VELEH a. (ar. veleh). Esk. 1. Şaşma, şaşkınlığa düşme. 2. Hışım, öfke 3. Veleh getirmek, şaşırmak: "Hanım böyle bir belâyı nâg...
VELEH a. (ar. veleh). Esk.
1. Şaşma, şaşkınlığa düşme.
2. Hışım, öfke
3. Veleh getirmek, şaşırmak: "Hanım böyle bir belâyı nâgeh zuhur üzerine veleh getirecek derecelere geldiyse de..." (Namık Kemal, XIX. yy.).
4. Velehza, şaşkın. || Veleh-zede, hışma uğramış.
1. Şaşma, şaşkınlığa düşme.
2. Hışım, öfke
3. Veleh getirmek, şaşırmak: "Hanım böyle bir belâyı nâgeh zuhur üzerine veleh getirecek derecelere geldiyse de..." (Namık Kemal, XIX. yy.).
4. Velehza, şaşkın. || Veleh-zede, hışma uğramış.
Kaynak: Büyük Larousse
YORUMLAR