Yazı Menu Dağ Oluşumu (Orojenez) Kıta Oluşumu (Epirojenez) Volkanik Haraketler (Volkanizma) Seizma (Depremler) İÇ KUVVETLER A. DAÄ OLUŞUM...
Yazı Menu |
İÇ KUVVETLER
A. DAÄ OLUŞUMU HAREKETLERİ (OROJENEZ)
1. Kıvrılma
Akarsular, Rüzgarlar ve buzullar şeklinde dış kuvvetlerin aşındırdığı maddeler, yer kabuğunun büyük çukurluklarında biriktirilir. Bu çukurluklara jeosenklinal adı verilir.
Jeosenklinallerde biriktirilen tortul maddeler, çeşitli yan basınçlara uğrarlarsa kıvrılarak deniz yüzeyine çıkarlar. Böylece yeryüzünün büyük kıvrım dağları oluşmuş olur. Kıvrılma sonucunda yüksekte kalan kesimlere antiklinal, alçakta kalan kesimlere de senklinal denir.
Avrupa’da Alp’ler, Asya’da Himalaya’lar, Türkiye’de Toros ve Şimal Anadolu Dağları bu tür hareketlerle meydana gelmişlerdir.
2. Kırılma
Yer kabuğunun eskiden beri kara haline geçmiş, katılaşmış kısımları, yan basınçlara uğramış olduğu süre bükülüp katlanamazlar. Bundan dolayı, bu şeklinde yerlerde kıvrılmalar yerine kırıklar meydana gelir. Kırıkların iki tarafındaki kısım birbirine nazaran yer değiştirirse, bu özellikteki kırığa fay denir. Kırılma sonucunda yüksekte kalan kesimlere horst, alçakta kalan kesimlere de graben denir.
Türkiye’de, en yaygın horst ve graben sistemi Ege Bölgesi’nde bulunmaktadır.
TÜRKİYE'DEKİ FAY HATLARI
Şimal Anadolu Fay Hattı (KAF): Saroz Körfezi’nden adım atar, Marmara Denizi, Sapanca Gölü, Adapazarı, Tosya ve Erzincan üstünden Van Gölü kuzeyine kadar uzanır.
Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF): Hatay grabeninden adım atar, K. Maraş, Adıyaman, Malatya ve Elazığ ovalarından geçerek Bingöl’e kadar sokulur.
Batı Anadolu Fay Hattı (BAF): Ege Bölgesi’nde, kuzeyden güneye doğru uzanan çok sayıdaki fay hatlarından oluşur.
Fay hatları, yer kabuğunun zayıf ve hareket halindeki bölgeleridir. Volkanik sahalar, genç kıvrım dağları ve zelzele alanlarının uzanışı fay hatlarıyla paralellik gösterir.
B. KITA OLUŞUMU HAREKETLERİ (EPİROJENEZ)
Kara ve denizlerde düşey doğrultudaki alçalma yükselme hareketlerine epirojenez denir. Başka bir ifade ile, yer kabuğunun geniş alanlı yaylanma hareketleridir.
Değişik yoğunluktaki yer kabuğu parçaları manto üstünde dengeli bir halde dururlar. Bu vakaya izostazi, dengeye ise izostatik denge denir. Herhangi bir yerde epirojenez vakasının olabilmesi için, izostatik dengenin bozulması gereklidir.
İzostatik dengeyi bozan yukarıdaki vakalar sonucu karalar hafiflemekte ve yükselmektedir. Karalar yükselince deniz seviyesi gerilemekte, deniz altındaki alanlar kara haline gelmektedir. Bu şekilde, deniz seviyesinin alçalması vakasına regresyon denir.
Karalardaki, lAvlar, birikmeler, buzullaşma, vb. vakalar sonucunda da karaların yükü artmakta ve ağırlaşarak ya da iç kuvvetlerin etkisiyle çökmektedir.
Bu alçalma sonucunda denizler karalara doğru ilerlemekte ve kara parçaları sular altında kalmaktadır. Bu şekilde, deniz seviyesinin yükselmesi vakasına da transgresyon adı verilir.
Epirojenik hareketlere örnek olarak, İskandinav Yarımadası ve Kanada verilebilir. Buzul çağlarında buralarda 1 - 2 km genişliğinde bir buz tabakası vardı. Sonradan buzullar eriyince, karaların üstündeki yük azaldı ve mağmaya doğru gömülen bu kara parçaları yine yükselmeye başladı. Bu yükselme, günümüzde de yavaş yavaş devam etmektedir.
Epirojenik hareketler, Türkiye’de de olmaktadır. Anadolu milyonlarca senedir yükselmekte, buna karşılık Karadeniz ve Doğu Akdeniz havzaları çökmektedir. Buna bağlı olarak, çukurova Havzası ile Ergene Ovası süratli bir çökme içine girmişler ve tortulanma alanı olmuşlardır.
C. VOLKANİK HAREKETLER (VOLKANİZMA)
Yer’in derinliklerinde bulunan mağmanın, yerkabuğunun zayıf kısımlarından yeryüzüne doğru yükselmesine volkanizma denir.
Katı, sıvı ya da gaz halindeki maddelerin yeryüzüne çıkmış olduğu yere volkan ya da yanardağ, bu maddelerin çıkışına da püskürme denir. Püskürdüğü malum volkanlar etkin volkanlar, püskürdüğü bilinmeyen volkanlar da sönmüş volkanlar olarak adlandırılır.
Volkanlardan çıkan akışkan maddelere lav, katı maddelere de volkan tüfü (proklastik maddeler) denir. Lavların ve tüflerin yeryüzüne çıkmak için izledikleri yola volkan bacası adı verilir. Yüzeye çıkan lav ve tüfün oluşturduğu yer şekline volkan konisi, koninin tepe kısmındaki çukur kısmına da volkan ağzı (krater) denilmektedir.
Kraterlerin patlamalar ya da çökmelerle genişlemiş şekillerine kaldera denir. Volkanların şekli ve püskürme özellikleri çıkardıkları maddelere göre değişiklik gösterir. Volkanik etkinlikler kimi zaman yalnızca gaz patlaması şeklindedir. Bu durumda patlama çukurları oluşur. İç Anadolu’da Karapınar ve Nevşehir dolaylarında bu tür patlama çukurları yaygındır. Bu patlama çukurları maar olarak adlandırılır.
Türkiye’deki Volkanik Sahalar
Doğu Anadolu Bölgesi’nde; Büyük Ağrı, Minik Ağrı, Süphan, Tendürek ve Nemrut dağları
İç Anadolu Bölgesi’nde; Erciyes, Hasandağı, Melendiz, Karadağ, Karacadağ ve Karapınar çevresi
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde; Karacadağ
Kuzeybatı Anadolu’da; Köroğlu Dağları
Akdeniz Bölgesi’nde; Hatay yakınında Hassa çevresi
Ege Bölgesi’nde; Kula (Manisa) çevresi
D. SEİZMA HAREKETLERİ (DEPREMLER)
Yerkabuğundaki herhangi bir sarsıntının, çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki hareketine zelzele denir.
1. Volkanik depremler
Volkanik püskürmeler esnasında görülen ve tesir alanları dar olan depremlerdir.
2. Çöküntü (Göçme) depremleri
Kayatuzu, jips, kalker şeklinde kolay eriyebilen karstik sahalarda, zaman içinde yer altında büyük boşluklar oluşur. Bu boşlukların üstü bir süre sonra çökerse sarsıntılar oluşur. Tesir alanları en dar olan depremler bunlardır.
3. Tektonik (Dislokasyon) depremler
Yer kabuğunun derinliklerinde tazyik ve gerilimler sonucu, katmanların yer değişiklik yapma, oynama ve kırılma şeklinde hareketlerinin ortaya çıkardığı sarsıntılardır. Tesir alanları en geniş olan ve en fazlaca hasara yol açan depremler bunlardır.
Depremin, yerin içinde oluştuğu kısmına iç merkez (hiposantr) denir. Depremin yeryüzüne en kısa yoldan ulaşmış olduğu yere de dış merkez (episantr) denir. Zelzele bilimi sismoloji, zelzele sertliğini ölçen alet de sismograf olarak adlandırılır.
Depremlerin ne kadar güçlü bulunduğunu belirlemek için iki türlü ölçek kullanılır.
Richter (Rihter) ölçeği
Mercalli - Sieberg ölçeği (Şiddet Iskalası)
Mercalli - Sieberg ölçeği sarsıntının yol açmış olduğu zarar ve değişikliklere nazaran düzenlenmiştir. Richter ölçeği ise, iç merkezde depremle boşalan enerjinin ölçülmesi esasına dayanır. Zelzele esnasında boşalan bu enerjiye depremin büyüklüğü (magnitüdü) denir.
Pasifik Okyanusu, Japonya çevresi, Antil Adaları, Doğu Hint Adaları, Akdeniz çevresi ve ABD kıtalarının batı kesimleri yeryüzünde depremlerin en fazlaca olduğu alanlardır.
Buna karşılık, eski jeolojik devirlerde oluşan Doğu Avrupa, Kanada, Sibirya, Grönland Adası, Avustralya ve İskandinav Yarımadası’nda nerede ise asla zelzele olmamaktadır.
Türkiye’deki Zelzele Alanları
Türkiye nüfusunun % 60'a yakını, etkin olan ve zarar verebilen zelzele alanları üstünde yerleşmiştir.
Daha ilkin görülen Erzurum, Erzincan, Van, Bolu, çankırı, Tokat, Adapazarı, Kütahya, Burdur, Lice, Bingöl, Dinar, Ceyhan, Gölcük ve Düzce depremlerinin büyük oranda can ve mal yitirilmesine niçin olmasında, bu kentlerin fay hatları üstünde yer almalarının mühim görevi olmuştur.
Konya Ovası, Karaman, Mersin (Taşeli PlAtosu çevresi), Ergene Havzası ve Mardin Eşiği zelzele bakımından tehlikesi azca olan yerlerdir.
YORUMLAR