Osmanlı Devleti'nin son dönemdeki düşünce akımları nedir, öncüleri kimlerdir, eserleri nedir? Alıntı Konuk Osmanlı ...
Osmanlı Devleti'nin son dönemdeki düşünce akımları nedir, öncüleri kimlerdir, eserleri nedir?
a) Osmanlıcılık
Tanzimat sürecinin sonlarına doğru bir takım Osmanlı aydınları Genç Osmanlılar adıyla bir toplum kurdular. Bir süre sonra siyası faaliyette bulunmaya başladılar. Onlara nazaran milliyet isyanlarını durdurup ülkenin bütünlüğünü korumak için devletin sınırları içinde yaşayan tüm milletleri Osmanlıcılık düşüncesi çevresinde toplamak gerekiyordu. Bunun için dil, ırk ve din farkı gözetmeden her insanın aynı hak ve yetkilere haiz olması şarttı. Bu yapılırsa Osmanlı birliği gerçekleşir ve devlet yıkılmaktan kurtulabilirdi. Bu düşünceler fakat Meşrutiyet yönetiminde uygulanabilirdi. Genç Osmanlıların uğraşı ile hazırlanan Kanun-i Esası (Anayasa), Osmanlıcılık düşüncesini temel almıştır. Meclis-i Mebusan'da da tüm milletlere temsil hakkı verilmiştir. Fakat tüm bu tür şeyler ülkedeki milliyet isyanlarını durdurmaya yetmedi. Osmanlıcılık görüşü milliyetçilik akımının güç kazanmasına paralel olarak tesirini yitirdi.
Osmanlıcılık düşünce akımının en mühim temsilcileri olarak Tanzimat Periyodunun ünlü aydın ve edebi kalemlerini örnek verebiliriz.
Temsilcileri:
Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa benzer biçimde adlar bu düşünce akımının mühim temsilcileridir.
Ziya Paşa eserleri
- Zafername (1868, nesir şiir)
- Rüya (ölümünden sonrasında, 1910)
- Kalıtım Mektupları (ölümünden sonrasında 1910)
- Eş'ar-ı Ziyâ (ölümünden sonrasında şiir, 1880)
- Şiir ve İnşa Makalesi
- Defteri Amal (hatıra durumunda)
- Terkîb-i bend (Ziya Paşa)
- Harâbât
- İntibah
- Cezmi
- Celalettin Harzem Şah
- Vatan Ya da Silistre
- Zavallı Çocuk
- Gülnihal
- Karabela
- Akif Bey
- Tahrib-i harabat
- Evrak-ı Perişan
- Devr-i İstila
- Berika-i Zafer
- Kanije Muhasarası
- Tasvir-i Efkar
- Özgürlük
- Hilali osmani
- Çeviri-i Manzume (Tercüme şiirler)
- Ozan Evlenmesi (Bir perdelik güldürü, 1860. Türk edebiyatında yazılan ilk tiyatro eseridir, fakat oynanmamıştır.)
- Müntehebat-ı Eş'ar (Şiirler)
- Durub-ı Emsal-i Osmaniye (Atasözleri)
- Müntehebat-ı Tasvir-i Efkar (Seçme makaleler, 2 ten)
- Tercümân-ı Ahvâl Mukaddimesi (Tanzimat edebiyatındaki ilk yazı)
b) İslam Birliği (İslamcılık)
İslamcılık, Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü korumak amacıyla XIX. yüzyılın ikinci yarısında, bilhassa 1877 -1878 Osmanlı - Rusya savaşından sonrasında, ehemmiyet kazanan bir fikir akımıdır. İslamcılık düşüncesini savunanlara nazaran; toplumun temel direği dindir. Din ile millet birdir. Hangi milletten olurlarsa olsunlar tüm Müslümanların hal¬ifenin çevresinde birleşmesi gerekir. İslamcılar, Osmanlı Devleti'nin İslam dininin temel esasları olan şeriat esaslarından ayrılmış olduğu için geri kaldığını ileri sürdüler. İslamcıların bir kısımı şeriattan zerre kadar ayrılma yanlısı değildi. Başka bir grup ise, garp uygarlığının maddi yanını oluşturan endüstrinin, ilim ve değişen teknolojinin alınmasında bir sakınca görmüyordu. İslamcılık XiX. yüzyılın sonlarına doğru devletin resmi politikası olacak kadar ehemmiyet kazanmıştır. II. Abdulhamid, ingiltere ve Rusya'nın hâkimiyetleri altında yaşayan Müslümanları, kendilerine karşı kullanmayı düşündü. Fakat bu fikir devleti kurtarmaya kafi olamadı. Birinci Dünya Savaşı da, Osmanlı padişahının halife olarak yayınladığı cihad fetvasına karşın bir takım Araplar Türk askerlerine ateş açmaktan geri durmadı. Bu vaka Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü korumada, İslamcılık düşüncesinin başarı göstermiş olamadığını açık bir biçimde ortaya koymuştur.
Temsilcileri:
İslamcılık Sultan II. Abdülhamit zamanında devlet politikası olarak disiplinli şekilde uygulandığından II. Abdülhamit, bu akımın temsilcisi olarak kabul edilir. Bununla beraber bir aydın ve edebi bir kalem olarak en mühim İslamcılık savunucularından biri Mehmet Akif Ersoy'dur.
Mehmet Akif Ersoy Eserleri
- Safahat
c) Türk Birliği (Turancılık)
Turancılık, bir kültür hareketi olarak süregelen Türkçülük düşüncesinin siyası yönüdür. Gayesi, tüm Türkleri bir ülkede bir devlet içinde tek bir bayrak altında birleştirmektir. Bu durumu, bu düşüncenin en mühim kişisi olan Ziya Gökalp, "Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan" diyerek özetlemiştir. Bu düşünceyi benimseyenlere Turancı denilmiştir. Turancılar kurmuş oldukları dernekler ve çıkardıkları gösterim organları ile fikirlerini izah etme ve teşkilatlanma imkânı buldular. Bu hareket, ikinci Meşrutiyet döneminde aydınlar ve devlet adamları içinde çok sayıda yandaş buldu. İktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenleri tarafınca desteklendi. İttihat ve Terakki liderlerinden Enver Paşa, devletin çöküşten kurtulabilmesinin, Turancılığın başarı göstermiş olmasıyla mümkün olacağını düşünenlerdendi. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmesi Turancılık hareketini zayıflattı. Turancılar, Türkleri birleştirme ülküsünün Türkiye Türklüğü ile sınırlanması icap ettiğini savunmaya başladılar. Enver Paşa buna karşı çıktı. Enver Paşa hayalini gerçekleştirmek için Türkistan'a gitti. Orada bir ordu kurarak, Ruslara karşı mücadeleye girişti, fakat bu savaşlardan birinde şehit oldu. (1922) Son Osmanlı Meslis-i Mebusanı'nın ve Kuva-yı Milliyecilerin "Misak-ı Ulusal" ilkesini benimsemesi, TBMM'nin ulusal egemenlik anlayışını kabul etmesi benzer biçimde sebepler, 1920'den sonrasında Turancılık hareketini büyük seviyede zayıflattı. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonrasında Turancılık düşüncesi tamamen reddedildi. Tüm dünya Türklerini tek bir bayrak altında birleştirmeyi gaye edinen Turancılığın tersine, "vatan terimi", bugün üstünde yaşanılan siyası sınırlarla çevrilmiş topraklar olarak kabul edildi.
Temsilcileri:
En mühim temsilcilerinden biri bilinmiş olduğu benzer biçimde Ziya Gökalp'tir.
Ziya Gökalp Eserleri
- Limni ve Malta Mektupları
- Kızıl Elma (1914)
- Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929)
- Yeni Yaşam (1930)
- Altın Işık (1927)
- Türk Töresi (1923)
- Doğru Yol (1923)[9]
- Türkçülüğün Esasları (1923) : Eserin ilk baskısı Osmanlı alfabesiyle yayınlanmıştır[10].
- Türk Uygarlık Zamanı (1926, ölümünden sonrasında)
- Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonrasında)
- Altın Destan
- üç Cereyan
- Hars ve Uygarlık
- Kuğular
d) Türkçülük
Türkçülük, dil, tarih ve edebiyat alanlarındaki çalışmalarla, doğrusu bir kültür hareketi olarak başladı. Türkçülük akımı Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının geçerli olduğu dönemlerde pek yaygınlaşmadı. Fakat bu akımların Osmanlı Devleti'ni kurtarmaya yetmediği görüldükten sonrasında, bilhassa ikinci Meşrutiyet döneminde Türkçülük akımı güç kazanmıştır. Bu akımın hız kazanmasında, Rusya'nın Türk ülkelerindeki işgalinden kaçan Türkler oldukça etkili oldular. Türkçülük düşüncesinin öncüleri bir millet; dil, din, soy ve ideal birliğini oluşturduğunu savunuyorlardı. Onlara nazaran devlet fakat; dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanarak ayakta durabilirdi. Bu sebeple Osmanlı yönetimi altında yaşayan Türklere ulusal şuur kazandırılmalıydı. Türkçülük akımı Ziya Gökalp'in katkılarıyla bilimsel bir muhteva kazanmıştır. Ziya Gökalp'e nazaran Osmanlı Devleti'nin kurtuluşu ve güçlenişi yeni bir hayata bağlıdır. Bu yaşamın üç dayanağı vardır. Ekranda görülen pencereden birincisi Türkçü olmaktır. Dilde, güzel sanatlarda, ahlakta ve hukukta Türk kültürüne bağlanmak gerekir. İkincisi İslam ümmetinden olmaktır. Dini devletten ayırmak şartıyla İslam dininin en yüce din olduğuna inanmak gerekir. üçüncüsü ise garp medeniyetini benimsemektir. Bilimde, felsefede, teknikte tam bir batılı kafaya haiz olmak gerekir. Ziya Gökalp, medeniyetle kültürü birbirlerinden ayırmış, kültürde Türk kalmayı savunmuştur.
Akımın savunucuları Mehmet Güvenilir (Yurdakul), Ağaoğlu Ahmet, Dr. Fuat Durağan, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Akçuraoğlu Yusuf, Halis Turgut, Hüseyin Ragıp, Dr. Akil Muhtar Özden ve Dr. Hüseyin Ertuğrul beylerdir.
Mehmet Güvenilir Yurdakul Eserleri
- Türkçe şiirler, 1899
- Türk Sazı, 1914
- Ey Türk Uyan, 1914
- Tan Sesleri, 1915
- Zafer Yolunda, 1918
- Aydın Kızları, 1919
- Dante'ye, 1920
- Mustafa Kemal, 1928
- Ankara, 1939
- Cenge Giderken 1886
Dağ Yolu (Konuşmaları)
Günebakan (Yazıları)
e) Batıcılık
Osmanlı Devleti'nin bir sürü alanda Avrupa'dan geri kalmış olduğu XVII. yüzyılda hepimiz tarafınca kabul edilmeye başlanmıştı. Bunun bir sonu olarak ıslahat hareketlerinde batılılaşmaya ehemmiyet verilecekti. İlk olarak askeri alanda süregelen batılılaşma hareketi, daha sonraları devlet ve cemiyet hayatında da etkili oldu. Batıcılık, İkinci Meşrutiyet döneminde bir fikir akımı haline geldi. Bu düşünceyi savunanlar çıkardıkları dergilerde görüşlerini yaymaya çalıştılar. Garbın üstünlüğünün bilime dayalı bulunduğunu ve ona karşı gelmenin doğru olmadığını açıkladılar. Onlar, tek hanımla eşiyle olan evliliği, hanım hürriyetini, batılı bir uygar kanunun kabulünü, şeriat mahkemeleri yerine laik mahkemelerin kurulmasını, Latin harflerinin kabulünü, tekke ve zaviyeler ile tüm medreselerin kapatılmasını, fesin kaldırılıp başka bir başlığın benimsenmesini, ulusal bir ekonominin kurulmasını savunuyorlardı. Batıcılar içinde görüş ayrılıkları vardı. Batıcıların bir kısımı Avrupa'dan her şeyi almaya gerek kalmamıştır, batılıların teknolojisi alınmalı fakat kültürü alınmamalı görüşündeydi. Başka bir kısımı ise tek bir uygarlık vardır o da garp medeniyetidir, gülü ve dikeni ile alınmalıdır diyorlardı.
Temsilcileri:
Batıcılık ile ilgili mühim bir isim Abdullah Cevdet'tir. 1904'te İçtihat adlı bir matbaa kurdu. Basımevinde batılılaşma yanlısı eserler bastı, İçtihat adlı bir dergi çıkardı. 1904 yılından öldüğü 1932 yılına kadar dönem dönem kesintiye uğramakla beraber İçtihad'ı çağrıştıran Cehd, İşhâd, İştihâd, Âlem, Eski İçtihad adları altında Cenevre, Mısır ve İstanbul'da bu dergiyi yayımlamayı sürdürdü.
f) Ademi Merkeziyetçilik
Bu düşünce akımının fikirleri Osmanlı Devleti'nde resmi devlet politikası olarak uygulamaya sokulmuştur.
Bu düşünce akımın görüşleri özetlemek gerekirse şu şekilde özetlenebilir:
1. Osmanlı Devleti hükümetinin merkezi yetkileri azaltılmalıdır.
2. Devlet içindeki türlü unsurların yönetime alınması gerekmektedir.
3. Liberal ekonomiye geçiş yapılmalıdır.
4. Federal Devlet modeli uygulanmalıdır.
Ademi merkeziyetçilik başka akımlar benzer biçimde istenen hedefinize bir türlü ulaşamamıştır. Tüm akımlarda olduğu benzer biçimde Ademi Merkeziyetçilik akımı da vatanın düşmüş olduğu buhranlı durumdan bir an ilkin kurtarılması için uğraşmıştır. Fakat milliyetçilik akımının hızla yayılması, düşünce akımlarının halk tarafınca yeterince anlaşılamaması, Osmanlı Devleti'nde meydana gelen iç karışıklıklar ve dış baskılar sebebiyle, düşünce akımlarının getirilerinden istenildiği kadar, tam anlamıyla verim sağlanamamıştır.
Temsilcileri:
Akımının öncülüğünü Ahrar Fırkası kurucusu Prens Sabahattin'in üstlenmiştir. Prens Sabahattin Eserleri
- Zirve ve Su
- Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?
- Girişim-ü Kişisel ve Tevsi-i Mezuniyet Hakkında Bir İzah
- Girişim-ü Kişisel ve Adem-i Merkeziyet Hakkında İkinci Bir İzah
- İttihat ve Terakki Cemiyetine Açık Mektuplar
Derlemedir.
Osmanlı Devleti'nin müessese periyodu padişahları kimlerdir?
Osmanlı Devleti'nin son padişahı kimdir?
Osmanlı Devleti'nin yöneticileri kimlerdir?
Bu bildiri 'en iyi yanıt' seçilmiştir.
a) Osmanlıcılık
Tanzimat sürecinin sonlarına doğru bir takım Osmanlı aydınları Genç Osmanlılar adıyla bir toplum kurdular. Bir süre sonra siyası faaliyette bulunmaya başladılar. Onlara nazaran milliyet isyanlarını durdurup ülkenin bütünlüğünü korumak için devletin sınırları içinde yaşayan tüm milletleri Osmanlıcılık düşüncesi çevresinde toplamak gerekiyordu. Bunun için dil, ırk ve din farkı gözetmeden her insanın aynı hak ve yetkilere haiz olması şarttı. Bu yapılırsa Osmanlı birliği gerçekleşir ve devlet yıkılmaktan kurtulabilirdi. Bu düşünceler fakat Meşrutiyet yönetiminde uygulanabilirdi. Genç Osmanlıların uğraşı ile hazırlanan Kanun-i Esası (Anayasa), Osmanlıcılık düşüncesini temel almıştır. Meclis-i Mebusan'da da tüm milletlere temsil hakkı verilmiştir. Fakat tüm bu tür şeyler ülkedeki milliyet isyanlarını durdurmaya yetmedi. Osmanlıcılık görüşü milliyetçilik akımının güç kazanmasına paralel olarak tesirini yitirdi.
Osmanlıcılık düşünce akımının en mühim temsilcileri olarak Tanzimat Periyodunun ünlü aydın ve edebi kalemlerini örnek verebiliriz.
Temsilcileri:
Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa benzer biçimde adlar bu düşünce akımının mühim temsilcileridir.
Ziya Paşa eserleri
- Zafername (1868, nesir şiir)
- Rüya (ölümünden sonrasında, 1910)
- Kalıtım Mektupları (ölümünden sonrasında 1910)
- Eş'ar-ı Ziyâ (ölümünden sonrasında şiir, 1880)
- Şiir ve İnşa Makalesi
- Defteri Amal (hatıra durumunda)
- Terkîb-i bend (Ziya Paşa)
- Harâbât
- İntibah
- Cezmi
- Celalettin Harzem Şah
- Vatan Ya da Silistre
- Zavallı Çocuk
- Gülnihal
- Karabela
- Akif Bey
- Tahrib-i harabat
- Evrak-ı Perişan
- Devr-i İstila
- Berika-i Zafer
- Kanije Muhasarası
- Tasvir-i Efkar
- Özgürlük
- Hilali osmani
- Çeviri-i Manzume (Tercüme şiirler)
- Ozan Evlenmesi (Bir perdelik güldürü, 1860. Türk edebiyatında yazılan ilk tiyatro eseridir, fakat oynanmamıştır.)
- Müntehebat-ı Eş'ar (Şiirler)
- Durub-ı Emsal-i Osmaniye (Atasözleri)
- Müntehebat-ı Tasvir-i Efkar (Seçme makaleler, 2 ten)
- Tercümân-ı Ahvâl Mukaddimesi (Tanzimat edebiyatındaki ilk yazı)
b) İslam Birliği (İslamcılık)
İslamcılık, Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü korumak amacıyla XIX. yüzyılın ikinci yarısında, bilhassa 1877 -1878 Osmanlı - Rusya savaşından sonrasında, ehemmiyet kazanan bir fikir akımıdır. İslamcılık düşüncesini savunanlara nazaran; toplumun temel direği dindir. Din ile millet birdir. Hangi milletten olurlarsa olsunlar tüm Müslümanların hal¬ifenin çevresinde birleşmesi gerekir. İslamcılar, Osmanlı Devleti'nin İslam dininin temel esasları olan şeriat esaslarından ayrılmış olduğu için geri kaldığını ileri sürdüler. İslamcıların bir kısımı şeriattan zerre kadar ayrılma yanlısı değildi. Başka bir grup ise, garp uygarlığının maddi yanını oluşturan endüstrinin, ilim ve değişen teknolojinin alınmasında bir sakınca görmüyordu. İslamcılık XiX. yüzyılın sonlarına doğru devletin resmi politikası olacak kadar ehemmiyet kazanmıştır. II. Abdulhamid, ingiltere ve Rusya'nın hâkimiyetleri altında yaşayan Müslümanları, kendilerine karşı kullanmayı düşündü. Fakat bu fikir devleti kurtarmaya kafi olamadı. Birinci Dünya Savaşı da, Osmanlı padişahının halife olarak yayınladığı cihad fetvasına karşın bir takım Araplar Türk askerlerine ateş açmaktan geri durmadı. Bu vaka Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü korumada, İslamcılık düşüncesinin başarı göstermiş olamadığını açık bir biçimde ortaya koymuştur.
Temsilcileri:
İslamcılık Sultan II. Abdülhamit zamanında devlet politikası olarak disiplinli şekilde uygulandığından II. Abdülhamit, bu akımın temsilcisi olarak kabul edilir. Bununla beraber bir aydın ve edebi bir kalem olarak en mühim İslamcılık savunucularından biri Mehmet Akif Ersoy'dur.
Mehmet Akif Ersoy Eserleri
- Safahat
c) Türk Birliği (Turancılık)
Turancılık, bir kültür hareketi olarak süregelen Türkçülük düşüncesinin siyası yönüdür. Gayesi, tüm Türkleri bir ülkede bir devlet içinde tek bir bayrak altında birleştirmektir. Bu durumu, bu düşüncenin en mühim kişisi olan Ziya Gökalp, "Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan" diyerek özetlemiştir. Bu düşünceyi benimseyenlere Turancı denilmiştir. Turancılar kurmuş oldukları dernekler ve çıkardıkları gösterim organları ile fikirlerini izah etme ve teşkilatlanma imkânı buldular. Bu hareket, ikinci Meşrutiyet döneminde aydınlar ve devlet adamları içinde çok sayıda yandaş buldu. İktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenleri tarafınca desteklendi. İttihat ve Terakki liderlerinden Enver Paşa, devletin çöküşten kurtulabilmesinin, Turancılığın başarı göstermiş olmasıyla mümkün olacağını düşünenlerdendi. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmesi Turancılık hareketini zayıflattı. Turancılar, Türkleri birleştirme ülküsünün Türkiye Türklüğü ile sınırlanması icap ettiğini savunmaya başladılar. Enver Paşa buna karşı çıktı. Enver Paşa hayalini gerçekleştirmek için Türkistan'a gitti. Orada bir ordu kurarak, Ruslara karşı mücadeleye girişti, fakat bu savaşlardan birinde şehit oldu. (1922) Son Osmanlı Meslis-i Mebusanı'nın ve Kuva-yı Milliyecilerin "Misak-ı Ulusal" ilkesini benimsemesi, TBMM'nin ulusal egemenlik anlayışını kabul etmesi benzer biçimde sebepler, 1920'den sonrasında Turancılık hareketini büyük seviyede zayıflattı. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonrasında Turancılık düşüncesi tamamen reddedildi. Tüm dünya Türklerini tek bir bayrak altında birleştirmeyi gaye edinen Turancılığın tersine, "vatan terimi", bugün üstünde yaşanılan siyası sınırlarla çevrilmiş topraklar olarak kabul edildi.
Temsilcileri:
En mühim temsilcilerinden biri bilinmiş olduğu benzer biçimde Ziya Gökalp'tir.
Ziya Gökalp Eserleri
- Limni ve Malta Mektupları
- Kızıl Elma (1914)
- Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929)
- Yeni Yaşam (1930)
- Altın Işık (1927)
- Türk Töresi (1923)
- Doğru Yol (1923)[9]
- Türkçülüğün Esasları (1923) : Eserin ilk baskısı Osmanlı alfabesiyle yayınlanmıştır[10].
- Türk Uygarlık Zamanı (1926, ölümünden sonrasında)
- Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonrasında)
- Altın Destan
- üç Cereyan
- Hars ve Uygarlık
- Kuğular
d) Türkçülük
Türkçülük, dil, tarih ve edebiyat alanlarındaki çalışmalarla, doğrusu bir kültür hareketi olarak başladı. Türkçülük akımı Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarının geçerli olduğu dönemlerde pek yaygınlaşmadı. Fakat bu akımların Osmanlı Devleti'ni kurtarmaya yetmediği görüldükten sonrasında, bilhassa ikinci Meşrutiyet döneminde Türkçülük akımı güç kazanmıştır. Bu akımın hız kazanmasında, Rusya'nın Türk ülkelerindeki işgalinden kaçan Türkler oldukça etkili oldular. Türkçülük düşüncesinin öncüleri bir millet; dil, din, soy ve ideal birliğini oluşturduğunu savunuyorlardı. Onlara nazaran devlet fakat; dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanarak ayakta durabilirdi. Bu sebeple Osmanlı yönetimi altında yaşayan Türklere ulusal şuur kazandırılmalıydı. Türkçülük akımı Ziya Gökalp'in katkılarıyla bilimsel bir muhteva kazanmıştır. Ziya Gökalp'e nazaran Osmanlı Devleti'nin kurtuluşu ve güçlenişi yeni bir hayata bağlıdır. Bu yaşamın üç dayanağı vardır. Ekranda görülen pencereden birincisi Türkçü olmaktır. Dilde, güzel sanatlarda, ahlakta ve hukukta Türk kültürüne bağlanmak gerekir. İkincisi İslam ümmetinden olmaktır. Dini devletten ayırmak şartıyla İslam dininin en yüce din olduğuna inanmak gerekir. üçüncüsü ise garp medeniyetini benimsemektir. Bilimde, felsefede, teknikte tam bir batılı kafaya haiz olmak gerekir. Ziya Gökalp, medeniyetle kültürü birbirlerinden ayırmış, kültürde Türk kalmayı savunmuştur.
Akımın savunucuları Mehmet Güvenilir (Yurdakul), Ağaoğlu Ahmet, Dr. Fuat Durağan, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Akçuraoğlu Yusuf, Halis Turgut, Hüseyin Ragıp, Dr. Akil Muhtar Özden ve Dr. Hüseyin Ertuğrul beylerdir.
Mehmet Güvenilir Yurdakul Eserleri
- Türkçe şiirler, 1899
- Türk Sazı, 1914
- Ey Türk Uyan, 1914
- Tan Sesleri, 1915
- Zafer Yolunda, 1918
- Aydın Kızları, 1919
- Dante'ye, 1920
- Mustafa Kemal, 1928
- Ankara, 1939
- Cenge Giderken 1886
Dağ Yolu (Konuşmaları)
Günebakan (Yazıları)
e) Batıcılık
Osmanlı Devleti'nin bir sürü alanda Avrupa'dan geri kalmış olduğu XVII. yüzyılda hepimiz tarafınca kabul edilmeye başlanmıştı. Bunun bir sonu olarak ıslahat hareketlerinde batılılaşmaya ehemmiyet verilecekti. İlk olarak askeri alanda süregelen batılılaşma hareketi, daha sonraları devlet ve cemiyet hayatında da etkili oldu. Batıcılık, İkinci Meşrutiyet döneminde bir fikir akımı haline geldi. Bu düşünceyi savunanlar çıkardıkları dergilerde görüşlerini yaymaya çalıştılar. Garbın üstünlüğünün bilime dayalı bulunduğunu ve ona karşı gelmenin doğru olmadığını açıkladılar. Onlar, tek hanımla eşiyle olan evliliği, hanım hürriyetini, batılı bir uygar kanunun kabulünü, şeriat mahkemeleri yerine laik mahkemelerin kurulmasını, Latin harflerinin kabulünü, tekke ve zaviyeler ile tüm medreselerin kapatılmasını, fesin kaldırılıp başka bir başlığın benimsenmesini, ulusal bir ekonominin kurulmasını savunuyorlardı. Batıcılar içinde görüş ayrılıkları vardı. Batıcıların bir kısımı Avrupa'dan her şeyi almaya gerek kalmamıştır, batılıların teknolojisi alınmalı fakat kültürü alınmamalı görüşündeydi. Başka bir kısımı ise tek bir uygarlık vardır o da garp medeniyetidir, gülü ve dikeni ile alınmalıdır diyorlardı.
Temsilcileri:
Batıcılık ile ilgili mühim bir isim Abdullah Cevdet'tir. 1904'te İçtihat adlı bir matbaa kurdu. Basımevinde batılılaşma yanlısı eserler bastı, İçtihat adlı bir dergi çıkardı. 1904 yılından öldüğü 1932 yılına kadar dönem dönem kesintiye uğramakla beraber İçtihad'ı çağrıştıran Cehd, İşhâd, İştihâd, Âlem, Eski İçtihad adları altında Cenevre, Mısır ve İstanbul'da bu dergiyi yayımlamayı sürdürdü.
f) Ademi Merkeziyetçilik
Bu düşünce akımının fikirleri Osmanlı Devleti'nde resmi devlet politikası olarak uygulamaya sokulmuştur.
Bu düşünce akımın görüşleri özetlemek gerekirse şu şekilde özetlenebilir:
1. Osmanlı Devleti hükümetinin merkezi yetkileri azaltılmalıdır.
2. Devlet içindeki türlü unsurların yönetime alınması gerekmektedir.
3. Liberal ekonomiye geçiş yapılmalıdır.
4. Federal Devlet modeli uygulanmalıdır.
Ademi merkeziyetçilik başka akımlar benzer biçimde istenen hedefinize bir türlü ulaşamamıştır. Tüm akımlarda olduğu benzer biçimde Ademi Merkeziyetçilik akımı da vatanın düşmüş olduğu buhranlı durumdan bir an ilkin kurtarılması için uğraşmıştır. Fakat milliyetçilik akımının hızla yayılması, düşünce akımlarının halk tarafınca yeterince anlaşılamaması, Osmanlı Devleti'nde meydana gelen iç karışıklıklar ve dış baskılar sebebiyle, düşünce akımlarının getirilerinden istenildiği kadar, tam anlamıyla verim sağlanamamıştır.
Temsilcileri:
Akımının öncülüğünü Ahrar Fırkası kurucusu Prens Sabahattin'in üstlenmiştir. Prens Sabahattin Eserleri
- Zirve ve Su
- Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?
- Girişim-ü Kişisel ve Tevsi-i Mezuniyet Hakkında Bir İzah
- Girişim-ü Kişisel ve Adem-i Merkeziyet Hakkında İkinci Bir İzah
- İttihat ve Terakki Cemiyetine Açık Mektuplar
Derlemedir.
YORUMLAR