KÂHİN a. (ar kâhin). 1. Antik. Kendisine başvuranlara cevap veren tanrı, tanrıça ya da insan. (KEHANET.) 2. Bir takım durumlarda v...
KÂHİN a. (ar kâhin).
1. Antik. Kendisine başvuranlara cevap veren tanrı, tanrıça ya da insan. (KEHANET.)
2. Bir takım durumlarda ve belli başlı gereçlerin yardımıyla geleceği öngörme ve geçmişi canlandırma gücüne haiz şahıs. (Bk. ansikl. böl.)
3. Kâhin değilim, bana söylenmeyen bir şeyi bir şey diyemem, anlaşılmayanı anlayamam. || (Bir şeyi) idrak etmek için kâhin olmak koşul değildir, kâhin olmak gerekmez, bir şeyin kolayca anlaşılabileceğini bundan dolayı hususi bir uğraş gerekmediğini söylemek için söylenir.
—Esk. Rom. - AUGUR.
—isi. Bilhassa cahiliye devrinde kâhinlerin gaip.hakkında bilgilerle verdikleri haberlerin vecit durumdayken içlerine doğan ilhamlara dayandığına, daha çok geceleri, başkalarına kapalı olan gizli saklı ve gelecekle ilgili bilgilerin onlara malum olduğuna inanılırdı. Gene inanca bakılırsa bu bilgi ve ilhamların membaı, cin ya da şeytandı; bundan dolayı bilgilerin aslolan sahipleri kâhinler değildir, onların ağzından konuşan ve tâbi, haiz (dost), veli (arkadaş), rai (görücü) şeklinde adlarla anılan bir cin ya da şeytandı.
Kâhinler, çoğu zaman kısa, kafiyeli, karmaşık, gizemli ve üstü kapalı sözlerle konuşurlardı. Sık sık "yet, gökâ€, “ışık, karanlık", “sabah, akşam" şeklinde karşıt kavramlar, türlü nebat ve hayvan türleri üstüne yemin ederlerdi. Halk, gelecek ile ilgili merak ettikleri konulmuş olan, bilhassa yitiklerini, bilinmeyen katilleri, rüyaların eş anlamlılarını, çocuklannın geleceklerini kâhinlere sorardı. Kâhinlerin bir benzeri olan arraftann da (biliciler) oiaylanın her insanın sezemeyeceği sebeplerini, ilişkilerini kavrama kabiliyetinte olan deneyimli kişiler olduklanna inanılırdı.
Kâhinlerin halk üstünde olmasıyla birlikte yöneticiler üstünde de büyük tesirleri ve saygınlıkları vardı. Devlet ya da kabile ile ilgili problemler kendilerine danışılır; savaşla ilgili son kararları onlar verirlerdi. Devlet yöneticilerinin, kabile ve aşiretlerin hususi kâhinleri vardı.
Kâhinlerle ilgili bu inançlar, en başta İslam dininin birleştirme (Tanrı'nın birliği) ilkesiyle çatıştı. İslam dinine bakılırsa Allah'tan başkası aşkın bir bilgi ve güce haiz olması imkansız. O, yalnız özvarlığı (zat) bakımından değildir, sıfatları bakımından da tek ve benzersizdir: “O'ndan başkası gaybı bilemez†(VI, 59). Kuran'da Hz. Muhammet'in dahi içtenlikle "Size Allah'ın hâzineleri bana ait yanımdadır demiyorum; ben melek değilim; size, gaybı bilirim de demiyorum" (VI, 10; IX, 21) söylediği belirtilir İslam dini aynca cenk ve banş ile ilgili tüm uygulamaları fıkıh bilgisiyle tanzim etme ilkesini getirdi. Bu vaziyet, kâhinlikle ilgili batıl inanç ve hurafelerin giderek ortadan kalkmasına, kâhinlerin saygınlıklarını yitirmelerine yol açtı.
1. Antik. Kendisine başvuranlara cevap veren tanrı, tanrıça ya da insan. (KEHANET.)
2. Bir takım durumlarda ve belli başlı gereçlerin yardımıyla geleceği öngörme ve geçmişi canlandırma gücüne haiz şahıs. (Bk. ansikl. böl.)
3. Kâhin değilim, bana söylenmeyen bir şeyi bir şey diyemem, anlaşılmayanı anlayamam. || (Bir şeyi) idrak etmek için kâhin olmak koşul değildir, kâhin olmak gerekmez, bir şeyin kolayca anlaşılabileceğini bundan dolayı hususi bir uğraş gerekmediğini söylemek için söylenir.
—Esk. Rom. - AUGUR.
—isi. Bilhassa cahiliye devrinde kâhinlerin gaip.hakkında bilgilerle verdikleri haberlerin vecit durumdayken içlerine doğan ilhamlara dayandığına, daha çok geceleri, başkalarına kapalı olan gizli saklı ve gelecekle ilgili bilgilerin onlara malum olduğuna inanılırdı. Gene inanca bakılırsa bu bilgi ve ilhamların membaı, cin ya da şeytandı; bundan dolayı bilgilerin aslolan sahipleri kâhinler değildir, onların ağzından konuşan ve tâbi, haiz (dost), veli (arkadaş), rai (görücü) şeklinde adlarla anılan bir cin ya da şeytandı.
Kâhinler, çoğu zaman kısa, kafiyeli, karmaşık, gizemli ve üstü kapalı sözlerle konuşurlardı. Sık sık "yet, gökâ€, “ışık, karanlık", “sabah, akşam" şeklinde karşıt kavramlar, türlü nebat ve hayvan türleri üstüne yemin ederlerdi. Halk, gelecek ile ilgili merak ettikleri konulmuş olan, bilhassa yitiklerini, bilinmeyen katilleri, rüyaların eş anlamlılarını, çocuklannın geleceklerini kâhinlere sorardı. Kâhinlerin bir benzeri olan arraftann da (biliciler) oiaylanın her insanın sezemeyeceği sebeplerini, ilişkilerini kavrama kabiliyetinte olan deneyimli kişiler olduklanna inanılırdı.
Kâhinlerin halk üstünde olmasıyla birlikte yöneticiler üstünde de büyük tesirleri ve saygınlıkları vardı. Devlet ya da kabile ile ilgili problemler kendilerine danışılır; savaşla ilgili son kararları onlar verirlerdi. Devlet yöneticilerinin, kabile ve aşiretlerin hususi kâhinleri vardı.
Kâhinlerle ilgili bu inançlar, en başta İslam dininin birleştirme (Tanrı'nın birliği) ilkesiyle çatıştı. İslam dinine bakılırsa Allah'tan başkası aşkın bir bilgi ve güce haiz olması imkansız. O, yalnız özvarlığı (zat) bakımından değildir, sıfatları bakımından da tek ve benzersizdir: “O'ndan başkası gaybı bilemez†(VI, 59). Kuran'da Hz. Muhammet'in dahi içtenlikle "Size Allah'ın hâzineleri bana ait yanımdadır demiyorum; ben melek değilim; size, gaybı bilirim de demiyorum" (VI, 10; IX, 21) söylediği belirtilir İslam dini aynca cenk ve banş ile ilgili tüm uygulamaları fıkıh bilgisiyle tanzim etme ilkesini getirdi. Bu vaziyet, kâhinlikle ilgili batıl inanç ve hurafelerin giderek ortadan kalkmasına, kâhinlerin saygınlıklarını yitirmelerine yol açtı.
Kaynak: Büyük Larousse
Rüyada Bilici Görmek
kâhin
isim (kâ:hin) Arapça
1 . Doğaüstü yollardan gizli saklı, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme iddiasında bulunan kimse:
"F. R. Atay'a bu mücadeleyi kazanacağımızı kâhinler haber vermediler."- O. S. Orhon.
2 . Yahudilerin ulularına verdikleri isim:
"Yahudiler kendi din resilerine kâhin diyorlar."- R. E. ünaydın.
isim (kâ:hin) Arapça
1 . Doğaüstü yollardan gizli saklı, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme iddiasında bulunan kimse:
"F. R. Atay'a bu mücadeleyi kazanacağımızı kâhinler haber vermediler."- O. S. Orhon.
2 . Yahudilerin ulularına verdikleri isim:
"Yahudiler kendi din resilerine kâhin diyorlar."- R. E. ünaydın.
kâhin ingilizcesi
- soothsayer, diviner, seer, oracle
Rüyada Bilici Görmek
YORUMLAR