olarak üçe ayrılır. Kant şu şekilde der: “Olumlama ve olumsuzlama gerçek (hakiki) olarak kabul edildikleri vakit yargılar yalın önerme yargılarıdır" (Salt aklın eleştirisi [Kritik der reinen Vernunft], 1,1,1) "İnsan doğuştan akıllıdır†söylediğim vakit bir yalın önerme yargısı, "Her dairenin bir merkezi vardır" söylediğim vakit bir mecburi önerme yargısı ileri sürmüş olurum (bu sebeple özne ve öznitelik arasındaki ilişki mecburi bir ilişkidir).
Hegel bir başka sınıflama yapar. Yalın önerme yargısı olarak adlandırdığı yargıda öznitelik, öznenin olması ihtiyaç duyulan şeyi açıklayan bir belirlenimi, doğrusu onun teriminin belirlenimini dile getirir; zihin orada onu kendi biçimi durumuna getiren bir etkinlik gösterir (mesela, "Bu fiil iyiâ€, "Bu ev iyi [ya da kötü] yapılmış" şeklinde). Özne, özniteliğin mecburi olarak özneye upuygun olmasını gerektiren ya da mecburi olarak upuygun olması anlamına gelen bir özlükle beraber bulunursa, yalın önerme yargısı mecburi önerme yargısı durumuna dönüşür.
1. Süsü, fazlalığı olmayan, yapmacıksız, özentisiz olan, öze indirgenmiş bir şey için kullanlır; mütevazi: Yalın bir beyaz perde dili. Yalın bir ifade. Yalın bir şiirsellik.
2. Esk. Çıplak: "irü duttular bağladılar elin / Tonun soyduler eylediler yalın." (Süheyl ü Nevbahar XIV. yy.).
—Akust. Yalın yankı, sesi yalnız bir kez yineleyen yankı.
—Bot. Yalın çiçek, taçyaprak sayısı türdeki düzgüsel sayıya uygun olan çiçek. || Yalın yaprak, azca ya da çok bölünmüş olsa bile bir tek ayası olan yaprak. (BİLEŞİK* YAPRAK karşıtı.) || Yalın meyve, tek yumurtalıktan olan meyve.
—Ceb. Yalın grup (e) ye indirgenmeyen ve seçkin altgruplar olarak yalnızca (e) yi ve kendini kabul eden grup. (Her n ^ 5 naturel sayısı için, [1,n] aralığının almaşık gruplan yalın altgruplardır, bunlar tarihsel bir rol oynamıştır, bu sebeple 5. dereceden bir denklemin köklerle çözüm olanağının tanıtlanması, bunların bulunuşuna dayanır.)
Yalın kök, katillik basamağı 1 olan kök. Yalın kutup, katillik basamağı 1 olan kutup.
—Dilbil. Bükünlü dillerde öznenin dilbilgisel işlevini belirten durum. (Sözlüklerde ki madde girişlerinde çoğu zaman yalın şekil kullanılır) || Yalın cümle karmaşık cümlenin tersine, bir tek tümce içeren cümle. || Yalın sözcük, türevlerin ya da bileşik sözcüklerin tersine, bir kökü oluşturan DiçımDirım. || raiın vakit, çekimde destek eylem kullanılmayan eylem biçimi (karşıtı: BİLEŞİK* ZAMAN).
—Eczc. Yalın ilaç bir tek maddeden ya da bir tek etkin madde ile sıvağından oluşan ilaç.
—Fels. ve Mant. Olumlama ya da olum- suzlamanın doğru olmakla beraber mecburi olmadığı bir önermeye denir. (Bk. an- sikl. böl.)
—Fizs. kim. Yalın bağ, bir bileşikte elektron ortaklaşmasından doğan ve bir çizgiyle (—) gösterilen iki atomun oluşturduğu bağ. (C—H bağları yalın bir bağdır.) || Yalın madde yalnız bir elementin atomlarından oluşan madde (BİLEŞİK* CİSİM'in karşıtı.) [Eşanl. BASİT.]
—Geom. Parametrelenmiş bir gösterim bir görüntü eğrisinin, parametrenin sadece bir tek kıymeti için erişilen bir noktası için kullanılır. (Nokta yalın değilse katlıdır.) || Görüntü eğrinin tüm noktalarının yalın olduğu bir (t,t) parametrelenmiş yayı için kullanılır, doğrusu (birebir olacak biçimdedir.
—Krist. Yalın şekil, bir kristalin, ilkel gözün biçimini çağrıştıran kolay biçimi. (Bu biçimden, gerek köşeler gerekse ayrıtlar üstünde meydana gelen aşınmalarla, öteki tüm biçimler oluşabilir.)
—Mant. Hangi yasa ve kurallara nazaran hazırlandığı açıklanmayan bir kuram, bir önerme ve bir varsayım için kullanılır.
—Metalürj. Yalın karbon çeliği, bileşiminde karbondan başka alaşım elementi bulunmayan çelik.
—Topol. Yalın tıkız, sonlu sayıda ikişer ikişer |i-ayrık temel tıkızlardan oluşan bağlantılı birleşim.
—ANSİKL. Fels. Kant'a nazaran yargı kiplikleri, sorunsal yargılar, yalın önerme yargıları ve mecburi önerme yargıları olarak üçe ayrılır. Kant şu şekilde der: “Olumlama ve olumsuzlama gerçek (hakiki) olarak kabul edildikleri vakit yargılar yalın önerme yargılarıdır" (Salt aklın eleştirisi [Kritik der reinen Vernunft], 1,1,1) "İnsan doğuştan akıllıdır†söylediğim vakit bir yalın önerme yargısı, "Her dairenin bir merkezi vardır" söylediğim vakit bir mecburi önerme yargısı ileri sürmüş olurum (bu sebeple özne ve öznitelik arasındaki ilişki mecburi bir ilişkidir).
Hegel bir başka sınıflama yapar. Yalın önerme yargısı olarak adlandırdığı yargıda öznitelik, öznenin olması ihtiyaç duyulan şeyi açıklayan bir belirlenimi, doğrusu onun teriminin belirlenimini dile getirir; zihin orada onu kendi biçimi durumuna getiren bir etkinlik gösterir (mesela, "Bu fiil iyiâ€, "Bu ev iyi [ya da kötü] yapılmış" şeklinde). Özne, özniteliğin mecburi olarak özneye upuygun olmasını gerektiren ya da mecburi olarak upuygun olması anlamına gelen bir özlükle beraber bulunursa, yalın önerme yargısı mecburi önerme yargısı durumuna dönüşür.
Kaynak: Büyük Larousse
yalın ingilizcesi
- bald, bare, naked, nominative, plain, severe, simple, simplex, simplificative, unvarnished, vivid
- bare, stripped; austere; plain, modest, chaste;
Yalın
Yalın Ayak Nedir?
Yalın Tolga
YORUMLAR