Ortak -ğı TDK, Türk Dil Kurumu isim 1 . Beraber iş icra eden, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şeri...
Ortak -ğı
TDK, Türk Dil Kurumu
isim
1 . Beraber iş icra eden, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, paydaş, partner:
2 . Kuma:
3 . (ödat) Birden çok kimse ya da nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, ortaklaşa:
TDK, Türk Dil Kurumu
1 . Beraber iş icra eden, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, paydaş, partner:
"Bırakın, ortağıma bir telefon edeyim."- H. Taner.
2 . Kuma:
"Kendi üzerine bir ortağın getirilmesi Emeti'nin pek ziyade gücüne gitmişti."- E. E. Talu.
3 . (ödat) Birden çok kimse ya da nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, ortaklaşa:
"Edebiyata şiirle adım atmak, büyük minik tüm yazarlarda görülen ortak bir yöndür."- N. Cumalı.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
- ortak etmek
- ortak olmak
- ortak (ya da kuma) gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş
Birleşik Sözler
- ortak bölen
- ortak çarpan
- ortak dil
- ortak fark
- ortak gider
- ortak hesap
- ortak kat
- ortak iyelik
- ortak nesne
- ortak ölçülmez sayılar
- ortak özne
- ortak payda
- ortak tam bölen
- ortak tümleç
- ortak yapım
- ortak yaşama
- ortakyaşar
- ortak yönetim
- ortak yüklem
- dert ortağı
- çok ortaklı
Dünya evlatlarının ortak yönleri ve ortak ilgi alanları nedir?
Ortak Kat Nedir?
Ortak Payda Nedir?
ORTAK a.
1. Beraber iş icra eden, bir şeyden beraber yararlanan kimselerden her biri: Dükkânın iki ortağı var.
2. Aynı anda aynı erkekle evli olan bayanların birbirine bakılırsa durumları; kuma: Kocası ikinci kez evliliğe ilk adımını attı, üzerine bir ortak getirdi.
*Ask. tar. Yeniçeri ocağı'ndan emekliye ayrılanlara verilen ad. (Durumları ulufe defterinde "mütekait†olarak belirtilirdi.)
* sıf.
1. Her insana ilişkin olan, herkesi ilgilendiren, her insanın hakkı ya da oranı olan şey için kullanılır: Ortak problemler. Ortak kullanım.
2. Birçok insanoğlunun katılımıyla ortaya konan şey için kullanılır: Ortak emek verme.
3. Birçok şey ya da hiç kimseye ilişkin olan, başkalarıyla paylaşılan, birçok şey ya da kimse için bununla birlikte gerçekleşen şey için kullanılır: İki görüşün ortak noktası. Ortak ders.
4. Bireysel davranışları değişik da olsa insanların bir grup olarak ortaya koydukları davranışlar için kullanılır; kolektif: 0-6 yaş grubu çocuklarda görülen ortak davranışlar.
5. (Bir şeye) ortak olmak, bir şeye katılmak ya da onu paylaşmak. || Bir kimse ile ortak yönü (yanı) olmak (olmamak), bazı noktalarda bir hiç kimseye, bir şeye benzemek (benzememek), bir şeyden değişik olmak (olmamak): Baba oğul olduklarına kimse inanmaz, hiçbir ortak yönleri yok.
*Arit. Ortak bölen (ya da çarpan), iki ya da daha çok tamsayının bölenleri (ya da çarpanları) içinde aynı olanları. || Ortak kat, iki ya da daha çok tamsayının katları içinde aynı olanları.
*Bank. Ortak kredi, birkaç kredi kurumu tarafınca ortaklaşa verilen ödünç paraya, krediye denir.
*Bilş. Aynı programın çeşitli altprogramlarında aynı kıymeti sakınan bir parametre ya da bir değişken için kullanılır. (Bir alt- programın başına, altprogram ve çağırma programındaki ortak değişkenlerin sıralaması yazılır.)
*Dilbil. Teknik, uzmanlara özgü dillerin tersine insanların günlük dilleri için kullanılır. || Tarihsel dilbilimde, çoğu zaman belgelenmemiş, ele alınan dilin lehçelere ayrılmadan önceki durumunu belirten dil durumu için kullanılır. (Bu yaklaşımda ortak bir sami dilinin ya da ortak bir Slav dili' nin [protoslav) vb. var olduğu düşünülür.) || Ortak ad, CİNS ADI'nın eşanlamlısı. || Ortak dil, anadilleri ayrı birçok topluluğun yaşadığı bölgelerde, topluluklar arasında anlaşmayı sağlamak için ayrıcalıklı biçimde kullanılan dil (örn. Senegal'de uolof ya da Afrika'nın güney-doğu'sunda svahili). (Eşanl. YÖREüSTü DİL.]
*Fels. Ortak kavramlar, evrensel aklın, her ruhta eşit bir halde gelişen parçalarını belirtmek için kullanılan stoacı kökenli terim. (Bk. ansikl. böl.)
*Fizs. kim. Ortak değerlik, molekülleri oluşturan atomların elektronlarının ortaklaşa kullanıldığı kimyasal bağ türü. (Bk. ansikl. böl.) [Eşanl. KOVALANS.] |j Ortak değerlik yarıçapı, yalın bir cismi oluşturan bir elementin iki atomunun merkezler arasındaki uzaklığın yarısı. || Ortak değerlikli, ortak değerlik bağına değgin, ortak değerlik bağıyla ilgili. (Eşanl. KOVALENT.)
*Huk. Ortak yapıt, birden çok kişinin yaratıcı katkısı ile oluşan yapıt. (Bk. ansikl. böl.) |[ Ortak gider, kat mülkiyetine doğal olarak taşınmazlarda yönetici, kapıcı, bahçıvan benzer biçimde personele ödenen paralarla ana taşınmazın sigorta primleri, ortak yerlerin bakımı, korunması ve onarımı için meydana getirilen giderler. (Sözleşmeyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, kat malikleri kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine eşit olarak, diğeri ortak giderlere ise arsa payları oranında katılmakla yükümlüdürler.) || Ortak yer, kat mülkiyetine doğal olarak taşınmazlarda a.oa taşınmazın garaj, çamaşırhane, teras, ana duvar, su deposu, çatı, asansör, avlu benzer biçimde ortak kullanıma ayrılmış bölgeleri. (Kat malikleri ana taşınmazın tüm ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak iyelik hükümlerine bakılırsa malik olurlar.) || Ortak zilyetlik, bir eşya üstündeki fiili hâkimiyeti beraberce kullanma.
*Ikt. Ortak finansman, başka bir kuruluşla ortaklaşa hareket eden, ödünç para veren bir kuruluşça meydana gelen işlem; Dünya bankası ya da başka bir internasyonal kuruluşça ödünç olarak verilen paraların, ödünç alan ülke dışındaki başka larca sağlanan paralarla, geliştirme projeleri çerçevesi içinde, birleştirilmesi işlemi. || Ortak girişim J0İNT-VENTURE.
*işi. ikt. Ortak işletme, bir satış alanının ya da tecim işletmesinin birden fazla girişim tarafınca beraber işletilmesi. || Ortak yönetim, işletmelerin yönetimine işçilerin de iştirak etmesi sistemi. (Bk. ansikl. böl.)
*Med. huk. Ortak sınır, bitişik iki taşınmazı birbirinden ayıran çizgi. (Ortak sınır, tarafları bağlayıcı bir harita ile saptanamıyorsa, bölgeyi bilen bilirkişiler yardımı ile; bu olanaksızsa, şahit dinlenerek; bu yolla da çözüme ulaşılamıyorsa, ihtilaf mevzusu yerin, taraf tapularındaki miktarlar oranında paylaştırılması yöntemiyle belirlenir.)
*Siyas. bil. Ortak başkanlık, birçok şahıs, kurum ya da hükümetin temsilcilerinin beraber yürüttükleri başkanlık.
*Telekem Ortak anten, bir binada ya da bir sitede oturan kullananların radyo ya da tv alıcılarını beslemede kullanılan, bir kablo ağına, bir çok kez de yükselteçlere bağlı alıcı anten.
*ANSİKL. Fels. Ortak kavramlar. Spinoza' nın felsefesinde, ortak kavramlar aklın ilkeleridir, şu demek oluyor ki şeylerin ortak özelliklerine upuygun kavramlardır: “Aklın ilkeleri, tüm şeylerde ortak olan yanı açıklayan, fakat hiçbir tekil şeyin özünü açıklamayan kavramlardır. Bu yüzden, sözkonusu kavramların, zaman içinde her türlü birlikteliğin haricinde ve bir tür öncesizsonrasızlığa haiz olarak düşünülmesi gerekir" (Etika, 2, 44).
Ortak kavramlar, bu adı şu iki nedenle alırlar:
1. bunlar, "her şeyde ortak olan", şu demek oluyor ki "aynı halde hem parçada, hem de bütünde bulunan" (Etika, 2, 37) evrensel ve mecburi kavramlardır;
2. ortak kavramların "algılanması", herhangi bir tekil şeyin her algılanmasında içkin bulunduğundan, tüm insanlarda mecburi olarak aynıdır.
*Fizs. kim. G. N. Lewis tarafınca 1916' da ortaya atılan ve Langmuir tarafınca geliştirilen ortak değerlik kuramı, iki atom arasındaki bağın, elektronların ortaklaşa kullanılmasına bağlı olarak meydana geldiğini kabul eder. Mesela bir klor molekülünün (Cy iki atomdan oluştuğunu izah etmek için, bu iki atomun, çevresel katmanlarındaki bir elektronu ortaklaşa kullandıkları varsayılır. Her atomun dış katmanında böylece yedi değil tam sekiz elektron bulunur. Oktet' olarak adlandırılan bu düzenlenme, en kesin yapıya denk düşer. Böylece bir molekül içinde her atom aynı görevi oynar ve bu şekilde bir moleküle eşkutuplu molekül denir. Bu tür bir bağ, en kusursuz şekilde molekülsel yörüngelerle ilgili kuvantum kuramı çerçevesinde açıklanabilir. (BAĞ.)
*Huk. Ortak eserde, onun yaratılması için meydana getirilen katkılar tek başlarına değerlendirilemez, bağımsız bir hak mevzusu olamazlar. Hak mevzusu, ortak yaratma çabası sonucu oluşan eserdir Bu yüzden, ortak eseri yaratanlar bir birlik oluşturur ve yapıt üstündeki hakları bu birlik kullanır. Bu birliğe, aykırı olmadıkça, Borçlar kanunu'nun adi ortaklık hükümleri uygulanır. Ortak eserde her bir yaratıcının hakkı, eserin tümünü kapsar Ortakların yapıt üstünde ve eserdeki gizli saklı payları üstünde tek başlarına tutum etme yetkileri yoktur; yapıt sahipliğinden lanan haklar üstündeki tasarrufların oybirliği ile yapılması zorunludur.
*işi. iki. Ortak yönetim sistemi Almıanya Federal Cumhuriyeti'nde dünyaya geldi. Bunun iki biçimi vardır.
*Rahat ortak yönetim. 500'den azca işçi çalıştıran tüm hisse senetli şirketlerde ve 500'den fazla ücretli işçi çalıştıranların ayrımsız olarak tümünde uygulanan ortak yönetimdir. Bu ortak yönetim biçiminde, ücretliler denetim kurulu (Aufsichtsrat) üyelerinin üçte birini seçerler. Bu kurulun görevi yönetim ekibini (Vorstand) atama, denetleme ve gereğinde görevden almaktır. Personel temsilcilerinden minimum ikisi firmanın kendi ücretlilerinden olmak zorundadır.
*Başabaş ortak yönetim. 1 000'den fazla ücretli işçi çalıştıran kömür ve çelik sanayisi işletmelerinde (ya da cirolarının % 50'den fazlasını kömür ve çelik sanayisi alanında icra eden filyallere haiz işletmelerde) uygulanan ortak yönetimdir. Bu ortak yönetim biçiminde, denetim kurulu, düzgüsel olarak 11 üyeden oluşur (bunların 5'i hisse sahipleri, 5'i de ücretliler tarafınca atanır; sonuncusu her iki tarafça kabul edilen yansız bir üyedir). ücretlilerin temsilcilerinden ikisi, sendikanın onayıyla işletme komitesince seçilir. Ötekiler sendika tarafınca atanırlar ve işletme dışından olabilirler (hatta birinin bu şekilde olması zorunludur). Ortak yönetim kurulunda, bir emek verme müdürünün bulunması zorunluluğu vardır: denetim kurulunda ücretli temsilcileri bu müdürü atama ya da görevden alma mevzusunda veto hakkına sahiptirler.
1. Beraber iş icra eden, bir şeyden beraber yararlanan kimselerden her biri: Dükkânın iki ortağı var.
2. Aynı anda aynı erkekle evli olan bayanların birbirine bakılırsa durumları; kuma: Kocası ikinci kez evliliğe ilk adımını attı, üzerine bir ortak getirdi.
*Ask. tar. Yeniçeri ocağı'ndan emekliye ayrılanlara verilen ad. (Durumları ulufe defterinde "mütekait†olarak belirtilirdi.)
* sıf.
1. Her insana ilişkin olan, herkesi ilgilendiren, her insanın hakkı ya da oranı olan şey için kullanılır: Ortak problemler. Ortak kullanım.
2. Birçok insanoğlunun katılımıyla ortaya konan şey için kullanılır: Ortak emek verme.
3. Birçok şey ya da hiç kimseye ilişkin olan, başkalarıyla paylaşılan, birçok şey ya da kimse için bununla birlikte gerçekleşen şey için kullanılır: İki görüşün ortak noktası. Ortak ders.
4. Bireysel davranışları değişik da olsa insanların bir grup olarak ortaya koydukları davranışlar için kullanılır; kolektif: 0-6 yaş grubu çocuklarda görülen ortak davranışlar.
5. (Bir şeye) ortak olmak, bir şeye katılmak ya da onu paylaşmak. || Bir kimse ile ortak yönü (yanı) olmak (olmamak), bazı noktalarda bir hiç kimseye, bir şeye benzemek (benzememek), bir şeyden değişik olmak (olmamak): Baba oğul olduklarına kimse inanmaz, hiçbir ortak yönleri yok.
*Arit. Ortak bölen (ya da çarpan), iki ya da daha çok tamsayının bölenleri (ya da çarpanları) içinde aynı olanları. || Ortak kat, iki ya da daha çok tamsayının katları içinde aynı olanları.
*Bank. Ortak kredi, birkaç kredi kurumu tarafınca ortaklaşa verilen ödünç paraya, krediye denir.
*Bilş. Aynı programın çeşitli altprogramlarında aynı kıymeti sakınan bir parametre ya da bir değişken için kullanılır. (Bir alt- programın başına, altprogram ve çağırma programındaki ortak değişkenlerin sıralaması yazılır.)
*Dilbil. Teknik, uzmanlara özgü dillerin tersine insanların günlük dilleri için kullanılır. || Tarihsel dilbilimde, çoğu zaman belgelenmemiş, ele alınan dilin lehçelere ayrılmadan önceki durumunu belirten dil durumu için kullanılır. (Bu yaklaşımda ortak bir sami dilinin ya da ortak bir Slav dili' nin [protoslav) vb. var olduğu düşünülür.) || Ortak ad, CİNS ADI'nın eşanlamlısı. || Ortak dil, anadilleri ayrı birçok topluluğun yaşadığı bölgelerde, topluluklar arasında anlaşmayı sağlamak için ayrıcalıklı biçimde kullanılan dil (örn. Senegal'de uolof ya da Afrika'nın güney-doğu'sunda svahili). (Eşanl. YÖREüSTü DİL.]
*Fels. Ortak kavramlar, evrensel aklın, her ruhta eşit bir halde gelişen parçalarını belirtmek için kullanılan stoacı kökenli terim. (Bk. ansikl. böl.)
*Fizs. kim. Ortak değerlik, molekülleri oluşturan atomların elektronlarının ortaklaşa kullanıldığı kimyasal bağ türü. (Bk. ansikl. böl.) [Eşanl. KOVALANS.] |j Ortak değerlik yarıçapı, yalın bir cismi oluşturan bir elementin iki atomunun merkezler arasındaki uzaklığın yarısı. || Ortak değerlikli, ortak değerlik bağına değgin, ortak değerlik bağıyla ilgili. (Eşanl. KOVALENT.)
*Huk. Ortak yapıt, birden çok kişinin yaratıcı katkısı ile oluşan yapıt. (Bk. ansikl. böl.) |[ Ortak gider, kat mülkiyetine doğal olarak taşınmazlarda yönetici, kapıcı, bahçıvan benzer biçimde personele ödenen paralarla ana taşınmazın sigorta primleri, ortak yerlerin bakımı, korunması ve onarımı için meydana getirilen giderler. (Sözleşmeyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, kat malikleri kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine eşit olarak, diğeri ortak giderlere ise arsa payları oranında katılmakla yükümlüdürler.) || Ortak yer, kat mülkiyetine doğal olarak taşınmazlarda a.oa taşınmazın garaj, çamaşırhane, teras, ana duvar, su deposu, çatı, asansör, avlu benzer biçimde ortak kullanıma ayrılmış bölgeleri. (Kat malikleri ana taşınmazın tüm ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak iyelik hükümlerine bakılırsa malik olurlar.) || Ortak zilyetlik, bir eşya üstündeki fiili hâkimiyeti beraberce kullanma.
*Ikt. Ortak finansman, başka bir kuruluşla ortaklaşa hareket eden, ödünç para veren bir kuruluşça meydana gelen işlem; Dünya bankası ya da başka bir internasyonal kuruluşça ödünç olarak verilen paraların, ödünç alan ülke dışındaki başka larca sağlanan paralarla, geliştirme projeleri çerçevesi içinde, birleştirilmesi işlemi. || Ortak girişim J0İNT-VENTURE.
*işi. ikt. Ortak işletme, bir satış alanının ya da tecim işletmesinin birden fazla girişim tarafınca beraber işletilmesi. || Ortak yönetim, işletmelerin yönetimine işçilerin de iştirak etmesi sistemi. (Bk. ansikl. böl.)
*Med. huk. Ortak sınır, bitişik iki taşınmazı birbirinden ayıran çizgi. (Ortak sınır, tarafları bağlayıcı bir harita ile saptanamıyorsa, bölgeyi bilen bilirkişiler yardımı ile; bu olanaksızsa, şahit dinlenerek; bu yolla da çözüme ulaşılamıyorsa, ihtilaf mevzusu yerin, taraf tapularındaki miktarlar oranında paylaştırılması yöntemiyle belirlenir.)
*Siyas. bil. Ortak başkanlık, birçok şahıs, kurum ya da hükümetin temsilcilerinin beraber yürüttükleri başkanlık.
*Telekem Ortak anten, bir binada ya da bir sitede oturan kullananların radyo ya da tv alıcılarını beslemede kullanılan, bir kablo ağına, bir çok kez de yükselteçlere bağlı alıcı anten.
*ANSİKL. Fels. Ortak kavramlar. Spinoza' nın felsefesinde, ortak kavramlar aklın ilkeleridir, şu demek oluyor ki şeylerin ortak özelliklerine upuygun kavramlardır: “Aklın ilkeleri, tüm şeylerde ortak olan yanı açıklayan, fakat hiçbir tekil şeyin özünü açıklamayan kavramlardır. Bu yüzden, sözkonusu kavramların, zaman içinde her türlü birlikteliğin haricinde ve bir tür öncesizsonrasızlığa haiz olarak düşünülmesi gerekir" (Etika, 2, 44).
Ortak kavramlar, bu adı şu iki nedenle alırlar:
1. bunlar, "her şeyde ortak olan", şu demek oluyor ki "aynı halde hem parçada, hem de bütünde bulunan" (Etika, 2, 37) evrensel ve mecburi kavramlardır;
2. ortak kavramların "algılanması", herhangi bir tekil şeyin her algılanmasında içkin bulunduğundan, tüm insanlarda mecburi olarak aynıdır.
*Fizs. kim. G. N. Lewis tarafınca 1916' da ortaya atılan ve Langmuir tarafınca geliştirilen ortak değerlik kuramı, iki atom arasındaki bağın, elektronların ortaklaşa kullanılmasına bağlı olarak meydana geldiğini kabul eder. Mesela bir klor molekülünün (Cy iki atomdan oluştuğunu izah etmek için, bu iki atomun, çevresel katmanlarındaki bir elektronu ortaklaşa kullandıkları varsayılır. Her atomun dış katmanında böylece yedi değil tam sekiz elektron bulunur. Oktet' olarak adlandırılan bu düzenlenme, en kesin yapıya denk düşer. Böylece bir molekül içinde her atom aynı görevi oynar ve bu şekilde bir moleküle eşkutuplu molekül denir. Bu tür bir bağ, en kusursuz şekilde molekülsel yörüngelerle ilgili kuvantum kuramı çerçevesinde açıklanabilir. (BAĞ.)
*Huk. Ortak eserde, onun yaratılması için meydana getirilen katkılar tek başlarına değerlendirilemez, bağımsız bir hak mevzusu olamazlar. Hak mevzusu, ortak yaratma çabası sonucu oluşan eserdir Bu yüzden, ortak eseri yaratanlar bir birlik oluşturur ve yapıt üstündeki hakları bu birlik kullanır. Bu birliğe, aykırı olmadıkça, Borçlar kanunu'nun adi ortaklık hükümleri uygulanır. Ortak eserde her bir yaratıcının hakkı, eserin tümünü kapsar Ortakların yapıt üstünde ve eserdeki gizli saklı payları üstünde tek başlarına tutum etme yetkileri yoktur; yapıt sahipliğinden lanan haklar üstündeki tasarrufların oybirliği ile yapılması zorunludur.
*işi. iki. Ortak yönetim sistemi Almıanya Federal Cumhuriyeti'nde dünyaya geldi. Bunun iki biçimi vardır.
*Rahat ortak yönetim. 500'den azca işçi çalıştıran tüm hisse senetli şirketlerde ve 500'den fazla ücretli işçi çalıştıranların ayrımsız olarak tümünde uygulanan ortak yönetimdir. Bu ortak yönetim biçiminde, ücretliler denetim kurulu (Aufsichtsrat) üyelerinin üçte birini seçerler. Bu kurulun görevi yönetim ekibini (Vorstand) atama, denetleme ve gereğinde görevden almaktır. Personel temsilcilerinden minimum ikisi firmanın kendi ücretlilerinden olmak zorundadır.
*Başabaş ortak yönetim. 1 000'den fazla ücretli işçi çalıştıran kömür ve çelik sanayisi işletmelerinde (ya da cirolarının % 50'den fazlasını kömür ve çelik sanayisi alanında icra eden filyallere haiz işletmelerde) uygulanan ortak yönetimdir. Bu ortak yönetim biçiminde, denetim kurulu, düzgüsel olarak 11 üyeden oluşur (bunların 5'i hisse sahipleri, 5'i de ücretliler tarafınca atanır; sonuncusu her iki tarafça kabul edilen yansız bir üyedir). ücretlilerin temsilcilerinden ikisi, sendikanın onayıyla işletme komitesince seçilir. Ötekiler sendika tarafınca atanırlar ve işletme dışından olabilirler (hatta birinin bu şekilde olması zorunludur). Ortak yönetim kurulunda, bir emek verme müdürünün bulunması zorunluluğu vardır: denetim kurulunda ücretli temsilcileri bu müdürü atama ya da görevden alma mevzusunda veto hakkına sahiptirler.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR