Yerli ne anlama gelir? Yerli kelimesinin terimler sözlüklerindeki anlamı, deyimler ve birleşik kelimelerin anlamları nedir? Yerli 1. Taşına...
Yerli ne anlama gelir? Yerli kelimesinin terimler sözlüklerindeki anlamı, deyimler ve birleşik kelimelerin anlamları nedir?
Yerli
1. Taşınamayan, başka yere götürülemeyen
“Yerli dolap. Yerli sedir.”
2. Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan
“Yerli halıları gördüm, koyu sıcak kırmızılarla diri maviler ağır basıyordu.” – B. R. Eyuboğlu
3. Belli bir bölgede yetişen, otokton
“Yerli muz. Yerli meyve.”
4. Bir yerin ilk sakini olan, otokton
5. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan
“Daha önceki gidişinde kendini yerli halka sevdirmişti.” – E. C. Güney
6. Amerika, Avustralya ve Afrika’nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad
“Yerli dolap. Yerli sedir.”
2. Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan
“Yerli halıları gördüm, koyu sıcak kırmızılarla diri maviler ağır basıyordu.” – B. R. Eyuboğlu
3. Belli bir bölgede yetişen, otokton
“Yerli muz. Yerli meyve.”
4. Bir yerin ilk sakini olan, otokton
5. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan
“Daha önceki gidişinde kendini yerli halka sevdirmişti.” – E. C. Güney
6. Amerika, Avustralya ve Afrika’nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad
1. Taşınamayan, başka yere götürülemeyen
“Yerli dolap. Yerli sedir.”
2. Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan
“Yerli halıları gördüm, koyu sıcak kırmızılarla diri maviler ağır basıyordu.” – B. R. Eyuboğlu
3. Belli bir bölgede yetişen, otokton
“Yerli muz. Yerli meyve.”
4. Bir yerin ilk sakini olan, otokton
5. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan
“Daha önceki gidişinde kendini yerli halka sevdirmişti.” – E. C. Güney
6. Amerika, Avustralya ve Afrika’nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad
“Yerli dolap. Yerli sedir.”
2. Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan
“Yerli halıları gördüm, koyu sıcak kırmızılarla diri maviler ağır basıyordu.” – B. R. Eyuboğlu
3. Belli bir bölgede yetişen, otokton
“Yerli muz. Yerli meyve.”
4. Bir yerin ilk sakini olan, otokton
5. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan
“Daha önceki gidişinde kendini yerli halka sevdirmişti.” – E. C. Güney
6. Amerika, Avustralya ve Afrika’nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad
yerli dolap
Gömme dolap
Gömme dolap
yerli yersiz
1. Uygun zamanı olup olmadığı düşünülmeden
2. Ulu orta
“Sağa sola yerli yersiz sataşıyordu.” – K. Korcan
2. Ulu orta
“Sağa sola yerli yersiz sataşıyordu.” – K. Korcan
1. Uygun zamanı olup olmadığı düşünülmeden
2. Ulu orta
“Sağa sola yerli yersiz sataşıyordu.” – K. Korcan
2. Ulu orta
“Sağa sola yerli yersiz sataşıyordu.” – K. Korcan
baba yerli
Baba yerliliğe ilişkin olan, baba yerliliğe dayanan
Baba yerliliğe ilişkin olan, baba yerliliğe dayanan
yerli malı
Ülkede yetiştirilen veya üretilen sebze, meyve veya malların hepsi
Ülkede yetiştirilen veya üretilen sebze, meyve veya malların hepsi
yerli yerinde
1. Eskiden olduğu yerde
2. Uygun, yakışır bir biçimde, gerektiği gibi
2. Uygun, yakışır bir biçimde, gerektiği gibi
1. Eskiden olduğu yerde
2. Uygun, yakışır bir biçimde, gerektiği gibi
2. Uygun, yakışır bir biçimde, gerektiği gibi
Kendine ait olan yere
“Şiirde biçim, gerekli parçaların yerli yerine konmasıdır.” – B. Necatigil
“Şiirde biçim, gerekli parçaların yerli yerine konmasıdır.” – B. Necatigil
YORUMLAR