ÇATAL Gösterim: 197 Boyut: 14.4 KB" style="max-width:100%;margin: 2px;"/> a. (çatmak'tan çatal). 1 . Sapının u...
ÇATAL
Boyut: 14.4 KB" style="max-width:100%;margin: 2px;"/>
a. (çatmak'tan çatal).
1. Sapının ucunda, ağza götürülmek suretiyle yiyeceğe batırılan dişlerin bulunmuş olduğu sofra servisi aracı. (Çatalın diş sayısına ve uzunluğuna bakılırsa kullanılacağı yer değişmiş olur: servis çatalı, limon çatalı vb.) (Bk. ansikl. böl. Folk.)
3. Yol, ağaç vb şeylerin fark yeri.
4. Dallı şeylerin her bir kolu: Dal ucundaki üç çataldan bin kırılmış.
5. Yaba, dirgen benzer biçimde ziraat araçlarının iki dişli olanı.
6. Çatal atmak, bir işe burnunu sokmak (arg). || Çatal görmek, bir şeyi çift görmek; net görememek.
—Aktar. Kaldırıcı arabaların çoğunda bulunan ve paletlenmiş yükleri alma ya da bırakmada kullanılan donanım. || Asılı kaldırma çatalı, alt kısmında ıkı yatay kiriş bulunan bir çatkıdan oluşmuş donanım; yük bu ktrfşlere yüklenerek bir kaldırma aygıtına asılır (Bk. ansikl. böl.)
—Ask. Çatal genişliği, topçunun atış tanzimi esnasında çatal teşkilini elde eden iki atış arasındaki açıklık. || Çatal teşkili, topçu tanzim atışı esnasında seçilen hedefin biri uzun, diğeri kısa meydana getirilen iki atım arasına alınması. (Bk. ansikl. böl.)
—Ask. tar OsmanlI ordusunda kullanılan, demirden yapılmış bir tür rahat tabanca. (Birbirine koşut, sivri ve yanlarında ay biçimli çengelleri bulunan iki uçtan meydana getirilen çatallar, zırh parçalamak amacıyla kullanılırdı.)
—Atç. Tırnak çatalı - TIRNAK- ÇATALI
—Balıkç. Balık oltasını su kenarında tutmak için kullanılan, V biçiminde dal ya da metal parçası.
—Balist. Bir merminin atış dağılma dikdörtgeninde, kıymeti dört ihtimaller içinde sapmaya eşit olan unsur. (Tecrübe etme atışı, hedefi bir çatal içine almalıdır.)
—Bisikç. FURŞ'un eşanlamlısı.
—Cerr. Çatal sırtı, döner kemiğin alt ucundaki bir kırıktan ileri gelen ve bileğe çatal biçimi eğrilik veren biçim bozukluğu.
—Denize. Yarım serenlerin ve bumbala- rın direğe bağlı bölümlerinde bulunan ayça biçiminde tahta.
—Esk. sil. Ateş etmek için nişancının alaybozanı ya da arkebüzü dayamasına yarayan ve sivri demir tabanı toprağa çakılan tahta saplı iki kollu dövme demir parça. (XVI. - XVII. yy.)
—Mak. san. Bir parçanın ekseni süresince yer değiştirmesi ve bir transmisyon organını çalıştırması için bu parçayı iki kolu arasına alan mekanik parça (mesela, vites kutusunda grup dişlisi kumanda çatalı) otomobil transmisyon kutusu çatalının konumu.
—Ormanc. Yerden 6-7 m yukarıda iki ana gövdeye ayrılan ağaca denir. || Ağacın ya da ana sapın iki kalınca dala ayrılmış olduğu yer.
—Oy Çatal atmak, satrançta bir taşı, kar şı tarafın daha kıymetli iki taşını birden teh dit edecek şekilde sürmek. |i Çatal yiyecek ya da çatala düşmek, satrançta karşı tarafın çatal atması durumuyla karşılaşmak.
Kaynak: Büyük Larousse
Çatal neyden yapılır?
Rüyada Çatal Görmek
Çatal Kazık Nedir?
Boyut: 9.6 KB" style="max-width:100%;margin: 2px;"/>
ÇATAL
—Ölçbil. Duyarlı bir terazide, dengeyi sağlamak için oka bağlı yatay, durağan(durgun) bir cetvel üstüne oturtulan kıvrık metal telden ek ağırlık. (Çatalın ortadaki bıçağa olan uzaklığı kefeye konulması ihtiyaç duyulan ek ağırlığın kesrini verir. 1 cg'lik bir çatal, 0,1 mg duyarlılıkla tartmayı sağlar.) || Çatal mastar, aralıkları birbirinden çok azca değişik iki çatalı olan mastar; iki çatalın aralıkları arasındaki fark toleransa eşdeğerdir.
—Sil. Arbalet çatalı, Ortaçağda arbaletlere ya da toplara kundak görevi meydana getiren destek.
—Tekst. Atkı çatalı, mekanik dokuma tezgâhlarında, atkı durdurma düzeneğinin bir parçası.
—Zool. Sıçrarkuyruklularda sıçramaya olanak veren çift karın eklentisi. |Pulkanatiılarda çiftleşme aygıtının bir kısmı. |Eumalocostraca öbeği üyeleri haricinde, kabukluların çoğunda bulunan, çatal biçimli kuyruk yapısı. (Çatal, karnın ya da telsonun son bölümünde bulunan yapraksı ya da ipliksi bir çift eklenti ihtiva eder.) (Eşanl. FURKA.) || Geyik boynuzunun sonradan çıkan dallarından her biri.
♦ sıf.
1. Çatal biçiminde olan; çatallanan.
2. Çatal avuç, yan yana getirilip birleştirilen iki avuç. || Çatal kazık, tutumları birbiriyle çeliştiği için bir işin gidişini engellemiş olan yetkili kimseler. || Çatal ses, iki ayrı perdeden çıkıyormuşçasına kulak tırmalayan ses.
—Ask. Çatal ayak, piyadelerin kullandığı çeşitli silahların istenilen yerde kolaylıkla mevziye sokulmasını ve etkili atış yapabilmesini sağlamak amacıyla namlu altına konulmuş olan iki ya da üç kollu metal desteklere verilen ad. (Çoğunlukla hafifçe makineli tüfeklerde iki, ağır makineli tüfeklerde ise üç ayaklı olarak kullanır.) || Çatal kundak, taktik alanda kullanılan toplarda ateş mevzisine sağlam şekilde yerleşmek ve topun hedefe kolaylıkla yönelmesini sağlamak amacıyla topun namlu ve kamasının yerleştirildiği, çift kollu çelik kundağa verilen ad. (Atış esnasında topun geri tepme etkisiyle gömülerek açılarının bozulmasına, nişan hattının değişmesine engel olur.)
—Ask. tar. Çatal bayrak, yeniçeri orta ve bölüklerinin sarı-kırmızı renkteki birlik bayraklarına verilen ad.
—Avc. Çatal boynuz, geyik ya da karaca boynuzunun parçalara ayrılan ve çatal meydana getiren uç kısmı.
—Biyol. Uzunluğunun ortasına kadar dar bir açıyla ikiye ayrılmış olan. (Yılanların dili çataldır Yapraklar, sûlükdallar taçyapraklar, boyuncuklar aynı şekilde çatal olabilir.)
—Denize. Çatal yatak , ağaç vapur inşaatında, baştaki ve kıçtaki en uç noktalara yerleştirilen yatak. || Çatal flama, uçkurluğu çımasından enli, çatal biçiminde işaret sancağı.
—Marangl. Çatal geçme, kapı çatıları, pencere pervazları ya da pervazlı mobilyalarda kullanılan, rahat ve desteksiz zıvanalı birleştirme.
—Oto. Egzos çatal borusu, motorun iki çıkış manifoldunu susturucu borusuna bağlamaya yarayan "Y†biçimindeki parça.
—Teknol. Çatal çivi, U biçiminde kıvrılmış, uçları sivri, başsız çivi. || Telleri desteklere tutturmada (kafes dikenli tel vb.) kullanılan, U biçiminde, iki ucu sivri çivi. || Plak model kalıpla dökümde kulakları ihtiyaç duyulan konumda tutmaya yarayan parça.
—ANSİKL. Aktar, iki tür kaldırma çatalı vardır. Birincisi c biçimindedir ve yapı şantiyelerinde paletlenmiş tuğla, asmolen, çimento torbaları vb. benzer biçimde yükleri boşaltma, depolama, kaldırma ve toplamada kullanılır. İkincisinde, yükün ağırlığı ne olursa olsun, çatalları yatay tutmaya yarayan bir özdengeleme düzeneği vardır. Devinimli kren ya da yapı kreni, köprülü kren ya da portik benzer biçimde bir kaldırma aygıtına asılı olarak; bilhassa dar depolarda, gözleri ya da sehpaları boşaltmada kullanılır.
—Ask. Çatal teşkil: için meydana getirilen atışlardan kısa olanına "çatalın kısa haddi", uzun olanına ise "çatalın uzun haddi" denilir. Atımlar arasındaki mesafe, hedefin durumuna bakılırsa ayarlanır. Genişliği olmayan, nokta hedefleri için iki atım arasındaki açıklık 100 m'ye kadar indirilebilir. Geniş ve dağınık hedefler (yayılmış piyade, yürüyüş kolu, karargâh vb.) için atım aralığı 200-400 m yapılarak "etki atışı" başlatılır.
—Folk. Çatalın Orta Asya Türkleri'nce kullanıldığına ilişkin ilk bilgiler, XIII. yy.'da Cengiz Han'ın oğullarının sarayında elçilik göreviyle bulunmuş olan seyyah ve rahip VVİlhelm Rubruk'un Seyahatname adlı kitabında bulunmaktadır. Meydana getirilen araştırmalara bakılırsa çatal Anadolu'da dirgen, zıpkın, yaba-kaşık benzer biçimde adlar almıştır. Topkapı sarayı müzesi'nde, osmanlı saraylarında kullanılmış, kıymetli madenlerden yapılmış çatallardan örnekler vardır.
Kaynak: Büyük Larousse
çatal
isim
1 . İki ya da daha çok kola ayrılan sopa.
2 . Yol, ağaç benzer biçimde, kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.
3 . Dallı olan şeylerin her kolu:
"Sağ eliyle çatal sakalının birini bırakıp birini tutuyordu."- Ö. Seyfettin.
4 . Yiyecek yerken kullanılan iki, üç ya da dört uzun dişli çoğunlukla metal vasıta:
"Çatalı elinden düştü, ağzı açık kaldı."- P. Safa.
5 . Dirgen.
6 . ödat Ucu kollara ayrılmış.
7 . ödat İki taraflı:
"Evlerinin önü çatal pınarlar / İçerler suyunu beni anarlar."- Halk türküsü.
8 . ödat İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir.
9 . Bir tür olta iğnesi.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
çatal görmek
Birleşik Sözler
çatal ağız
çatal aşı
çatal ayak
çatal bel
çatal bıçak ekibi
çatal çivi
çatal don
çatal iğne
çatal kargı
çatal kazık
çatal kundak
çatalkuyruk
çatal sakal
çatal ses
çatal zıpkın
çatal ingilizcesi
1. fork (used for eating, serving, etc.).
2. fork, bifurcation.
3. prong; branch of a forked object.
4. pitchfork.
5. forked.
6. (word) which özgü a double meaning.
7. involved, difficult.
8. cracked (voice).
- anahtar a key with two points or edges.
- bel digging fork.
- bıçak silver, silverware, Brit. cutlery.
- çekiç claw hammer.
- çutal
1. cracked (voice).
2. very complicated.
- görmek to see double.
- kazık a difficult business, a complicated affair the outcome of which is doubtful.
- matal kaç çatal a children´s game.
- sakal forked beard.
- tırnak cloven hoof.
- tırnaklı cloven-hoofed.
- yeri fork, bifurcation."
ÇATALLANMA
a. Antropol. Çatallarıma ilkesi, akrabalık kuramında, bir bireyle direkt akraba olmayan yakınları arasındaki akrabalık ilişkisinin, aynı cinsiyetten ya da karşıt cinsiyetten gelmelerine bakılırsa, terimler dizgesi bakımından ayrımjaştırılmasını elde eden ölçüt.
—Termodin. Çatallarıma vakası, kimisi doğrusal olmayan dönüşüm denklemleri kullanılarak, belli değişkenlerin ve belli denetim parametrelerinin fonksiyonu biçiminde tanımlanmış makroskobık bir sistemde, belli bir X parametresi İçin, Xk eleştiri değerlerinin varlığı; bu değerlerden birinin üstünde, Xk kıymeti için Xlt;Xk değerlerinde elde edilmiş çözüme özdeş, kesin yeni' çözümler veren denklemler, bu değerin ötesinde çatallanır. (Başlıca çatallanma örnekleri şunlardır: biyolojide, çeşitli dönemlerde biyolojik ritimlerin varlığı ya da embriyonun gelişmesi esnasında, üç boyutlu biçimlerin oluşumu; kuvan- tum optiğinde, bir lazer için, bağdaşık ışık yayım eşiğinin varlığı; elektronikte, kimi devrelerdeki özuyarma vakası; akışkanlar mekaniğinde, alttan ısıtılan yatay bir atış- kan katmanında, hücre biçimli [Bönard hücresi] üç boyutlu devrinimlerin başlaması.)
Kaynak: Büyük Larousse
ÇATALLANMAK gçz. f.
1. Çatal benzer biçimde ikiye ayrılmak: Şehir çıkışında yol çatallanıyor.
2. Ses sözkonusuysa, çatallaşmak.
ÇATALLAŞMAK gçz. t.
1. Bir iş sözkonusuysa, iki ya da daha çok olasılık ortaya çıterak anlaşılması, çözümlenmesi güç bir duruma gelmek, karışmak: Yönetim kurulunun çekilmesiyle işler daha da çatallaştı.
2. Ses sözkonusuysa, çatallı çıkmak, çatallanmak.
1. Çatal benzer biçimde ikiye ayrılmak: Şehir çıkışında yol çatallanıyor.
2. Ses sözkonusuysa, çatallaşmak.
ÇATALLAŞMAK gçz. t.
1. Bir iş sözkonusuysa, iki ya da daha çok olasılık ortaya çıterak anlaşılması, çözümlenmesi güç bir duruma gelmek, karışmak: Yönetim kurulunun çekilmesiyle işler daha da çatallaştı.
2. Ses sözkonusuysa, çatallı çıkmak, çatallanmak.
Kaynak: Büyük Larousse
ÇATALLI sıf.
1. Çatalı olan ya da çatal biçimindeki şey için kullanılır: Çatallı dallar.
2. iki ya da daha çok olasılığı olan, karışık, çapraşık durum için kullanılır: Çatallı bir iş.
3. Muntazam çıkmayan, pürüzlü ses için kullanılır.
—Aktar. Çatallı yükleyici — ÇATALLI YüKLEYİCİ ARABA
—Müz. Çatallı döner disk, arpın mekanizmasında telin boyunu kısaltarak bir yarım ton daha tiz ses vermesini elde eden ufak çengel. (Çatallı döner disk, pedal vesilesiyle harekete geçer. Her pedal, aynı notaları veren tüm tellerin disklerini harekete geçirir.)
1. Çatalı olan ya da çatal biçimindeki şey için kullanılır: Çatallı dallar.
2. iki ya da daha çok olasılığı olan, karışık, çapraşık durum için kullanılır: Çatallı bir iş.
3. Muntazam çıkmayan, pürüzlü ses için kullanılır.
—Aktar. Çatallı yükleyici — ÇATALLI YüKLEYİCİ ARABA
—Müz. Çatallı döner disk, arpın mekanizmasında telin boyunu kısaltarak bir yarım ton daha tiz ses vermesini elde eden ufak çengel. (Çatallı döner disk, pedal vesilesiyle harekete geçer. Her pedal, aynı notaları veren tüm tellerin disklerini harekete geçirir.)
Kaynak: Büyük Larousse
Çatal neyden yapılır?
Rüyada Çatal Görmek
Çatal Kazık Nedir?
YORUMLAR