Hazırlıksız Konuşmalar Güzel konuşma kuralları kısmında anlatılanlar hazırlıksız konuşmalar için de geçerlidir. Yetersiz hazırlık, kendine g...
Hazırlıksız Konuşmalar
Güzel konuşma kuralları kısmında anlatılanlar hazırlıksız konuşmalar için de geçerlidir. Yetersiz hazırlık, kendine güvenmeme, heyecanlanma benzer biçimde bazı sebeplerle bir takım kişiler cemiyet karşısında bir sunuş hitabı yapmak istemezler. Fakat ayrıca günlük konuşmaları esnasında devirdikleri çamların, kırdıkları kalplerin farkına dahi varmazlar. Kişilerin kılık giysileriyle karşılanıp düşünceleriyle, konuşmalarıyla uğurlandıklarını pek çok süre unuturlar.
Şahıs konuşmaya başladığı andan itibaren terbiyesi, görgüsü, bilgisi, dünya görüşü, ahlâkı, kelime hazinesi, toplumsal çevresi, bölgesi...hakkında muhaÂtabına ipucu vermeye başlar. Bu sebeple kuşlar ayaklarıyla insanoğlu dilleriyle yakalanırlar. âDilim, seni dilim dilim edeyim.â atasözünde de bu incelik vardır. Hatta kimi zaman, susmak, konuşmaktan daha iyi bir tesir bırakabilir. âSöz biliyorsan konuş öğrenek alsınlar, bilmiyorsan sus, adam sansınlar.â Sözü bu konuyu veciz olarak ifade eder. Alt taraftaki nükte de bu duruma bir başka örnektir:
âMehmet Ãkif hastayken kendisini ziyarete gelenler içinde kılığıyla giysisiyle büyük bir adam izlenimini veren biri içeriye girince üstat, edebinÂden dolayı yatağında toplanma ihtiyacı hisseder. Geçmiş olsun dileklerinden sonrasında bu heybetli kişi, Ãkif’e şu şekilde bir sual yöneltir:
â Gök kuşağının altından adam geçerse kız, kız geçerse adam olurmuş. Peki hünsa geçerse ne olur?
Ãkif’in karşılığı şu olur:
â Bu şekilde bir sorudan sonrasında ayağımı dilediğim kadar uzatabilirim.
Herhangi bir hazırlığa gereksinim hissetmeden meydana getirilen karşılıklı konuşmalarda da içtenlik, inandırıcılık, tatlı dillilik, doğruluk, dürüstlük ve saygı ön plândadır.
Hazırlıksız konuşmalardan bazılarını örnekleyelim:
ADRES SORMA, YER TARİFİ
Bir adres ya da yer sorulduğunda sorulan yer kati olarak bilinmiyorsa, soranı yanıltmamak ve süre kaybını önlemek için adresin tam olarak bilinmediği açıkça söylenmelidir. Bazı tahminlerde bulunarak yanlış yönlendirmeÂden sakınmak gerekir. Adres tanım edilirken mümkün olmasıyla birlikte mütevazı bir tanım yapılmalı, dolambaçlı yollar tercih edilmemelidir. Sorulan yerin civarlarında derhal herkesçe malum (abide, istasyon, park, stadyum benzer biçimde) bir yapı, bir mekân var ise kişiye ilkin burayı bilip bilmediği sorulmalı; biliniyorsa tanım buradan itibaren yapılmalıdır. Mesafe için isabetli tahmin yapılamıyorsa ölçü vermekten sakınmalıdır.
FIKRA ANLATMA
Herhangi bir konuşma esnasında yeri gelir de bir fıkra anlatmak gerekirse fıkrayı anlatmaya başlamadan ilkin dinleyecekler hızlıca gözden geçirilmeli; anlatılacak fıkradan kendine hisse çıkaracaklar ya da alınacaklar var ise bu fıkrayı anlatmaktan vazgeçmelidir. Fıkra; yerine, zamanına ve kişisine uygun ise anlatılmadır.
Fıkrayı gösteren herkesten ilkin gülerse ya da kesik kesik gülmelerle fıkrayı kesintiye uğratırsa ya da fıkranın aslolan espriyi taşıyan unsurunu uygun yerde ve şekilde anlatamazsa fıkranın tüm güzelliği kaybolur. Dinleyicilerin kültür seviyesi anlatılacak fıkrayı kavrayamayacak seviyedeyse bu fıkrayı anlatmamak daha uygundur.
Anlatılan fıkra evvelde biliniyor olabilir. Bu durumda anlatana müdahale edilmez ve nezaketen dinlenir.
KUTLAMA
İstenen bir sonucu alabilmek, beklenen bir işi başarmak benzer biçimde sebeplerle meydana getirilen kutlamalarda, duyulan luk ve kıvanç; yapmacıklığa düşmeden, abartıya kaçmadan samimî bir üslûpla yapılmalıdır. Tebrik edilen şahıs de tevazu göstermeli ve karşı tarafa teşekkür etmelidir:
â Piyeste rolünüzü çok güzel oynadınız. Tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerim.
â Teşekkür ederim.
ÖZÜR DİLEME
İnsan, yaratılışı gereği kimi zaman kusurlu davranışlarda bulunabilir, hatalar yapabilir. Bu normaldir. Fakat şahıs hatasını fark ettikten sonrasında bu negatif şartları ortadan kaldırmak için en kısa zamanda özür dilemiyorsa, bu durumda birincisinden daha büyük bir hatası yapmış olur. Ilk olarak özür dilemeyi gerektirecek sözler söylememeye ve özür dilemeyi gerektirecek davranışlarda bulunmamaya çaba edilmelidir. Dalgınlık, dikkatsizlik... benzer biçimde türlü sebeplerle özür dilemek gerekirse süre geçirmeden, samimî bir üslûpla özür dilenmelidir. Özür dilemenin korkaklığın, pısırıklığın, sünepeliğin bir ifadesi değildir, insan olmanın bir gereği olduğu unutulmamalıdır. Zira özür dileyen şahıs yapmış olduğu hatayı farklıymış, bunun yanlışlığına inanmış ve bu konuyu tekrar yapmayacağını karşı tarafa içtenlikle beyan ederek insanlığın gereğini yerine getirmiştir. Kendisinden samimiyetle özür dilenen şahıs de affetmesini bilmelidir.
Asla gerek olmadığı hâlde söze özür dileyerek adım atmak da uygun değildir.
SOHBET ETMEK
Topluluk hâlinde yaşayan insanoğlu çevresindekilere duyduklarını, bilÂdiklerini, anlayışlarını anlatmak; onlarla ortak mevzuları paylaşmak isterler. Bizim kültürümüzde söyleşi etmenin bilhassa temel gereksinimler benzer biçimde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Arkadaşlıklar, dostluklar, yaşam arkadaşlıkları genellikle sohÂbetle kurulur, sohbetle pekişir.
Karşılıklı saygının, anlayışın, nezaketin, samimiyetin, dürüstlüğün olduğu; dedikodunun, yalanın, kaba sözlerin ve argonun bulunmadığı bir söyleşi ortamı, kalıcı dostluklar için zemin hazırlayacaktır.
SORUYA KARŞILIK VERME
Herhangi bir şeyi öğrenmek amacıyla sual sorulacağı süre ilkin izin istenmeli, probleminin karşılığı alındıktan sonrasında da teşekkür edilmelidir. Kendisine sual yöneltilen şahıs cevabı bilmiyorsa yalan yanlış bir şeyler söyleyerek muhatabını yanıltmamalı, özür dileyerek bilmediğini ifade etmelidir.
Bir dost grubunda ya da bir görüşmede kişiye yöneltilen sual, gruptan bir başkasının uzmanlık alanına giriyorsa tereciye tere satma durumuna düşmeÂmek için sual, uygun bir üslûpla uzmanına yönlendirilmelidir:
â Word programıyla yazdığım tezime bir fotoğraf eklemek isterim. Bu durumu nasıl yapabilirim acaba?
â Tuğrul, programın özelliklerini daha iyi biliyor. İsterseniz bu soruÂnun yanıtını ondan öğrenelim.
TANIŞMA VE TANIŞTIRMALAR
Birbirini tanımayan, fakat türlü sebeplerle bir arada bulunan kişiler birbirleriyle tanışmak gereğini duyabilirler. Esasen selâmdan sonrasında kelâma geçmeden muhatap tanınmalı, konuşma ona nazaran sürdürülmelidir. Tanışmada kişiler ilkin adlarını birbirlerine söylerler, peşinden tanıştıklarına memnun olduklarını ifade ederler. Tanışmalarının sebebi olan mevzuya bir süre sonra geçerler.
Tanıştırmada tanıyan, birbirlerini tanımayanları belirgin kurallara nazaran adlarını söyleyerek tanıştırır. Bu kurallar şöyledir: Yaşı, ünü, makamı ufak olanlar büyüklere; erkekler hanımefendilere; misafirlikte sonrasında gelenler öncekilere ismi ve kim olduğu özetlemek gerekirse söylenerek tanıştırılır. Toplu tanıştırmalarda ise adlar tek tek söylenir. El sıkışmada büyükler küçüklere, hanımlar da erkeklere ellerini ilkin uzatırlar.
TELEFONLA KONUŞMA
Telefonla konuşmanın karşı karşıya konuşmaktan bir farkı yoktur. Ama araya telefon makinesinin girmesi bazı görgü kurallarına uymayı gerektirir.
Herhangi birine telefon etmek gerekince ilk olarak vaktin telefon etmek için uygun olup olmadığına bakılmalıdır. Günün çok erken ve geç saatleriyle yiyecek saatleri telefon etmek için uygun zamanlar değildir. Telefon etmeyi gerektirecek acil bir vaziyet olması hâlinde zaman gözetilmez.
Telefon ederken numara dikkatli bir biçimde çevrilmeli ya da tuşlanmalıdır. Sayısal santrallerde numaranın yanlış düşmesi ihtimali çok zayıftır. Bu sebeple kaba bir tarzda âorası nere, sen kimsinâ benzer biçimde ifadeler kullanmak son aşama yanlıştır.
Telefon eden şahıs selâm verdikten sonrasında derhal kendisini tanıtmalı, özetlemek gerekirse bir hâl hatır sorduktan sonrasında niçin telefon edilmişse o mevzuya geçilmelidir. Konuşma tamamlandıktan sonrasında iyi dileklerle telefon kapatılmalıdır. Telefonla (-şimdilik- görüşmek istemeyen) konuşan kişiler birbirlerini seslerinden derhal tanıyorlarsa kendilerini tanıtmaya gerek kalmamıştır. Telefon eden kendisini tanıtÂmamışsa kiminle konuşulmuş olduğu kibarca sorulmalıdır.
Yeri gelmişken cep telefonlarının kullanılmasıyla ilgili bir takım uyarılarda bulunmayı lüzumlu görüyoruz: Cep telefonlarının kapatılması istenen yerlerde bu uyarıya ne olursa olsun uymak gereklidir. (Cep telefonlarından yayılan dalgalardan zarar görebilecek elektronik cihazların bulunmuş olduğu yerlerde bu yasağa uymak daha da önemlidir.) Ikazlar olmasa dahi aydın bir insan cep telefonunun nerede ve ne süre kapatılması icap ettiğini bilir, kullandığı cihazın yüklediği sorumlulukları taşır. Olur olmaz yerlerde ve zamanlarda, cep telefonuyla (kim bilir gerek olmadığı hâlde) bağıra çağıra konuşmak yakışık almaz.
TEŞEKKÜR ETME
Teşekkür etmek için ne olursa olsun çok mühim bir iyiliğin, yardımın yapılmasını beklemeye gerek kalmamıştır. Burada bilinmesi ihtiyaç duyulan husus, teşekkür etmenin medenî insanlara yakışan davranış olduğudur. Meydana getirilen iyilikler ya da yardımlar normal olarak teşekkür beklentisiyle yapılmıyor. Çok önemsiz benzer biçimde görünen davranışlardan (ya da yardımlardan) sonrasında teşekkür etmek nezaketin gereğidir. Basitçe örneklemek gerekirse otobüste, hasta ya da yaşlı herhangi birine yer veren delikanlı âŞuna bir yer vereyim de bana teşekkür etsin.â anlayışıyla yer vermiyordur. Kendisine yer verilen şahıs de karşı tarafın bu şekilde bir mecburiyeti olmadığını bilerek teşekkür etmeyi dikkatsizlik etmemelidir.
YORUMLAR